Şamil Tayyar: YSK sansür kurulu gibi çalışıyor

A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Ak Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar Ergenekon Davası’nın gerekçeli kararını değerlendirdi.

Eski Genelkurmay Başkanı ve Ergenekon Davası hükümlüsü İlker Başbuğ’un “ciddiye almıyorum” tepkisini gülümseyerek “Ben de onu ciddiye almıyorum” sözleriyle yorumladı. Tayyar, Yüksek Seçim Kurulu’nun A Haber’e verdiği yayın durdurma cezasını ise “YSK sansür kurulu gibi çalışıyor” sözleriyle yorumladı.

BEN DE BAŞBUĞ’U CİDDİYE ALMIYORUM
“Ben de Başbuğ’un açıklamalarını ciddiye almıyorum, Çünkü Başbuğ bir darbe davasında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış bir isim. Bir kategorik yaklaşımla değerlendireceksek, hakkında en ağır iddiaların ve en önemli bilgi ve belgelerin olduğu isim. Başbuğ’un böyle bir açıklama yapması acziyetinden kaynaklanıyor. Burada eleştirilmesi gereken konu, Başbuğ’un özel yetkili mahkemede değil, Yüce Divan’da yargılanması gerekiyordu. İster Mansur Yavaş, ister Meral Akşener isterse İlker Başbuğ olsun, hangi ismi gündeme getirirlerse getirsinler, Başbakan Erdoğan Köşk’e aday olursa ona alternatif yaratabileceklerini düşünmüyorum.

YSK SANSÜR KURULU GİBİ
Tamamen seçim öncesi susturmaya yönelik bir sansür girişimi. düşünün ki Twitter’da insanlar istedikleri gibi hakaret edebiliyor, iftira atabiliyor, küfredebiliyorlar, hukuk dışı yayınları servis edebiliyor. Bunlar hukuk kurallarına tabi değil ama gazete ve televizyonlar hukuk kurallarına tabi. Bunlar geniş yorumlanarak sansür olarak uygulanabiliyor ve aydınlar, entelektüeller sokağa dökülmüyorlar. Bunun basın özgürlüğünü engellediğini söylemiyorlar. İftiranın kol gezdiği Twitter’a geçici engellemeyi bile bir ifade özgürlüğünü engelleyici tavır olarak değerlendiriyorlar.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/04/04/samil-tayyar-ysk-sansur-kurulu-gibi-calisiyor

Yusuf Ziya Cömert: Seçim sanal ortamda olsa farklı olurdu

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katıldı.

Cömert; sosyal medyada seçim yapılsaydı oradaki arkadaşların düşündüğü şekilde sonuçlanabilirdi. Muhtemelen chp önde giderdi belki BDP farklı olurdu. Enterasan şeyler olabilirdi ama bunların nufusu çok az dedi.

Cömert, seçim sonuçunda halkın, “Ben yolsuzluğu sevmiyorum ama darbeyi hiç sevmiyorum” dediğini söyledi.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/webtv/videoizle/secim-sanal-alemde-olsa-farkli-olurdu–yusuf-ziya-comert

 

Prof. Dr Yasin Aktay: Manşetler psikolojik hastalığa işaret ediyor!

A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Aktay, bazı gazetelerin seçim sonrası attığı manşetler için “psikolojik bir rahatsızlığa işaret ediyor, tedavi edilmesi gerekir” yorumunu yaptı.

Adsız

BAŞBAKANIMIZIN CUMHURBAŞKANI YOLU KAPALI DEĞİL
Kirli ittifaklara karşı halkın verdiği kırmızı karttır. Sayın Başbakanımız takdir ederlerse onun için Cumhurbaşkanı olma yolu hiç kapalı olmadı. 10 Ağustos tarihinde yapılacak seçimlerin , aday göstermemize birkaç ay var, Sayın Başbakanımız olduğu takdirde kendi grubu kendini destekleyecek.

CHP’DE BÖYLE BİR AKIL YOK, CEMAAT AKLINA BAŞVURDULAR
Tabandaki buluşma tavanda yakınlaşmaya da yol açabiliyor. Cemaat ile CHP arasındaki makasın da kapalı olduğunu öğrenmiş olduk. Mansur Yavaş ve Sarıgül’ün CHP’den aday gösterilmesinde cemaat aklı ve stratejisi olduğunu düşünüyorum. CHP’de böyle bir akıl olduğunu düşünmüyorum. Pensilvanya’nın stratejik aklına bağlanıldığını görüyoruz. Bu akıl etkili oldu. Mansur Yavaş’ın aday olması karşılığında MHP’liler CHP’yi tercih etti. Bu Sayın Bahçeli’nin rızası ile mi oldu yoksa kendi partisini bile yönetemez hale mi geldi gibi soruları da sorduruyor.

MANŞETLER PSİKOLOJİK HASTALIĞA İŞARET EDİYOR
Bir günlük bir manşet ile teselli arayan sefil manşetler olarak değerlendirmek istiyorum. Bu teselliyi insan bir günlüğüne arıyorsa her bakımdan iflas etmiştir. Hiçbir umudu kalmamıştır. Manipülasyondan ibaret olduğunu düşünmüyorum. Cidden tedavi edilmesi gereken bir durum. Tanık olduğum bu refleksi sağlıklı bulmuyorum ciddi bir rahatsızlık var ortada.

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN:

Ebubekir Sofuoğlu: Başbakan gaz verilerek öldürülmeye çalışıldı!

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan tarihçi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu 31 Mart 1909 ile 17 Aralık sürecinde benzerlikler olduğunu öne sürdü. Başbakan Erdoğan’ın 2006’da arabasına gaz verilerek, uydudan arabasının kapıları kilitlenerek öldürülmek istendiğini iddia etti.

2016′da Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yenileneceğini hatırlatarak “Başbakan istenilen sözleşmeye imza atmayacaktır” dedi. 31 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunun altını çizen Sofuoğlu Başbakan Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayanları eleştirerek “Aptal aydınlar Başbakan’ın ufkunu anlamıyor” ifadesini kullandı.

Adsızsof

31 MART İLE 17 ARALIK ARASINDA PEK ÇOK PARALELLİK VAR
Bugün yaşanan olaylar 31 Mart’a çok benziyor. Tek 31 Mart değil. Küresel güçler siz güçlendikçe sizin ayağınızı tökezletmekten vazgeçmez. Osmanlı tarihinde kesintiler olmuş. Padişahlardan bağımsız düşünürsek sadece padişahlar dersek Fatih, Yavuz Kanuni geliyor. Çok büyük sadrazamlar geçmiş Osmanlı tarihinden. Başbakan’ın konumu bugün Sadrazamlık konumu. Osmanlı tarihinde büyük devlet adamları pasifize edilip ortadan kaldırıldıktan sonra bir yenisi gelene kadar Osmanlı büyümesini durdurdu. 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra 42 yıl beklendi. Osmanlı tökezletildi bu tür operasyonlarla. Başka bir örnek, Gedik Ahmet Paşa, muhteşem bir sadrazam, Kırım’ı almış, Otranto’yu almış, ne yazık ki 1482′de öldürülmüş, Yavuz gelene kadar bekledi Osmanlı Sokullu Mehmet Paşa muhteşem bir sadrazamdır, ufukların sadrazamıdır. Karadeniz ve Hazar’ı birleştirme projesi vardır, çalışmayı başlatmış, Süveyş’i açtırmak istemiş, Mursi’yi de bu açıdan değerlendirebiliriz. Cebeli Tarık Boğazı’na ulaşmış, Arap Baharı’nın geçtiği yerlere nüfuz etmiş ve öldürülmüş. Liderler kolay gelmiyor. Sokullu’dan sonra Köprülüler gelmiş 27 yıldır. Bürokrasi en kudretli sadrazamı Merzifonlu’yu öldürtmüş. Osmanlı bir 150 yıl dört devletle savaşmış Merzifonlu’dan sonra. Liderler pasifize edilirse o devlet bekleyecek. Birebir baktığınızda o kadar çok denk düşen noktalar var ki. Abdulhamit’e diktatör deniyordu. Abdulhamit’e isyan Taksim’de başladı. Gezi Parkı’nı unutmayın.Diktatör diyenler asıl diktatörü sonra gördüler. Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok cinayetleri bu dönemde mi oldu, asit kuyuları bu dönemde mi oldu. Abdulhamit’in bir kişiyi öldürdüğü vaki değildir. Abdulhamit en azıllı muhaliflerini cebine para koyup Avrupa’ya gönderdi. İttihat Terakki iktidara gelince faili meçhuller, idamlar olmuştur. Diktatör nasıl olunur İttihat Terakki gösterdi.

ABDULHAMİT DÜŞÜRÜLDÜ, KURŞUN ATMADAN 5 DEVLET KAYBEDİLDİ
Şimdi 31 Mart İsyanı tezgahlandığında, 2. Meşrutiyet’in ilanı için 30 yıl Abdulhamit ile uğraşıldığında bekledikleri hürriyet, kardeşlik, eşitlikti. Meşrutiyet ilan edilirse ülkede birlik bütünlük sağlanacaktı. Bunlarla Jön Türk kongrelerini yaparken Taşnak Sutyün gibi terör örgütleriyle kongre yaptılar. Derler ki biz bütünlüğü sağladık. Abdulhamit’in arabasına bomba koyan terör örgütleriyle işbirliği yaptılar. Prens Sabahattin, Ahmet Rıza grubu ile ayrılığa düştüler. Tüm hedef Abdulhamit’i düşürmekti. Sonra ne oldu, İkinci Meşrutiyet ilan edilir edilmez, tek kurşun atılmadan, 5 devlet toprağı kaybedildi.Girit, Kıbrıs, Bosna, Doğu Rumeli. 1908′e kadar biz Adriyatik’e kıyısı olan devlettik.

BU BAŞBAKAN’A 2016′DA MONTRÖ’YÜ İMZALATAMAZLAR
Abdulhamit tahta çıkar çıkmaz onların istediği padişah olmadığı anlaşılınca borcunu bir defada ödeyeceksin tek şartımız Mithat Paşa’yı affetmeniz dediler. Mithat Paşa üzerine niye düşüyorlar? Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması yakınlaşıyor 2016, Kırım Ruslarca ilhak edildi. Bunlar tesadüfi değil. Bir müteahhit bir arsayı beğenir, satın alır, arsa sahibi satmak istemez, bu satmıyor ama çocuğu satmak istiyor. Der ki ben bunun babasını öldürürsem ben bu araziyi alırım der. Abdulhamit ülkeyi Birinci Dünya Savaşı’na sokmayacaktı. Mithat Paşa ülkeyi 93 Harbi’ne soktu. Abdulhamit sokmayacaktı. Birinci Dünya Savaşı öncesi Mithat Paşa muktedirdi, ülkeyi savaşa sokacak kişiyi aradılar. Almanlar ülkeyi savaşa sokacak kişiyi iktidara getirmek istedi. Abdulhamit ülkeyi Birinci Dünya Savaşı’na sokmayacağı için düşürüldü. 2016′da Montrö Anlaşmasını bu Başbakan’a imzalatamazlar. Rusya’nın sıcak denizlere inme manevrasıdır. resmin büyüğünü göremezseniz kaybedersiniz. Ortadoğu kaynakları Türkiye’ye akıyor. Kaynaklar eskiden Amsterdam, Brüksel’e akıyordu. Batı’daki krizleri başka türlü değerlendirmeyin Ağaoğlu’nun ofisinden açıklama yapıldı, şunu diyor, “iki üç günlük gözaltı sürecinde Ağaoğlu ofisinden üç dört milyar Dolar ya da Euro değerinde satış yapıldı” Ortadoğu’ya. Ağaoğlu gibi işadamları Ortadoğu’ya satış yapıp, Ortadoğu’dan sermaye çekiyor. Başbakan bu yüzden tehlikeli. O paralar Avrupa’ya gidiyordu. Yağmurun altında ıslanan araziyi alacak diye El Maktum için kıyamet koparıldı. El Makdum İngiltere’de Kraliçe tarafından karşılandı.
Mursi indirildi çünkü Süveyş’i Türkiye’ye kullandıracaktı. Abdulnasır, Süveyş’i millileştirdi, savaş açıldı kendisine. Süveyş şah damarıdır. birinci Dünya Savaşı Süveyş yüzünden çıkmıştır. Abdulhamit Hicaz Demiryolu ihalesini Almanya’ ya verince İngiltere Süveyş’i işgal etti. Mursi’yi bundan bağımsız düşünemeyiz. istediğiniz kadar fabrikanız olsun, satamazsanız olmaz. Başbakan da bunu yaptı artık satacak imkanlara kavuşacaksınız. Toros tünelleri, Hicaz Demiryolları bugün yapılanlara bakın, hızlı trenler, bölünmüş yollar, yollar ticaret için önemli.

APTAL AYDINLAR BAŞBAKAN’IN UFKUNU ANLAMIYOR
Başbakan’ın aptal aydınlar tarafından anlaşılamayan ufku, Kanal İstanbul’dur. Panama ikinci kanalı atıyor. Büyük resmi görmeyip “rüşvet yolsuzluk” diyorlar. Neresi rüşvet yolsuzluk? Ülke kuşatılmış halde. Genelkurmay, Cumhurbaşkanılğı Başbakanlık dinleniyor. Senin dik duran bir liderin var. Davos neyi ifade ediyor, Türkiye’nin onurunu, haysiyetini ifade eden bir Başbakan var. Yunan gazetesi bile “bunu birisi İsrail’e yapmalıydı” diye yazdı. Diplomasi kuralları efendi ülkelere şöyle itaat edeceksiniz denilen teşrifat kuralıdır. İsrail uluslararası Madrid Görüşmeleri’ni “Cumartesi benim Şabat’ım” deyip çekip gidiyor.

BAŞBAKAN ANA CADDEDE BİR YÜRÜDÜ O İŞ BİTTİ
Arap Baharı bir projedir. Condoliza Rice’ın makalesini okuyun. 22 ülkenin rejimleri, coğrafyası, sınırları değişecek. Washington Post’a yazmış. İngiltere Mursi’yi o yüzden devirdi. “Arap Baharı” denildi, bu kadar operasyon yapıldı. Başbakan’ın bütün gayretleri Tunus ve Mısır’da Türkiye dostu kişiler seçildi. Türkiye dost elini uzattı. Yunus Emre ve Yurt Dışı Türkler kuruldu. Arap ülkelerinde altı büyükelçilik vardı. Bunun neresi diplomasi? Kırım’da çalıştım bir yıl. Kırım Tatarların Rus mafyası öldürüyordu, Başbakan geldi Kırım’ın ana caddesinde yürüdü o iş bitti. Şimdi Türkiye eski tarihi kodlarını hatırladı. Montrö’yü ihmal etmeyin, Kırım Ruslara hediye edildi. Batı’nın Kırım’ın Ruslarla işgali karşısındaki cümlelerine bir bakın, çok komik. ABD, Ukrayna’da daha fazla ileriye gitme diye açıklama yapıyor. Ruslar Güney’e iniyor. Türkiye tarihi kodlarını hatırladığı için. Mursi iktidarda kalsaydı, Suriye Türkiye’nin istediği gibi dönüşseydi ne olacaktı? Sizinle işbirliği yaparlarsa bütün Arap ülkeleri buna uyar. Batılılar bunu iyi bildiği için Dubai’de bu ülkenin ileri gelenlerini toplayıp, “Türkiye güçlenirse sizin petrollerinizden pay alır” dendi. Türkiye’nin güçlendiğini Türkiye’dekiler göremiyor. Başbakan gibi bir lider kaybedilirse Türkiye içine kapanacak.

BAŞBAKAN ARABASINA GAZ VERİLEREK ÖLDÜRÜLMEYE ÇALIŞILDI
Bu hadiselerin rüşvet ve yolsuzlukla ilgisi olmadığı açık . MİT tırlarına yapılan operasyonla rüşvet ve yolsuzluğun ne ilgisi var. Bu ülkenin başbakanı arabasında öldürülmeye çalışılmadı mı? Niye öldürmeye çalıştınız? Arabası uydudan kilitlendi ve gaz verildi ve arabasının camı balyozla kırıldı. Büyük bir şanstı. 60 saniye sonra Başbakan’a ulaşılsaydı Başbakan ölmüş olacaktı. MİT tırlarına yapılan saldırın rüşvet ve yolsuzlukla ne ilgisi var. CIA aracına operasyon yapılabilir mi?

O kadar aptal var ki karşımızda. Rüşvet Yolsuzluk diyor, MİT tırları ile alakasını kur. IHH deposuna yapılan baskınla ne ilgisi var. Buyrun bunu anlatın. Dışişleri Bakanlığı’nın dinlenmesinin rüşvet ve yolsuzlukla ne alakası var. İçine kapanacaksın, liderin kaybolacak. Bir öğretim görevlisiyim, tarihte bunları çok gördüm. Bir Sokullu Paşa’nın daha kaybına bu milletin tahammülü yok. Ey sevgili vatanseverler, çıkartmalar yapıştırıyorsunuz, bu vatan değil mi, bu kuşatılma değil mi? Argela Merkel’e de yapıldı. Başbakan’ın miting miting bağırıp söylemeye çalıştığı buydu. Sözüm ona bazı aydınlar Başbakan’ın üslubunu aşırı buluyoruz. Herkes size saldırıyor Başbakan’ın psikolojisini düşünün. Niye Başbakan bu kadar agresif, herkes size saldırıyor, sessiz sakin konuşacaksınız. Dinleme olayı Başbakan’ın haklı olduğunu ortaya koyuyor. Feryat ediyor. 31 Mart öncesinde Abdulhamit çok uyardı. 31 Mart isyanında aydınlar Abdulhamit aleyhinde yürüdü. Millet artık bu küresel operasyonu anladı. Tahttan indirilme fermanını, gayrimüslimler verdi, bu kadar zulüm olur mu? Emanuel Karasu kimdi biliyor musun, padişahın huzuruna gelen, Filistin ile teklif getiren kişiydi. Bu 31 Mart çok önemli..

HABERİ İZLEMEK İÇİN

http://www.ahaber.com.tr/webtv/videoizle/sofuoglu-basbakan-gaz-verilerek-oldurulmeye-calisildi

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/29/basbakan-gaz-verilerek-oldurulmeye-calisildi

Mehmet Fırıncı: Tayyip Erdoğan’ın sesini duyunca içim yandı

Said-i Nursi’nin öğrencilerinden Mehmet Fırıncı A Haber’de katıldığı Kadraj programında Nur Cemaati ile Fethullah Gülen’in yollarının ne zaman ayrıldığını açıkladı.

Fırıncı, Diyarbakır’daki mitingi izlediğini, hizmet için koşturmanın ne olduğunu bildiğini belirterek, Erdoğan’ın sesinin kızılması nedeniyle içinin yandığını, bu duygusunu siyasi anlayan olursa da hakkını helal etmeyeceğini söyledi.

1971′den sonra bir farklılık çıktı onunla. O daha ziyade genel İslami üslup içinde bir hizmet tarzını, Askeri Mahkeme’de muhakeme oldular merhum Bekir Berk Ağabey ile 54 kişi ile orada. Bir kısmı bir buçuk seneye mahkum oldu. Neticede, o mahkemeden sonra bir farklılık çıktı ortaya. Gittikçe o farklılık büyüdü. Bir müddet sonra Risale-i Nur’dan istifade etmeye başladı etrafındakiler. Onlara da Nurcu bize de Nurcu demeye başladılar. Bizim Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri’nin daha farklı bir yöntemle yani şunu diyeceğim, imam hakikatleri noktasında istifade edildi, hizmet prensipleri, düsturları tarafından oraya riayet edilmedi. Biz hakikaten şimdiye kadar sadece genel İslami hizmete, dün Demokrat Parti ondan sonra Adalet Parti şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi biz İslamiyet’e yaptığı hizmetten dolayı, İslam dünyasının gönlünü kazandığı için -, siyasi değil, gönülden. Tayyip Erdoğan’ın da siyasi maksatla davrandığını zannetmiyorum. İnsan kendini bu kadar harap eder mi. Bu sesini duyunca içim yandı. Her şeyini feda eden birisi. Biz de bu yolun yolcusu olduk biraz, ne demek olduğunu hissediyoruz, kusura bakılmasın, Bu açıklamamı siyasi kabul ederlerse hakkımı helal etmem.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/28/nur-cemaati-ile-gulenin-yollari-ne-zaman-ayrildi

Aziz Babuşçu: Sarıgül bir proje çalışmasıdır!

A Haber’de Kadraj programına katılan Ak Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, genel seçim havasında geçen yerel seçim rekabetini değerlendirdi.

Adsız

2007′den beri Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı yapan Babuşcu, 2009′da Kılıçdaroğlu’nun İstanbul adaylık kampanyası ile Sarıgül’ün adaylık kampanyası arasında kıyaslama yaptı.

SARIGÜL SARARIYOR, KARARIYOR, GİTTİKÇE MORARIYOR
Normal bir seçim süreci yaşamadık. Her seçim bizim için olağanüstü hale geldi. Bütün bu bloklaşma ve ötekileştirme çabalarına rağmen referandumda insanlar yüzde 55 oy verdiyse bu Ak Parti’nin oyu hale gelebilir. Genel seçim yüzde 49.5. Yüzde 55′e yaklaştığımız oranda başarılıyız.
Ak Partili bir teşkilat mensubu, Şişli’de, Sayın Sarıgül’ün herhangi bir pankart ya da afişine dokunmuş mu indirmiş mi böyle bir örnek verebilir mi, Sarıgül’ün oğlunun kullandığı araç ile Bakırköy’de oğlunun yanında çalışan iki kişinin bizim adayımızın pankartlarını indirdiğinin karakol zaptı var. Burada yavuz hırsızı oynuyor. Öfkeleniyor, bağırıyor, çağırıyor. Süre yaklaştıkça dövmeye giden bir profil var. Sarıgül sararıyor, gittikçe kararıyor, süre yaklaştıkça kararma morarma ile gidiyor. rakamlar veriyor uçuk. 55 milyar dolar olarak açıkladı Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesini ben bunu 70 milyar’a çıkartacağım dedi. Büyükşehir belediyesinin bütçesi 12 milyar dolar kadardır, nasıl bunu 55 milyar dolara çıkartabiliyorsunuz.

CHP MERKEZİNE GİDEN YOL İSTANBUL’DA KADİR BEY’E YENİLMEKTEN GEÇER
Kılıçdaroğlu 2009′da şunu elde etti, Chp merkezine yürümek İstanbul’da Ak Parti’ye mağlup olmaktan geçer, Kılıçdaroğlu bunu başardı, mağlubiyeti başardı, Sarıgül de bunu tadacak, zaten amacı İstanbul değil, CHP genel Merkezi. Kadir Bey ona da tattıracak. Her ikisi de iftirayı, karalamayı tercih ediyor. Her ikisi de proje konuşmaktan ziyade laf ebeliği ve demagoji ile algı yönetiyor. Kılıçdaroğılu İstanbul’a geldiğinde dosyalarını sallayarak dolaştı. Ankara’da CHP Genel Müdürlüğü’ne oturunca galiba o yolsuzluk dosyaları bitti, dosyasının önünde poz verdiği adam, Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu.

SARIGÜL’Ü KILIÇDAROĞLU BELİRLEMEDİ, HAKKINI YEMEYELİM
CHP’nin İstanbul’da aday belirleme yetkisi de yok, o da ayrı bir şey. mekanizma ve ilişki biçimleri ona dur bakalım, bu adayı istiyoruz dediler ve Sarıgül’ü oraya çıkarttılar. Orada da Kılıçdaroğlu’na haksızlık etmeyeyim, o belirleyemedi çünkü adayını. Sarıgül bir proje çalışmasıdır.

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/27/sarigul-gittikce-morariyor

Nihal Bengisu Karaca: Türköne’ye antipsikopatik öneriyoruz

A Haber’de Kadraj programına katılan gazeteci yazar Nihal Bengisu Karaca, twittera erişim engellendiği için eleştiride bulunanları, Mısır’da 20 dakikalık bir mahkemede idam cezası alanlar için suskun kalmaları nedeniyle eleştirdi.

“Yenikapı’daki meydan saatler öncesinden dolmuş olmasına rağmen bunu göre göre Kılıçdaroğlu Suriye’de angajman kurallarını ihlal eden uçağın düşürülmesine ilişkin bir iddia ileri sürdü. Başbakan üzerindeki sıkıntıları atlatmak için düşürüldü uçak gibi bir argüman sundu. Seçim manevrası olduğu iddia edildi, birçok iddia ve sıkıntıdan kurtulmak için Suriye ile didişmeyi maraza çıkarmayı göze almış bir Başbakan gibi iddialı söylemler kullanıldı. Bugün ya da dündü, Mümtazer Türköne’nin bir yazısı vardı, “seçimlerden sonra Başbakan’ın etrafında kurmayları dağılacak, akıl sağlığı yerinde değil diye teşhis koydu.” Kendisine antipsikopatik öneriyoruz,bu da psikiyatrik bir ilaçtır. Hayal görüyor çünkü. Meydanlara bakması yeterli gerçeği görmesi için.

20 dakikalık bir duruşmadan 529 idam cezası çıktı. 529 kişi darbe karşıtı olduğu için öldürülecek olmalarından daha değerli sayılabilir. uluslararası kamuoyunun normalde demokratikleşme, insan hakları, özgürlüklerle ilgili her kıpırtıyı değerlendirenler, hiçbir fırsatı kaçırmayanların sessizliği bir işaret. Başından beri Mursi göstere göstere bir son olarak, Erdoğan’ı korkutmak, kaçırtmak, teslim olmasını sağlamak için korku dolu son. Yazarlar zaman zaman onurlu duruşlar sergilemiş yazarlardan biri iki hafta önce, ipe giderken seni gördüğümde üzüleceğim, idama karşı olduğum için üzüleceğim ama Allah’ın sopası yok demekten kendimi alamayacağım deyip sonra twitter kapatılınca yeri göğü inleten bir aydın tipimiz var.”

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/25/karaca-turkoneye-antipsikopatik-oneriyoruz

 

Kadir Topbaş: Gölge etmesinler başka ihsan istemez!

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kadir Topbaş projelerini anlattı.

İSKİ’nin trilyonluk yatırımının İl Genel Meclisi’nde CHP’li üyelerce nasıl engellenmeye çalıştığını aktaran Topbaş, gerginleşen yerel seçim atmosferi için adayları nezakete davet etti…

GÖLGE ETMESİNLER BAŞKA İHSAN İSTEMEYİZ!
İSKİ 2014 yılı yatırım programı Meclis’e getirmişi, burada ne diyor, içme suyu ve kanalizasyon projeleri bu bahsettiğim Yenikapı arıtma tesisi projesi bir katrilyonluk eski hesapla 930 trilyon 768 milyon lira 2 katrilyona yakın bütçeyi 2014 yatırım programı olarak Meclis’e getirmişiz kasım ayı İSKİ Genel Kurulu’nda CHP buna ret vermiş ve oy çokluğu ile geçirmişiz. Ne konuşuyor bunlar konuşmaya hakları yok gölge etmesinler başka ihsan istemeyiz.”

TOLERANSLI VE DOĞRULARI DESTEKLEYEN BİR SİYASET GEREK
İnsanlarımız tabi bu atmosferde ortaya çıkan gerginliklerden etkileniyorlar. Biz yerel yönetici olarak da isterdik ki bir demokratik yarış olsun, adaylar birbirimize laf yetiştirmeyelim. Vatandaşa anlatalım. Vatandaş baksın bizimle ilgili karar versin. Güveniyorsa, inanıyorsa, yaptıklarımızı benimsiyorsa ve güven duygusu varsa yetkisini versin. Karşılıklı didişerek kavga ederek, birilerine hoş göreceğine inanmıyorum böyle bir atmosferde yerel seçim atmosferi farklı. Biraz toleranslı hoşgörülü, doğruları destekleyen ve kabul eden bir siyaset gerek, ülkenin bekası şehirlerin geleceği önemlidir.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/21/kadir-topbas-golge-etmesinler-baska-ihsan-istemez-622616506419

Ahmet Keleş Gözyaşları içinde cemaati anlattı

Gülen Hareketi’ne 25 yıl hizmet eden Prof. Dr. Ahmet Keleş, A Haber’de yayınlanan Kadraj programının konuğu oldu.

25 YILINI GÜLEN CEMAATİNE VAKFEDEN İLAHİYATÇI PROFESÖR AHMET KELEŞ, CEMAATİN FİNANS KAYNAK MODELİ OLAN HİMMETİN NASIL TOPLANDIĞINI VE HARCANDIĞINI GÖZYAŞLARI İÇİNDE ANLATTI. EŞİNİN NİŞAN YÜZÜĞÜNE KADAR CEMAATE BAĞIŞLAYAN KELEŞ, BU PARALARLA ABD’DE SEÇİM FİNANSA EDİLİYOR, BU GAYRETTULAH’A DOKUNDU İFADELERİNİ KULLANDI.

Orta Asya’da okullar açtı, Balkanlar’da 160 ülkede okullar böyle açıldı ve bu açılan okullar, bu hizmet bir anda önemli bir gelir kaynağı elde eder kontrol elde eder hale gelince Hoca Efendi’ye saraylar yapanlar devreye girdi. Hoca Efendi’ye villalar bağışlayanlar devreye girdi. Bu iş villa bağışlamaya değer hale geldi, saray yapmaya da değer hale geldi. Biz açken neredeydiniz. Talebeleri koyduğumuz evin altına sereceğimiz kilim yokken neredeydiniz? Kış geldiği zaman sobalara odun koyamadığımız günleri, öğrencilerle kahvaltı yapamadığımız günleri çok iyi biliyorum. Neredeydiniz o zaman? Köşk yapanlara sesleniyorum şimdi Samanyolu TV’de hükümete, Sayın Başbakan’a ağız dolusu küfürler sarf edenleri görünce kahroluyorum. Yere kapanıp diyorum biz bugünler için mi koşturmuştuk  Ahmet Keleş bunun için mi Anadolu’yu adım adım gözyaşlarıyla sulamıştı? Şu ellerimde yüzük yok benim. Samanyolu’nu ilk açtığımız yıldı, ikide bir himmete ihtiyaçları olurdu, biz beşinci kattakiler biz ekstra himmet toplamak için çıktık .ben çeşitli vilayetlerde konuşmalar yapacaktım. bize hakikati anlatacak televizyon lazım, bizim televizyonumuz olmadan Allah’ın adını, Resullah’ın adını dünyaya nasıl duyuracağız diye konuşacaktım hadi gün bugündür ne verecekseniz verin diyecektim ben oraya boş gidemezdim. eşimin nişan yüzüğünü ve çocuklarımın kumbarasındaki parasını mendile sarıp masaya koydum. ben her şeyim budur, veriyorum demiştim. İşte böyle başladı, böyle gelişti, bugünlere gelindi. biz bir gün gelip bugünler unutulacak sonra o toplanan paralar, o gönül sevdalıların evlatlarının rızıkları ile vererek topladıkları paralarla siz gidip ABD’de seçim finanse edeceksiniz, işadamlarına şirin gözükeceksiniz, o gazetenin beriki televizyonun muhabirlere harcayacaksınız. Bu Gayretullah’a dokunmaz mı, işte dokundu bugünleri yaşıyoruz biz

Gülen Cemaati’ne 25 yıl hizmet veren ilahiyatçı Profesör Ahmet Keleş, Berkin Elvan için yayınladığı taziye mesajını da değerlendirdi. Keleş, “sofrasında yemek yediği anneme taziye mesajı göndermeyen Gülen’in bu mesajı gayet net. Samimi bulmuyorum, Alevi vatandaşların da iltifat ettiğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

25 yıl ben ona öyle bir bağlandım öyle bir bağlandım ki hayat arkadaşım eşim görücü usulü evlenmeye gittiğimde evlenme teklif ettiğimde bir şart koştum, bir hayat başlayacağız, “kendini çocuklarımı asla Hoca Efendi önüne koymayacaksın” dedim, böyle evlendim, ardından böyle gittim. 98′de Amerika’ya gitmemişti hayatımın en önemli değeri babamı kaybettim, ardından geçen sene annemi kaybettim, ağabeyimi kaybettim, hepsi hizmet ehli. Beraber koşturduk. Anacığımın sofrasında yemek yemek nasip oldu benim fakirhanemde Fethullah Hoca’ya. Bana baş sağlığı dilemeyen bir insanın Berkin’e başsağlığı dilemesini nasıl anlarsınız, bunun samimi başsağlığı olmasına inanabilir misiniz, ben nasıl yorumlayayım bunu gayet ne. Bu mesajla sayın başbakanın yürüyüşüne duruşuna engel olmak. mesaj bu kadar net. bu ülke insanının bunu görmesi lazım. bu mesaj değil, taziye değil. bir zemini, durumu kendi durduğu yerden siyaseti açısından sayın başbakanla yürüttüğü kavga açısından bir anlam ifade ediyor. Ülkemin alevi vadandaşları, öğrencilerim, yakınlarım dostlarım var ,bu mesaja iltifat edeceklerini düşünmüyorum, samimi değil. Bunu onların yüreklerinin de bildiğine inanıyorum.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/17/gozyaslari-icinde-cemaati-anlatti

Yiğit Bulut’tan Yılmaz Özdil’e: Bu millet senin canına tükürür

A Haber’de Gündem Özel programına katılan başbakan başdanışmanı Yiğit Bulut, Türkiye’de iç savaş çıkartma senaryosu oynandığını söyledi.

A HABER – Vatandaşlara sokağa çıkmayın çağrısı yaptı. Yasa dışı dinlemelerle ilgili ise 7 bin kişinin değil 300 bin kişinin dinlendiğini iddia etti. Bulut, yazısındaki hakaret nedeniyle de Yılmaz Özdil’i çok ağır bir dille eleştirdi. “bu millet senin canına tükürür” ifadesini kullandı.

GENÇLER ÖLÜRKEN KAHVALTILARINDA HAVYAR YİYORLAR
Senaryonun adı Türkiye’de iç savaş çıkartma senaryosu Halkla devleti karşı karşıya getirmek için devletin kendisine emanet ettiği üniformayı kullanarak halka karşı psikolojik harekat düzenliyorlar. Gençler ölüyor, cenazeleri kalkıyor, gençlerin ölebileceği olaylara yol açacak şeyleri kışkırtanlar sabah kahvaltılarında havyar yiyorlar. Gençlerin kanı akıyor onlar yine aynı kahvaltıyı aynı neşe içinde yaparak yollarına devam ediyor.
Borsa’da son on yılda borsadaki varlığı 17 katına çıkan bir işadamı devlete, millete, hükümete karşı insanları isyana teşvik ediyor, gösteri yapacaksanız, benim mağazalarımdan yararlanın diyor. ben isim vermek istemiyorum, bu çok korkunç bir nokta. Duvarın arkasından duvarın önünü yönetmek namertliktir..

TÜSİAD’IN KANARYA SEVENLER’DEN FARKI YOK

Mertsen namertsen bu Türkiye’yi yönetme sevdasında olanların bir parti kurması lazım. TÜSİAD sürekli açıklama yapıyor, sen kimsin senin cebinde paran var diye senin Tophane’deki kanarya sevenler derneğinden ne farkın var.

SOKAĞA ÇIKMAYIN
Sokağa çıkmayın, tekrar ediyorum sokağa çıkmayın ne olursa olsun sokağa çıkmayın birileri sizi provoke ediyorsa arkadaş on beş gün daha bekleyeceğim de, hükümeti sevmiyorsundur, kimse hükümeti sevmek zorunda değil, git sandığa göm.

3 KITADAN 7 BİN DEĞİL 300 BİN KİŞİ DİNLENDİ

7 bin kişi değil, Türkiye ‘de 300 bin kişi dinlendi, direk ve endirekt olarak. İlk defa açıklıyorum, bunlar fiziksel olarak bir yere kaydedilmedi, bu dinlemeler, kurulan bir internet ağı üzerinde yurtdışındaki merkezlere aktarıldı ve o merkezlerdeki süper bilgisayarlar tarafından o konuşmalar ayrıldı. National Security Agency süper bilgisayar kullanır, aynı model Amerika’da değil, Ortadoğu’da , Amerika kıtasında ve Avrupa’da üç merkeze internet üzerinden aktarılan konuşmalar orada süper bilgisayarlarca analiz edildi, bir kısmı montajlanarak yeniden başka konuşmalar türetildi. eğer sanılıyorsa bunlar fiziksel olarak kaydedildi hard diskler söküldü, böyle bir şey yok. bu 300 bin kişi dinlenirken o süper bilgisayarlar konuşmaları ayırarak veri depoladı.

YILMAZ ÖZDİL’E: BU MİLET SENİN CANINA TÜKÜRÜR

Bir devlet görevlisi olarak söylüyorum bu devlet bu kadar boş değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başbakanına “mezarına tükürecekler” diye küfredemezsin. Bunu yazamazsın, bu millet senin canına tükürür. Bu basın özgürlüğü değil, bu devlet sana o gazeteyi yedirir. İstediğin gibi eleştir, sana oy vermeyeceğim de, seni sevmiyorum de ama sen Türkiye Devleti Başbakanına “mezarına tüküreceğim” diye yazamazsın, sen bunu yazarsan, o gazete bunu yayınlıyorsa, bu kadar cüretkar iseniz, Türkiye Cumhuriyeti Devletine kafa tutuyorsanız, tükürülemeyeceğini size öğretecektir.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/15/buluttan-ozdile-bu-millet-senin-canina-tukurur