Prof.Dr Edibe Sözen: Terörle mücadelede sıfır tolerans

AK Parti MKYK Üyesi ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Edibe Sözen, AK Parti’de yeni dönemin şiflerini anlattı. A Haber’de Kadraj programına katılan Prof. Sözen, “Yeni dönemin en önemli özelliği uyum olacak… Aynı zamanda yeni dönem terörle mücadelede sıfır tolerans ve icraat dönemi olacak.” dedi.

“TERÖRLE MÜCADELEDE SIFIR TOLERANS”

Bu her platformda da zaten gerek Cumhurbaşkanımız, gerek Başbakanımız, gerek partili üyelerimiz tarafından sıklıkla gündeme getiriliyor. Yani teröre sıfır tolerans. Bir diğeri sistemin önüne çıkan engelleri ortadan kaldırmak. Başkanlık sisteminin tanımı ileriki günlerde çok daha net bir şekilde ortaya konacak. Bir üçüncüsü de şu anda da zaten devam ettiği gibi AK Parti hükümetlerinin bugüne kadar yapmış olduğu hizmetlerin hiçbir şekilde inkıtaya uğramaması şeklinde bir süreç. Yani hizmetler devam edecek. Bu ne demek? Devletin sosyal devlet olduğunu gösteriyor. Devlet sosyal bir devlet, devlet vatandaşı için var. Bir ikincisi, sistemin önündeki engelleri ortadan rahatlıkla kaldırabilecek bir anlayışa kavuşması.

“YENİ DÖNEMİN ÖZELLİĞİ UYUM OLACAK”

AK Parti kendini güncelleyen, Türkiye’nin değişimini sağlayan ve bu uğurda sessiz devrimler gerçekleştirmiş bir parti ve hükümet olduğu için bir fikir hareketi olarak da ben görüyorum. Bugünün ihtiyaçları ne ise onları karşılamak. Ona göre politika belirleyebilmek. Yolunuz 10 bin kilometreyken bugün artık yolların kilometresini hesap edemiyoruz. Bölünmüş yol, sayısı çok az iken bugün onların sayısını hesap edemiyoruz. Havadan, karadan ve denizden bütün yatırımlara imza atmış bir hükümet var şu anda. Yani ihtiyaçlar ne ise ona göre politika üretmek AK Parti’nin birinci hedeflerinden biri.

EDİBE_SÖZEN

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/kadraj-1464642733

İhsan Aktaş: CHP’nin derdi siyaset üretememesi

Genar Başkanı İhsan Aktaş, ana muhalefet partisi CHP’nin siyasi diline neden kan bulaştığı hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu… A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Aktaş, “Cumhuriyet Halk Partisi siyasi bir parti olduğunu bir türlü anlayamadı… Bunun nedeni CHP’nin siyaset üretememesidir… Siyaset üretemeyen bir partiye de sadece kavga etmek kalır.” dedi.

“CHP BİR PARTİ OLDUĞUNU ANLAMIYOR”

Şimdi bunlara normal eşit şartlarda yarışmak ve siyaset sahnesinde var olmak ya da yok olmak meselesi ağır geliyor. Türkiye’deki problemlerin ana kaynağı da CHP’nin siyasilerinin ve elitlerinin henüz ‘devlet bizim’ modundan vazgeçmemeleri. Elbette ki vatandaş olarak devlet hepimizin. 80 milyon insanındır Türk devleti fakat CHP diyor ki, ‘Devlet 80 milyonun olabilir ama hakk-ı müktesep bizimdir, bu servet de bizimdir, devlet de bizimdir…’ İmtiyazlı sınıf ve bundan da vazgeçmiyor, yenildiğinin de farkında olmuyor. Bir akademisyen demiş ki, ‘CHP ne zaman gelişebilir, kalkınabilir? Yenildiğini anladığı gün.’ Biz aslında son iki seçimde CHP’nin yenildiğini algıladığını ve değişime çabalıyor gibi algılıyorduk fakat her zaman içeriden ve dışarıdan Türkiye’yi kolayca kaosa sürükleyip siyaseti değiştirmek gibi bir modda olanlar var. Bu yenilmeme psikolojisi  birkaç problem getiriyor.

“CHP’NİN DERDİ SİYASET ÜRETEMEMESİ”

Ortada başarılı bir hükümet ve siyaset var. Bunun karşısında siyaset üretemeyenler giderek yerli tezlerden uzaklaşıp karşı, özellikle Avrupa’dan destek alma moduna geliyorlar. 7 Haziran seçimlerinde ve devam eden süreçte 1 Kasım’a yaklaşana kadar gerek HDP gerekse CHP en büyük reklam atağını ve iletişimi Batı’ya verdiği demeçler üzerinden yapıyorlar. Burada sözü olgunlaştırıyorlar, gidip Avrupa’da tasdik ettiriyorlar ve oradan bir haber yapıyorlar; gelip burada bunu kullanıyorlar. 1 Kasım’a doğru Merkel’in hükümete yanaşması hem CHP’yi hem de HDP’yi yetim bıraktı. Çünkü onları tasdik edecek ana kaynaktan yoksun kaldılar. Merkel ziyaretlerinden sonra dikkat ettim; sosyal medyada da CHP ve HDP konuşulamamaya başladı, sadece AK Parti konuşuldu. Demek ki  yerlilikten, kendi toprağına bağlılıktan uzaklaşıyorlar. Bir de ümitsizlik halidir bu ama şiddet dilinin tam kaynağına gelecek olursak bence bunun tek bir cevabı var; Siyaset üretemeyen, bu toplumdan destek alamayan, toplumu arkasına alamayan partilere tek bir tane iş kalıyor: Meclis’te kavga etmek ya da aşırı bir dil kullanmak.

“SİYASET ÜRETEMEYEN KAVGA EDER”

CHP’ye bakalım, HDP’ye bakalım; bölgede insanlar ölüyor, askerler, polisler şehit oluyor, 15-16 yaşındaki çocukları sürüyorlar cepheye bile bile öldürtüyorlar… Böyle bir ortamda siyaset üretemeyen, söz söylemeyen, Meclis’te bir varlık gösteremeyen HDP ne yapacak? Tek bir yok kalıyor; AK Parti hizmetlerini yürütürken ve icra ederken, gelecek orada kavga edecek ki biz yok değiliz, varız aslında görün… Siyaset kavgayı sokakta verir. Gider insanları örgütler, ortaya fikir koyar, onların desteğini alır, o destekle gelir hükümetle mücadele eder. Bunları yapmadıkları için hem CHP hem HDP, geriye tek bir şey kalıyor; Meclis kürsüsünden yüksek düzeyde hakaret ve saygısızlık. Öbür türlü varlıkları tehlikeye girecek, tehdidi de yapmasalar…

İHSAN AKTAŞ

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/ihsan-aktas

Prof.Dr Hasan Bülent Kahraman: MHP parçalanacak

“MHP, Bahçeli de kazansa muhaliflerden biri de kazansa parçalanacak…”  Çarpıcı açıklamanın sahibi Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman… A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Kahraman, MHP’nin siyasetten tasfiye edildiğini ve  AK Parti’nin güçleneceğini söyledi.

“MHP, SİYASETTEN TASFİYE EDİLİYOR”

MHP’ye bakıyorsunuz, tek sloganla ve tek kutuplu bir politikayla giden bir parti; ‘Vatanı böldürtmeyiz.’ veya ‘Vatan bölünüyor.’ Dışına kapalı, kendi iç bürokrasisine teslim olmuş bir parti. Ben bunu her zaman söyledim, bir siyasal realite olarak benim görevim onun üstünde düşünmektir ama yine de ben MHP’nin bu seçimlerde bu derecede aldığı oyları açıklayabilmiş birisi değilim. Siyaset bilimci olarak açıklayamıyorum ama şunu görüyorum; MHP siyasetten tasfiye ediliyor. Bu artık bir gerçektir. İster dört genel başkan adayından biri seçilsin, ister Devlet Bahçeli bey onları mağlup edip kendi genel başkanlığını devam ettirsin, artık bundan sonra bir MHP partisi bugün olduğu gibi bir parti olmayacak.

“AK PARTİ MERKEZDE KUVVETLENECEK”

MHP gibi bir parti kendisi politika üretemediği için ancak üretilen, yapılan, sürdürülen politikalara tepkiyle kendisini ayakta tutabilir. Yani AK Parti bir şey yapar, ona karşı çıkar. HDP bir şey yapar, ona karşı çıkar. CHP bir şey yapar, ona karşı çıkar. MHP kadar hiyerarşilerin kuvvetli olduğu bir partide bile dört tane aday çıkardı. Bu oluşumla birlikte MHP parçalanacak. Kalsalar da içeride parçalanacak, dışarı çıksalar da parçalanacak. Tekrar ediyorum; Bahçeli bey de kazansa parçalanacak, diğer dört adaydan biri de kazansa parçalanacak. Ne olacak? İki önemli sonucu olacak. Bir, merkezde AK Parti büsbütün kuvvetlenecek…

HASAN BÜLENT KAHRAMAN

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/prof-dr-hasan-bulent-kahraman-1463528483

Erol Erdoğan: Gençlere ulaşma oranı yüzde 10

Argetus Araştırma Şirketi Danışmanı İlahiyatçı Sosyolog Erol Erdoğan, Türkiye’de gençler hakkında yapılan araştırmaları değerlendirdi. A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Erol Erdoğan, “Türkiye’de hiçbir sağcı ve solcu grup gençlere ulaşamıyor… Tüm vakıf, dernek vb. grupların gençlere ulaşma orana maalesef yüzde 10.” dedi.

“HİÇBİR GRUP GENÇLERE ULAŞAMIYOR”

Tarikatler, cemaatler, dernekler, vakıflar, partilerin gençlik kolları, okuma grupları, aklınıza her ne geliyorsa… Bütün bunların dokunduğu, ulaştığı, iletişim kurduğu gençlik, Türkiye’deki gençliğin içerisinde yüzde 10 bile değil. Bu hem Argetus’un gençlik araştırmalarından yola çıkarak söylediği bir rakam hem de diğer gençlik araştırmalarından yola çıkarak söylediğim bir rakam. Hatta nitelikli dokunma, nitelikli iletişim dediğimiz zaman bu oran yüzde 5’i bile bulmuyor. Bunca dernek var, bakanlıklar çalışıyor, partinin gençlik kolları var; bir sürü vakıf, cemaat, ağabey, okuma grupları var ve her yer dolu, bütün gençlik faaliyetleri dolu. Niye rakam bu kadar düşük? Burada şöyle bir yanılsama var: Aynı gençlik kitlesine hitap ediyoruz. Yani bir genç arkadaşımız hem bir vakıfta üye, filan dernekte yönetici, filan partinin gençlik kollarında, filan okuma grubunda. Bir gencin birçok yerde olması çok sayıda gence ulaşıyormuşuz gibi bir his oluşturuyor ve bu da büyükleri yanıltıyor. Ama Türkiye’deki dindar camianın ulaştığı gençlik içerisindeki ulaşılma oranı nitelik anlamında yüzde 5 bile değil.

“GENÇLERE ULAŞMA ORANI YÜZDE 10”

AK Parti üzerinden konuşacak olursak, AK Parti’nin oy oranı yüzde 50. Türkiye’de yüzde 60’lık oy kitlesine sahip olan dindar, muhafazakar, milliyetçi, sağcı camianın gençliğe dokunma oranı yüzde 5-10 arası. Bu çok büyük bir feciati gösteriyor. Hepimiz aslında gençliği dinlemiyoruz; anlatıyoruz, sürekli anlatıyoruz. Sürekli onlara yol, yöntem gösteriyoruz. Hatta bazen ‘Senin bildiğin gibi değil.’ ya da ‘Evladım, bu konuda senin bilmediklerin var.’ deriz. Bu cümle kısmen doğru bile olsa aslında biz büyüklerin yeni bir şey öğrenmeye kendimizi kapattığımızın da beyanıdır. Çünkü, karşımızdaki insan akıl baliğ olmuş, biyolojik olarak bir yaşa gelmiş, okuyan ve büyüklerden daha fazla bilgiye ulaşma şansı olan ve sadece büyüklere göre tecrübe eksiği olan bir canlı.

EROL ERDOĞAN

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/erol-erdogan

Hüseyin Kaya: Kongrenin dışında bir amaç var

Kısa adı HUDER olan Hukuki Araştırmalar Derneği Genel Başkanı Avukat Hüseyin Kaya, MHP’deki kurultay bilmecesini değerlendirdi… A Haber’de Kadraj programına katılan Avukat Kaya, “MHP kongresi dışında ne amaçlanıyor, buna bakmak lazım… Bana öyle geliyor ki MHP üzerinden bir güç gösterisi sergileniyor” dedi.

“MHP KURULTAYI OLMAMALI”

‘Bence MHP kongresi hukuken Pazar günü olmaması lazım. İcrai kararın henüz Yargıtay’dan neticesi alınmadan bir kongre yapılması başka amaçlar, başka nedenleri içeren, başka algıları yönetmeye çalışan bir şey olacak. Fakat bu arada yerel mahkemelerin birbirleriyle yarışan kararları var. Bu da adalet açısından, yargı sistemimiz açısından çok doğru bir şey değil.’

“KONGRENİN DIŞINDA BİR AMAÇ VAR”

‘Bir acele var, bir sinir harbi var, algı yarışı var. MHP’de oluşturulmak istenen bence sadece kongre değil de başka bir şey yürütülmeye çalışılıyor. MHP kongresi üzerinden Türkiye’de dengeler savaşı var, Türkiye’de mihraplar savaşı var. Türkiye’de kamu düzenine ilişkin Türkiye’nin geleceğine, mevcut durumuna ilişkin bir savaş sürdürülüyor. Savaş demesek bile güçler çatışması var. MHP gibi partilerde genel başkanlar yıllara sari bulunurlar. Yani 50 senelik MHP tarihinde 3 tane genel başkan anca vardır. Bu kadar acele edilmesi, MHP’nin kendi sosyal ve tarihsel kodlarında genel başkanın değiştirilmesi, kongre yapılması çok istekli, arzulu ve direnç gösterilen bir tutum değildir. MHP’nin delege yapısı, yönetim yapısı, seçim yapısı, MHP’nin Türkiye’de işgal etmiş olduğu siyasi yer itibariyle, devlete bakış açısı itibariyle, Türkiye’ye bakış açısı itibariyle MHP’de böyle heyecanlı böyle sinir harbi içerisinde geçen, yargının bir nevi organlardan biriymiş gibi hareket ettiği bir kongre ilk defa görülüyor. Dolayısıyla bunun içinde başka şeylere bakmak lazım. MHP kongresi dışında ne amaçlanmaktadır? Bu soruyu sormamız haklı hale gelmektedir.’

“MHP ÜZERİNDEN GÜÇ GÖSTERİSİ VAR”

‘ Bence MHP’nin dışında bir güç gösterisi de var. MHP’nin kongresine, iç işleyişine Paralel Yapı’nın müdahale ettiği artık konuşuluyor. Dolaylı olarak adaylardan biri Meral Hanım’ın; ‘Ben Paralelci olsaydım bunu gururla söylerdim” lafı. Sanal medyadaki önemli figürlerin MHP’ye kayıtsız kalmayan paylaşımlarda bulunması artık ispata hacet yok ki MHP’DE, MHP’nin kendi inisiyatifi dışında, kendi organları ve delegeleri dışında uluslar arası ve ulusal uzantıları olan grup çatışmaları var.’

hüseyin kaya

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/avhuseyin-kaya

Şeref Malkoç: Cumhurbaşkanının partisiyle bağı kesilemez

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Hukukçu Şeref Malkoç, başkanlık sistemine dair ve özellikle partili cumhurbaşkanı sistemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu… A Haber’de Kadraj programına katılan Malkoç, “Mevcut Anayasa diyor ki, partiler cumhurbaşkanlığına aday gösterebilir, partiler cumhurbaşkanının seçim kampanyasına katılabilir… Bunlar yapılabildiğine göre Cumhurbaşkanı’nın halkla, partisiyle irtibatını niye kesiyorsun! Zaten kesemezsin!” dedi.

“PARTİSİYLE BAĞI KESİLEMEZ”

‘Bu Anayasa hazırlanırken partisiyle bağı kesilir ilkesi, Meclis cumhurbaşkanını seçsin hükmüne göre düzenlenmiştir. Yine Anayasa’da yapılan değişikliklerle yani Cumhurbaşkanını halk seçsin deniyor, 2014 yılın 10 Ağustos’unda tarihimizde ilk defa millet kavga gürültü olmadan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı seçti. Bu güzel bir şey. Sayın Cumhurbaşkanımız bir şey söyledi; “Yanlış anlamayın, ben eski cumhurbaşkanları gibi olmayacağım” dedi. Bunu çok açık ve net söyledi, millet de buna göre oy verdi zaten. Anayasa’ya koymuşuz, partiler cumhurbaşkanına aday gösterebilir. Partiler cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasına katkıda bulunabilir. Partiler bunları yapabildiğine göre Cumhurbaşkanı’nın halk ile irtibatını, parti ile irtibatını niye keseceksin? Kesemezsin, zaten kesilmiyor da! Süleyman Demirel cumhurbaşkanı olduğunda Doğru Yol Partisi ile irtibatı kesildi mi? Rahmetli Özal cumhurbaşkanı olduğunda Anavatan Partisi ile irtibatı kesildi mi? Bu sefer Anayasada hüküm olunca ucube bir şey çıkıyor ortaya. Biz Anayasa’nın tümünü yenileyelim diyoruz ama bunu yenilemek için zorlayacağız. Millet bunu kabul ediyor, yüzde 60’ın üzerinde başkanlık sistemini arzı ediyor, yüzde 90’ı Anayasa değişsin diyor.’

Şeref Malkoç

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/seref-malkoc-1462838161

 

İlhami Işık: MHP’de operasyon boşa çıkarıldı

Mahkemenin MHP’deki kongre sürecini durdurma kararı, Kadraj programında tartışıldı. Gazeteci-yazar İlhami Işık, karar ile yargı eliyle MHP’ye yapılan operasyonun boşa çıkarıldığını söyledi…

“DOĞRU VE OLMASI GEREKEN BİR KARAR”

‘Bana göre geç kalınmış bir şey. Bizde hukuk bazen inanılmaz şekilde, istedikleri zaman çok hızlı gelişir. Bazen de mercekle arasanız bulamazsanız. Doğru bir karar, olması gereken bir karar, geç bir karar.’

“MHP’DEKİ OPERASYON BOŞA ÇIKARILDI”

‘Siyasete bir operasyonla karşı karşıyaydık. Yargının da alet edildiği bir operasyonla karşı karşıyaydık. Bu kabul edilebilecek bir durum değildi ve nihayet yine yargı eliyle bu operasyon boşa çıkarıldı. Hukukun kendi doğallığı ve içerisinde bir karara gitme yolu açıldı.’

ilhami ısık

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/ilhami-isik

Prof.Dr Hüsamettin İnaç: Laikliğin tanımı yapılmalı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman’ın, yeni Anayasa’da laiklik tarifinin bulunmaması gerektiği şeklindeki sözleri, Kadraj programında tartışıldı. Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin İnaç, Meclis Başkanı’nın laikliğin tanımının yeniden yapılması gerektiğini kast etiğini söyledi.

“LAİKLİĞİN TANIMI YAPILMALI DİYOR”

‘Siyaset biliminde en önemli konulardan birisi, söylem analizidir. Bir ifadeyi başından sonuna, ortasına bakarak ortak fikrini çıkartmamız gerekir. Dolayısıyla burada Sayın Meclis Başkanımızın vurgusu daha çok son cümle. Burada denilen şu ki, ‘Laikliğin tanımı yapılmalı.’ Yani laiklik var, ama bu laikliğin içerisinde bir tanım geliştirilmemiş.Dolayısıyla bu anlamda Meclis Başkanımızın ifadesi laikliğin olmaması gerektiği yönünde değil. İngiltere’de, Türkiye’de, bir ülke daha var, bu üç ülkede laikliğin tarif edilmemesinden kaynaklanan sorunlardan bahsediyor. Yoksa laiklik olmasın diye bir tanım yok.’

hüsamettin inaç

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/prof-dr-husamettin-inanc

Prof.Dr Haluk Selvi: AB, Türkiye’ye bahane üretiyor

Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Haluk Selvi, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunda yer alan “Ermeni soykırımını kabul et!” tavsiyesini değerlendirdi… A Haber’de Kadraj programına katılan Prof. Selvi, “Açıkçası Avrupa Birliği, Türkiye’yi birliğe almamak için sadece bahane üretiyor… Bu tarz sözde tavsiyeler devam ettiği sürece Türkiye, Avrupa Birliği’ne giremeyecektir” dedi.

“TÜRKİYE AB’YE GİREMEYECEKTİR!”

‘Bu rapor üzerinde çok tartışılması gereken bir rapor çünkü içerisinde PKK’nın uluslararası terör listesinden çıkarılmasını Türkiye’ye kabul ettirmek de var, bir madde olarak. Bunlar yerine getirilmediği takdirde mali yönden desteklerin kesilmesi gibi bir tehdidi de içeriyor. Türkiye’nin 1915 olaylarını soykırım olarak kabul etmesi de bu maddeler içerisine yerleştirilmiş. Avrupa Birliği açıkça diyor ki bu kararlarla; ‘Biz Türkiye’yi bu birlik içerisine almak istemiyoruz, acaba bunun için hangi başlıklardan istifade edebiliriz?’ Ermeni soykırımı iddialarının Türkiye’nin resmi müracaatından bugüne kadar 1987’de başlamış, ilk defa Avrupa Parlamentosu bunun bir soykırım olduğunu kabul etmiş ve Türkiye’ye de bunu kabul etmesi konusunda tavsiye konusunda bulunmuş. O günden bugüne kadar her ilerleme raporunda bu soykırım iddiaları yer aldı. Türkiye’nin bunu kabul etmeyeceğini biliyorlar Avrupa Birliği üyesi ülkeler. Kendilerinin inşa ettikleri dünya savaşından sonra siyasi yapıyı ortaya koydukları gerek dini liderleri olsun,  gerek siyasi liderleri olsun bir soykırım olgusunu kabul ederek Türkiye’ye de kabul ettirmek istiyorlar, siyasi yönden bir baskı kurmak istiyorlar. Bu kararlar, özellikle soykırım iddiaları Avrupa Birliği ilerleme raporlarında yer aldığı sürece Türkiye bu birliğe giremeyecektir. Bunun bahaneleri açık ve net görülüyor.’

haluk selvi

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/prof-dr-haluk-selvi

Mehmet Müezzinoğlu: Aşı olmazsa olmazdı

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, son zamanlarda çokça tartışılan ‘zorunlu aşı’ ve aşıların yan etkileri üzerine önemli açıklamalarda bulundu… A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Bakan Müezzinoğlu, “Yan etkisi olmayan tek bir ilacı hiç kimse iddia edemez. Dolayısıyla aşıların da yan etkisi var. Fakat siz çocuğunuzun menenjitten, difteriden, tetanozdan ölmesini ister misiniz! Aşının faydası yanında yan etkileri yüzde birdir… Yani aşı olmazsa olmazdır.” dedi.

MEHMET_MÜEZZİNOĞLU

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/dr-mehmet-muezzinoglu