Süheyb Ögüt: Bu tek kelimeyle ‘pornografi’dir!

Selam Örgütü soruşturması kapsamında yedi binden fazla kişiyle dinlenenler listesinde adı geçen Yeni Şafak gazetesi yazarı Süheyb Öğüt A Haber’de telekulak skandalını değerlendirdi.

Adsız

Öğüt, alenileşmenin değil, pornografikleşmenin yaşandığını belirterek, “ergenekondan daha tehlikeli narsistik ve psikopat bir yapı ile karşı karşıyayız” yorumunu yaptı.

Lafınızı anlatmak istiyorsunuz, anlatamıyorsunuz, anlatmak istemediğiniz şeyi dinliyorlar sadece siyasi konuları değil, eşinizle, annenizle ilgili mahrem ilişkileri dinliyorlar. Bu pornografidir, İslam’a , hukuka, ahlaka, demokrasiye, dünyadaki tüm ethoslara ahlaka aykırıdır. Bunları yapanların ahrette yatacak yeri yoktur. Devrilecek bir hükümetin yanında konuşma yapmıyorsanız müspet de olsa o zaman siz paralel yapılanmayı desteklemeseniz bile dolaylı olarak onlara taşeronluk yapıyorsunuz. Ellerini ister istemez güçlendiriyorsunuz. Ergenekon her yanda operasyon yaparken Hrant Dink için Ahmet Kaya için bu aydınlar ses çıkartmasalar ne olacaktı, Ergenekon’a kerhen de olsa destek vermiş olacaklardı. Aynısı söz konusu. Ergenekon’dan daha tehlikeli bir yapıdan bahsediyoruz. Türkiye’nin görüp görebileceği en büyük ahlaksızlıktan bahsediyoruz.

Açıklık onun adı alenileşme,aleniyet. Şu an hiçbir şey alenileşmiyor, pornografikleşiyor. Ne bedeniniz mahrem, sorgusuz sualsiz sizi alabiliyorlar ne de konuşmalarınız mahrem. normalde ben psikanalizle iştigal eden biri olarak merak ediyorum. Nasıl oldu da Erzincan Erzurum Anadolu’nun bir köyünden çıkan biri aşağılamak için söylemiyorum, ilmi olmadığından söz etmiyorum herkülllerle, galaksilerle samanyolları ile pagan şekilde düşünüyor bunu araştırmak lazım bu failleşme sürecini merak ediyorum, nasıl oldu böyle bir fail tebarüz etti, etrafındakiler de bunu yadırgamadı.Bugün narsistik bir cemaatten bahsediyoruz kendisini tanrının çocuğu, peygamberin en yakın dostu gibi görenlerin yapamayacakları hiçbir kötülük kalmıyor, normallikten çıkıyor psikopatlığa dönüyor bu. Bizim karşımıza hep poker suratla geliyordu. Ben yurtlarına dershanelerine gidiyorum dersler veriyorum, bir taraftan dinliyorlar sizi manipüle edip arkanızdan her türlü pisliği yapanlardan bahsediyorsunuz. Bunu psikopatlar yapabilir, pişmanlık duymadan. Bu psikopatça, o yüzden çok tehlikeli.

 

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/02/26/tek-kelimeyle-bu-pornografidir

Fatma Şahin: İnsan merkezli belediyecilik anlayışında kadının yer alması gerekiyor

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj, AK Parti Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Fatma Şahin’i konuk etti.

“İnsan merkezli belediyecilik anlayışında kadının yer alması gerekiyor” diyen Şahin, Gaziantep’te gerçekleştirecekleri pilot çalışmalar ve alınacak sosyal tedbirlerle, özellikle şiddet sorununu kontrol altına alacaklarını dile getirdi.

Sosyal devlet olarak yasal mevzuat oluşturduk. Şu anda şiddetle mücadelede dünyanın en güçlü yasasını hayata geçirdik ve son iki yılda önemli kurumsal alt yapıyı oluşturduk. Daha önce devlet kadına yönelik şiddeti bir sorun olarak görmediği için sistemini, idari ve mali kadrolarını buna göre oluşturmamıştı. Ama şimdi başbakanımızın liderliğinde, özellikle 2008’deki bizim komisyon raporumuzun ardından , kadına yönelik şiddet toplumsal bir sorundur gereği yapılmalıdır anlayışıyla devlet bu sorunu benimsedi, yasal altyapıyı oluşturdu, yürütmede bize düşen ilgili projeleri üretmeye başladık ama esas dokunacağınız yer yerel yönetimler.

Şimdi biz ayın 30’unda belediye başkanı olarak o koltuğa oturduğumuz zaman ilk yapacağımız işler; sosyal devlet anlayışının, sosyal belediyecilik, yani insanı merkeze alan yerel yönetim anlayışında bu toplumun sosyal sorunlarına ciddi bir idari alt yapı oluşturup bir takip ve izlenme sistemi kurup yasaların bize verdiği gücü, biz yerel yöneticiler olarak bire bir takip etmek olacak. Özellikle şiddet gibi çocuk gelinler gibi bu sorunların bir sonuç olduğunu, aslında koruyucu önleyici hekimlik gibi, biz baştan bir yerel yönetici olarak, bir belediye başkanı olarak şehrimizdeki bu potansiyeli, böyle olmasın diye yapılabilecek sosyal rehabilitasyon, sosyal hizmet anlayışını güçlendirdiğimiz zaman baştan sorunu kontrol altına alabiliyoruz. Bu olmadan önleyecek tedbirleri hayata geçirebiliyoruz. Modern ve çağdaş dünya artık koruyucu ve önleyici tedbirleri hayata geçirmenin çok daha önemli olduğu bir dünya düzeni. Bir hastalık var ve bu hastalığın oluşmaması için alınacak tedbirler var. Sosyal alanda alınacak tedbirlerde de bize çok iş düşüyor. Sosyal devlet anlayışında yasaları çıkararak kendi şehrime geldiğim için konu çok vakıf olduğum bildiğim bir alan, benim özellikle şahsımı ve çalışma alanımı çok ilgilendiren bir alan. Göç alan da bir şehiriz , her noktada pilot çalışmalar yapıp bütün Türkiye’ye örnek olacak bunu önleyecek radikal tedbirleri alacağız. Bir kadın başkan olduğu, konu önemsendiği zaman kağıdın nasıl hayata geçebildiğini, nasıl yaşama dokunabildiğini, sorunları nasıl çözebildiğimizi de hem Türk milletine hem de Türkiye Cumhuriyeti Devletine göstermiş olacağız.

 

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/02/19/yerel-yonetime-kadin-eli-613489585370

Betül Kayahan: Posta’nın Manşeti 28 Şubat dönemini hatırlatıyor

A Haber’de yayınlanan Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programında Yazar Ayşe Betül 1 Şubat Dünya Hicap Günü’nü anlattı. Başörtüsüz Müslüman kadınlarla gayri Müslim kadınların başörtülü bir kadının bir gününü deneyimlediği hareketin nasıl başladığı ve neyi amaçladığının konuşulduğu programda  Posta gazetesinin Diploma töreni manşeti de masaya yatırıldı. Bayramoğlu, manşet  için“incitici” yorumunu yaparken Karahan “28 Şubat dönemini hatırlatıyor” ifadesini kullandı.

Adsız

 

 

 

 

 

 

BAŞÖRTÜLÜ BİR KADININ BİR GÜNÜNÜ DENEYİMLEMEK

1 ŞUBAT DÜNYA HİCAP GÜNÜ

1 Şubat’ta bir gün aslında bu gün temsili, isteyen bir hafta takıyor. Daha çok gayri Müslimler hem gayri Müslimlere hem tesettürlü olmayan Müslüman kadınlara da bir çağrı. “Benim yerine kendini koy ve başörtünün ne olduğunu anlamaya çalış” mesajını veriyor. Özellikle batıda baskı olarak zorlama ile kadınların bunu kullandığını düşünüyorlar.. Ne yazık ki biz bunu Müslüman çoğunluğun olduğu bir ülkede yaşadık. Ben 28 Şubat üniversite girişliyim. Benim 28 Şubat’ta başımdan geçenler Amerika’da Nazma Khan’ın başından geçtiği için bu hareketi başlatmış.

HİCAP EYLEMİNİ FEMİNİST EYLEM OLARAK DEĞERLENDİRENLER VAR

Gayri Müslimler denemişler.Enteresan dönüşler var. Pagan bir kadın bunu takıp okula kızını almaya gidiyor, kızı da ufak bir çocuk, o da istiyor, “ben de takmak istiyorum” diyor. Başka örnekler var, bir kadın deniyor, annesi ilk tepkiyi veriyor “sen Hıristiyansın niye taktın bunu” diye. başörtüsünü kadın  kullanıyor ama toplumlarda bazı insanlar tuhaf karşılıyor.  Aslında özgürlük ifadesi “istediğim gibi açılabilirsem istediğim gibi örtünebilir” diye feminist bir hareket olarak değerlendirenler de olmuş.

POSTA GAZETESİ BANA 28 ŞUBAT’I HATIRLATTI

Ayşe Arman’ın deneyi başörtülü olmak ne demek , örtünen kadınlar “ne hissediyor”u anlamaktan ziyade o sıkıntıları gerçek kamuda, üniversitede anlamak yerine parasıyla zaten hizmet alabileceği yerlere gitmiş. Başörtüsü takmanın bir hak olduğunu bildiği halde düşmanlık yapanlar da var, ayrımcılık yapanlar da var. Posta gazetesinin diploma manşeti  bana 28 Şubat’taki fotoğrafları manşetleri hatırlattı. Süreçle değerlendirirse Ak Parti kapatma davası öncesi fotoğrafları hatırlattı. Kapatma davası önceleri gibi. Uzun süredir böyle bir manşet görmemiştim.