Mehmet Fırıncı: Tayyip Erdoğan’ın sesini duyunca içim yandı

Said-i Nursi’nin öğrencilerinden Mehmet Fırıncı A Haber’de katıldığı Kadraj programında Nur Cemaati ile Fethullah Gülen’in yollarının ne zaman ayrıldığını açıkladı.

Fırıncı, Diyarbakır’daki mitingi izlediğini, hizmet için koşturmanın ne olduğunu bildiğini belirterek, Erdoğan’ın sesinin kızılması nedeniyle içinin yandığını, bu duygusunu siyasi anlayan olursa da hakkını helal etmeyeceğini söyledi.

1971’den sonra bir farklılık çıktı onunla. O daha ziyade genel İslami üslup içinde bir hizmet tarzını, Askeri Mahkeme’de muhakeme oldular merhum Bekir Berk Ağabey ile 54 kişi ile orada. Bir kısmı bir buçuk seneye mahkum oldu. Neticede, o mahkemeden sonra bir farklılık çıktı ortaya. Gittikçe o farklılık büyüdü. Bir müddet sonra Risale-i Nur’dan istifade etmeye başladı etrafındakiler. Onlara da Nurcu bize de Nurcu demeye başladılar. Bizim Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri’nin daha farklı bir yöntemle yani şunu diyeceğim, imam hakikatleri noktasında istifade edildi, hizmet prensipleri, düsturları tarafından oraya riayet edilmedi. Biz hakikaten şimdiye kadar sadece genel İslami hizmete, dün Demokrat Parti ondan sonra Adalet Parti şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi biz İslamiyet’e yaptığı hizmetten dolayı, İslam dünyasının gönlünü kazandığı için -, siyasi değil, gönülden. Tayyip Erdoğan’ın da siyasi maksatla davrandığını zannetmiyorum. İnsan kendini bu kadar harap eder mi. Bu sesini duyunca içim yandı. Her şeyini feda eden birisi. Biz de bu yolun yolcusu olduk biraz, ne demek olduğunu hissediyoruz, kusura bakılmasın, Bu açıklamamı siyasi kabul ederlerse hakkımı helal etmem.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/28/nur-cemaati-ile-gulenin-yollari-ne-zaman-ayrildi

Aziz Babuşçu: Sarıgül bir proje çalışmasıdır!

A Haber’de Kadraj programına katılan Ak Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, genel seçim havasında geçen yerel seçim rekabetini değerlendirdi.

Adsız

2007’den beri Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı yapan Babuşcu, 2009’da Kılıçdaroğlu’nun İstanbul adaylık kampanyası ile Sarıgül’ün adaylık kampanyası arasında kıyaslama yaptı.

SARIGÜL SARARIYOR, KARARIYOR, GİTTİKÇE MORARIYOR
Normal bir seçim süreci yaşamadık. Her seçim bizim için olağanüstü hale geldi. Bütün bu bloklaşma ve ötekileştirme çabalarına rağmen referandumda insanlar yüzde 55 oy verdiyse bu Ak Parti’nin oyu hale gelebilir. Genel seçim yüzde 49.5. Yüzde 55’e yaklaştığımız oranda başarılıyız.
Ak Partili bir teşkilat mensubu, Şişli’de, Sayın Sarıgül’ün herhangi bir pankart ya da afişine dokunmuş mu indirmiş mi böyle bir örnek verebilir mi, Sarıgül’ün oğlunun kullandığı araç ile Bakırköy’de oğlunun yanında çalışan iki kişinin bizim adayımızın pankartlarını indirdiğinin karakol zaptı var. Burada yavuz hırsızı oynuyor. Öfkeleniyor, bağırıyor, çağırıyor. Süre yaklaştıkça dövmeye giden bir profil var. Sarıgül sararıyor, gittikçe kararıyor, süre yaklaştıkça kararma morarma ile gidiyor. rakamlar veriyor uçuk. 55 milyar dolar olarak açıkladı Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesini ben bunu 70 milyar’a çıkartacağım dedi. Büyükşehir belediyesinin bütçesi 12 milyar dolar kadardır, nasıl bunu 55 milyar dolara çıkartabiliyorsunuz.

CHP MERKEZİNE GİDEN YOL İSTANBUL’DA KADİR BEY’E YENİLMEKTEN GEÇER
Kılıçdaroğlu 2009’da şunu elde etti, Chp merkezine yürümek İstanbul’da Ak Parti’ye mağlup olmaktan geçer, Kılıçdaroğlu bunu başardı, mağlubiyeti başardı, Sarıgül de bunu tadacak, zaten amacı İstanbul değil, CHP genel Merkezi. Kadir Bey ona da tattıracak. Her ikisi de iftirayı, karalamayı tercih ediyor. Her ikisi de proje konuşmaktan ziyade laf ebeliği ve demagoji ile algı yönetiyor. Kılıçdaroğılu İstanbul’a geldiğinde dosyalarını sallayarak dolaştı. Ankara’da CHP Genel Müdürlüğü’ne oturunca galiba o yolsuzluk dosyaları bitti, dosyasının önünde poz verdiği adam, Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu.

SARIGÜL’Ü KILIÇDAROĞLU BELİRLEMEDİ, HAKKINI YEMEYELİM
CHP’nin İstanbul’da aday belirleme yetkisi de yok, o da ayrı bir şey. mekanizma ve ilişki biçimleri ona dur bakalım, bu adayı istiyoruz dediler ve Sarıgül’ü oraya çıkarttılar. Orada da Kılıçdaroğlu’na haksızlık etmeyeyim, o belirleyemedi çünkü adayını. Sarıgül bir proje çalışmasıdır.

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/27/sarigul-gittikce-morariyor

Nihal Bengisu Karaca: Türköne’ye antipsikopatik öneriyoruz

A Haber’de Kadraj programına katılan gazeteci yazar Nihal Bengisu Karaca, twittera erişim engellendiği için eleştiride bulunanları, Mısır’da 20 dakikalık bir mahkemede idam cezası alanlar için suskun kalmaları nedeniyle eleştirdi.

“Yenikapı’daki meydan saatler öncesinden dolmuş olmasına rağmen bunu göre göre Kılıçdaroğlu Suriye’de angajman kurallarını ihlal eden uçağın düşürülmesine ilişkin bir iddia ileri sürdü. Başbakan üzerindeki sıkıntıları atlatmak için düşürüldü uçak gibi bir argüman sundu. Seçim manevrası olduğu iddia edildi, birçok iddia ve sıkıntıdan kurtulmak için Suriye ile didişmeyi maraza çıkarmayı göze almış bir Başbakan gibi iddialı söylemler kullanıldı. Bugün ya da dündü, Mümtazer Türköne’nin bir yazısı vardı, “seçimlerden sonra Başbakan’ın etrafında kurmayları dağılacak, akıl sağlığı yerinde değil diye teşhis koydu.” Kendisine antipsikopatik öneriyoruz,bu da psikiyatrik bir ilaçtır. Hayal görüyor çünkü. Meydanlara bakması yeterli gerçeği görmesi için.

20 dakikalık bir duruşmadan 529 idam cezası çıktı. 529 kişi darbe karşıtı olduğu için öldürülecek olmalarından daha değerli sayılabilir. uluslararası kamuoyunun normalde demokratikleşme, insan hakları, özgürlüklerle ilgili her kıpırtıyı değerlendirenler, hiçbir fırsatı kaçırmayanların sessizliği bir işaret. Başından beri Mursi göstere göstere bir son olarak, Erdoğan’ı korkutmak, kaçırtmak, teslim olmasını sağlamak için korku dolu son. Yazarlar zaman zaman onurlu duruşlar sergilemiş yazarlardan biri iki hafta önce, ipe giderken seni gördüğümde üzüleceğim, idama karşı olduğum için üzüleceğim ama Allah’ın sopası yok demekten kendimi alamayacağım deyip sonra twitter kapatılınca yeri göğü inleten bir aydın tipimiz var.”

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/25/karaca-turkoneye-antipsikopatik-oneriyoruz

 

Kadir Topbaş: Gölge etmesinler başka ihsan istemez!

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kadir Topbaş projelerini anlattı.

İSKİ’nin trilyonluk yatırımının İl Genel Meclisi’nde CHP’li üyelerce nasıl engellenmeye çalıştığını aktaran Topbaş, gerginleşen yerel seçim atmosferi için adayları nezakete davet etti…

GÖLGE ETMESİNLER BAŞKA İHSAN İSTEMEYİZ!
İSKİ 2014 yılı yatırım programı Meclis’e getirmişi, burada ne diyor, içme suyu ve kanalizasyon projeleri bu bahsettiğim Yenikapı arıtma tesisi projesi bir katrilyonluk eski hesapla 930 trilyon 768 milyon lira 2 katrilyona yakın bütçeyi 2014 yatırım programı olarak Meclis’e getirmişiz kasım ayı İSKİ Genel Kurulu’nda CHP buna ret vermiş ve oy çokluğu ile geçirmişiz. Ne konuşuyor bunlar konuşmaya hakları yok gölge etmesinler başka ihsan istemeyiz.”

TOLERANSLI VE DOĞRULARI DESTEKLEYEN BİR SİYASET GEREK
İnsanlarımız tabi bu atmosferde ortaya çıkan gerginliklerden etkileniyorlar. Biz yerel yönetici olarak da isterdik ki bir demokratik yarış olsun, adaylar birbirimize laf yetiştirmeyelim. Vatandaşa anlatalım. Vatandaş baksın bizimle ilgili karar versin. Güveniyorsa, inanıyorsa, yaptıklarımızı benimsiyorsa ve güven duygusu varsa yetkisini versin. Karşılıklı didişerek kavga ederek, birilerine hoş göreceğine inanmıyorum böyle bir atmosferde yerel seçim atmosferi farklı. Biraz toleranslı hoşgörülü, doğruları destekleyen ve kabul eden bir siyaset gerek, ülkenin bekası şehirlerin geleceği önemlidir.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/21/kadir-topbas-golge-etmesinler-baska-ihsan-istemez-622616506419

Ahmet Keleş Gözyaşları içinde cemaati anlattı

Gülen Hareketi’ne 25 yıl hizmet eden Prof. Dr. Ahmet Keleş, A Haber’de yayınlanan Kadraj programının konuğu oldu.

25 YILINI GÜLEN CEMAATİNE VAKFEDEN İLAHİYATÇI PROFESÖR AHMET KELEŞ, CEMAATİN FİNANS KAYNAK MODELİ OLAN HİMMETİN NASIL TOPLANDIĞINI VE HARCANDIĞINI GÖZYAŞLARI İÇİNDE ANLATTI. EŞİNİN NİŞAN YÜZÜĞÜNE KADAR CEMAATE BAĞIŞLAYAN KELEŞ, BU PARALARLA ABD’DE SEÇİM FİNANSA EDİLİYOR, BU GAYRETTULAH’A DOKUNDU İFADELERİNİ KULLANDI.

Orta Asya’da okullar açtı, Balkanlar’da 160 ülkede okullar böyle açıldı ve bu açılan okullar, bu hizmet bir anda önemli bir gelir kaynağı elde eder kontrol elde eder hale gelince Hoca Efendi’ye saraylar yapanlar devreye girdi. Hoca Efendi’ye villalar bağışlayanlar devreye girdi. Bu iş villa bağışlamaya değer hale geldi, saray yapmaya da değer hale geldi. Biz açken neredeydiniz. Talebeleri koyduğumuz evin altına sereceğimiz kilim yokken neredeydiniz? Kış geldiği zaman sobalara odun koyamadığımız günleri, öğrencilerle kahvaltı yapamadığımız günleri çok iyi biliyorum. Neredeydiniz o zaman? Köşk yapanlara sesleniyorum şimdi Samanyolu TV’de hükümete, Sayın Başbakan’a ağız dolusu küfürler sarf edenleri görünce kahroluyorum. Yere kapanıp diyorum biz bugünler için mi koşturmuştuk  Ahmet Keleş bunun için mi Anadolu’yu adım adım gözyaşlarıyla sulamıştı? Şu ellerimde yüzük yok benim. Samanyolu’nu ilk açtığımız yıldı, ikide bir himmete ihtiyaçları olurdu, biz beşinci kattakiler biz ekstra himmet toplamak için çıktık .ben çeşitli vilayetlerde konuşmalar yapacaktım. bize hakikati anlatacak televizyon lazım, bizim televizyonumuz olmadan Allah’ın adını, Resullah’ın adını dünyaya nasıl duyuracağız diye konuşacaktım hadi gün bugündür ne verecekseniz verin diyecektim ben oraya boş gidemezdim. eşimin nişan yüzüğünü ve çocuklarımın kumbarasındaki parasını mendile sarıp masaya koydum. ben her şeyim budur, veriyorum demiştim. İşte böyle başladı, böyle gelişti, bugünlere gelindi. biz bir gün gelip bugünler unutulacak sonra o toplanan paralar, o gönül sevdalıların evlatlarının rızıkları ile vererek topladıkları paralarla siz gidip ABD’de seçim finanse edeceksiniz, işadamlarına şirin gözükeceksiniz, o gazetenin beriki televizyonun muhabirlere harcayacaksınız. Bu Gayretullah’a dokunmaz mı, işte dokundu bugünleri yaşıyoruz biz

Gülen Cemaati’ne 25 yıl hizmet veren ilahiyatçı Profesör Ahmet Keleş, Berkin Elvan için yayınladığı taziye mesajını da değerlendirdi. Keleş, “sofrasında yemek yediği anneme taziye mesajı göndermeyen Gülen’in bu mesajı gayet net. Samimi bulmuyorum, Alevi vatandaşların da iltifat ettiğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

25 yıl ben ona öyle bir bağlandım öyle bir bağlandım ki hayat arkadaşım eşim görücü usulü evlenmeye gittiğimde evlenme teklif ettiğimde bir şart koştum, bir hayat başlayacağız, “kendini çocuklarımı asla Hoca Efendi önüne koymayacaksın” dedim, böyle evlendim, ardından böyle gittim. 98’de Amerika’ya gitmemişti hayatımın en önemli değeri babamı kaybettim, ardından geçen sene annemi kaybettim, ağabeyimi kaybettim, hepsi hizmet ehli. Beraber koşturduk. Anacığımın sofrasında yemek yemek nasip oldu benim fakirhanemde Fethullah Hoca’ya. Bana baş sağlığı dilemeyen bir insanın Berkin’e başsağlığı dilemesini nasıl anlarsınız, bunun samimi başsağlığı olmasına inanabilir misiniz, ben nasıl yorumlayayım bunu gayet ne. Bu mesajla sayın başbakanın yürüyüşüne duruşuna engel olmak. mesaj bu kadar net. bu ülke insanının bunu görmesi lazım. bu mesaj değil, taziye değil. bir zemini, durumu kendi durduğu yerden siyaseti açısından sayın başbakanla yürüttüğü kavga açısından bir anlam ifade ediyor. Ülkemin alevi vadandaşları, öğrencilerim, yakınlarım dostlarım var ,bu mesaja iltifat edeceklerini düşünmüyorum, samimi değil. Bunu onların yüreklerinin de bildiğine inanıyorum.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/17/gozyaslari-icinde-cemaati-anlatti

Yiğit Bulut’tan Yılmaz Özdil’e: Bu millet senin canına tükürür

A Haber’de Gündem Özel programına katılan başbakan başdanışmanı Yiğit Bulut, Türkiye’de iç savaş çıkartma senaryosu oynandığını söyledi.

A HABER – Vatandaşlara sokağa çıkmayın çağrısı yaptı. Yasa dışı dinlemelerle ilgili ise 7 bin kişinin değil 300 bin kişinin dinlendiğini iddia etti. Bulut, yazısındaki hakaret nedeniyle de Yılmaz Özdil’i çok ağır bir dille eleştirdi. “bu millet senin canına tükürür” ifadesini kullandı.

GENÇLER ÖLÜRKEN KAHVALTILARINDA HAVYAR YİYORLAR
Senaryonun adı Türkiye’de iç savaş çıkartma senaryosu Halkla devleti karşı karşıya getirmek için devletin kendisine emanet ettiği üniformayı kullanarak halka karşı psikolojik harekat düzenliyorlar. Gençler ölüyor, cenazeleri kalkıyor, gençlerin ölebileceği olaylara yol açacak şeyleri kışkırtanlar sabah kahvaltılarında havyar yiyorlar. Gençlerin kanı akıyor onlar yine aynı kahvaltıyı aynı neşe içinde yaparak yollarına devam ediyor.
Borsa’da son on yılda borsadaki varlığı 17 katına çıkan bir işadamı devlete, millete, hükümete karşı insanları isyana teşvik ediyor, gösteri yapacaksanız, benim mağazalarımdan yararlanın diyor. ben isim vermek istemiyorum, bu çok korkunç bir nokta. Duvarın arkasından duvarın önünü yönetmek namertliktir..

TÜSİAD’IN KANARYA SEVENLER’DEN FARKI YOK

Mertsen namertsen bu Türkiye’yi yönetme sevdasında olanların bir parti kurması lazım. TÜSİAD sürekli açıklama yapıyor, sen kimsin senin cebinde paran var diye senin Tophane’deki kanarya sevenler derneğinden ne farkın var.

SOKAĞA ÇIKMAYIN
Sokağa çıkmayın, tekrar ediyorum sokağa çıkmayın ne olursa olsun sokağa çıkmayın birileri sizi provoke ediyorsa arkadaş on beş gün daha bekleyeceğim de, hükümeti sevmiyorsundur, kimse hükümeti sevmek zorunda değil, git sandığa göm.

3 KITADAN 7 BİN DEĞİL 300 BİN KİŞİ DİNLENDİ

7 bin kişi değil, Türkiye ‘de 300 bin kişi dinlendi, direk ve endirekt olarak. İlk defa açıklıyorum, bunlar fiziksel olarak bir yere kaydedilmedi, bu dinlemeler, kurulan bir internet ağı üzerinde yurtdışındaki merkezlere aktarıldı ve o merkezlerdeki süper bilgisayarlar tarafından o konuşmalar ayrıldı. National Security Agency süper bilgisayar kullanır, aynı model Amerika’da değil, Ortadoğu’da , Amerika kıtasında ve Avrupa’da üç merkeze internet üzerinden aktarılan konuşmalar orada süper bilgisayarlarca analiz edildi, bir kısmı montajlanarak yeniden başka konuşmalar türetildi. eğer sanılıyorsa bunlar fiziksel olarak kaydedildi hard diskler söküldü, böyle bir şey yok. bu 300 bin kişi dinlenirken o süper bilgisayarlar konuşmaları ayırarak veri depoladı.

YILMAZ ÖZDİL’E: BU MİLET SENİN CANINA TÜKÜRÜR

Bir devlet görevlisi olarak söylüyorum bu devlet bu kadar boş değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başbakanına “mezarına tükürecekler” diye küfredemezsin. Bunu yazamazsın, bu millet senin canına tükürür. Bu basın özgürlüğü değil, bu devlet sana o gazeteyi yedirir. İstediğin gibi eleştir, sana oy vermeyeceğim de, seni sevmiyorum de ama sen Türkiye Devleti Başbakanına “mezarına tüküreceğim” diye yazamazsın, sen bunu yazarsan, o gazete bunu yayınlıyorsa, bu kadar cüretkar iseniz, Türkiye Cumhuriyeti Devletine kafa tutuyorsanız, tükürülemeyeceğini size öğretecektir.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/15/buluttan-ozdile-bu-millet-senin-canina-tukurur

Mukadder Başeğmez: Berkin’in Cenazesine Gitmedim Çünkü…

AK Parti’nin İstanbul Şişli belediye başkan adayı Mukadder Başeğmez seçime günler kala İstanbul’da yaşanan şiddet olaylarını ve seçim bürolarına yapılan saldırıları anlattı. Başeğmez “Keşke bin tane seçim büromuz yansaydı da o gençler ölmeseydi” dedi.

İşte A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Başeğmez açıklamaları:

1000 BÜROMUZ YANSAYDI DA GENÇLER ÖLMESEYDİ
Hunharca, cahilce yakmışlar yıkmışlar. Binaları yakmaya kalkmışlar. Kurtuluş’taki irtibat büromuzun plastik sandalyeleri ve masaları yakmışlar. Beklemişler ki apartman yansın. Bunlara bakınca maddi zarar var, can sıkıntısı var ama bin tane irtibat büromuz yansaydı da Berkin ve Burak ölmeseydi. Emin olun o annelerin babaların yerine kendimize koyunca yangın çıkar söndürülür. İki kamyon bir yerden malzeme çıktı, tamir edilir. Kalp kırılmasın, gönül incinmesin.

BERKİN’İN CENAZESİNE ALEVİ MECLİS ÜYESİ ARKADAŞLARIMI GÖNDERDİM
Burak’ın cenazesine de Berkin’in cenazesine de gitmedim ikisine de arkadaşımı gönderdim İki tane alevi meclis üyesi adayı arkadaşım var onları Berkin’in cenazesine gönderdim, orada bulundular, acıyı paylaştılar. Ben de gitmek isterdim ama görüyorsunuz, iş köpürtülüyor çünkü acılar yarıştırılıyor. Hassasiyet gösterdim. Ben Berkin’i bizzat ziyaret etmek istedim ölmeden önce, sağlık açısından uygun olmadığını söylediler, saygı duydum. Bir yanda DHKP-C bir yanda Pensilvanya bir yanda Cem Vakfı Başkanı’nın sözleri, Türkiye’yi karıştırmak istiyorlar. Halk kimin hangi demeci neden verdiğini biliyor ama bu kirli mesajlarla olan fakir fukaranın çocuğuna oluyor.

BERKİN’İN YÜRÜYÜŞÜNDE POSTERİM YIRTILMIYOR, GECE BİRİLERİ YIRTIYOR
O kadar kitle Şişli Cami’nin oradan geçti, öfkeliydiler de, benim posterime bir şey yapmadılar,teşekkür ederim, ancak gece yırtılıyor. Bunu gece kim yapmış bilmiyorum.

SEÇİMDE İŞİN İÇİNE ÜFÜRÜKÇÜLER GİRDİ.
Düğün bayram, davul zurna seçime gitmiyoruz, işin içine iyi saatlerde olsunlar girdi. işin içine ülkeyi diz çöktürmek isteyen, karanlık güçler üfürükçüler işe el koydu.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/14/berkinin-cenazesine-gitmedim-cunku

Nagehan Alçı: Berkin Üzerinden Alevi-Sunni Çatılması Yaratılmaya Çalışılıyor

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan Milliyet gazetesi yazarı Nagehan Alçı, Gezi eylemlerinin ilk üç gününde uygulanan polis şiddetinin emniyetteki bir paralel yapılanma eliyle gerçekleşmiş gibi göründüğü yorumunu yaptı.

Berkin Elvan’ın cenazesi üzerinden bir takım provokatörlerin Türkiye’de Alevi- Sünni çatışması yaratmaya çalıştığına dikkat çeten Alçı, CHP’nin de değişen ve dönüşen laik kesimi temsil edemediğini söyledi.

GEZİ’DEKİ SERT POLİS MÜDAHALESİNDE PARALEL YAPININ PARMAĞI VAR GİBİ GÖRÜNÜYOR
Bugün emniyetin içindeki paralel yapıdan bahsediyoruz , Yargı içindeki paralel yapıdan bahsediyoruz. Gezi olaylarında bu kadar detaylı bilmesek de kafamızda bazı soru işaretleri vardı, Emniyet içinde kendi kendine hareket edebilecek bir yapı olduğuna dair bir soru işaretiydi bu.7 Şubat’tan itibaren ciddi bir sorgulama içine girdim. Kendi içinde paslaşarak bir vesayet girişimi söz konusu oldu. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı tutuklama girişimi ile Başbakan’ın çizdiği çözüm sürecine başkaldırı idi o. Normalde demokrasilerde olmayan bir vesayet girişimi idi. Dolayısı ile ondan sonra yer değiştirmeler oldu.31 Mayıs’taki sert polis müdahalesinin ardında 7 Şubat’tan sonra yer değiştiren grupların parmağı var mı diye yazımın arasında sormuştum.Bugüne bakınca hükümetin bu ilk baştaki sert polis müdahalesini sahiplenmediğini görüyorum. Paralel yapının ürünü olarak sert bir polis müdahalesi gerçekleşmiş gibi görünüyor. Sonra olaylar çığ gibi büyüdü.

BERKİN ÜZERİNDEN ALEVİ- SÜNNİ ÇATIŞMASI YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR
Bu kadar kitlesellik kazanmasında kendilerini eşit vatandaş istemeyen Alevi vatandaşların kitlesel katılımının payı var. Bugün provokatörler Türkiye’de Gezi’den beri her olayı meydan savaşı haline getirmeye çalışan illegal gruplar bugün Berkin Elvan cenazesi üzerinden bir Alevi- Sünni çatışması yaratmaya çalışıyorlar. Berkin Elvan’ın Alevi kimliği üzerinden sokakları ateşi verme eğilimi görüyorum Bu eğilimi bertaraf etmek için Türkiye’de Alevi vatandaşlarla ilgili adım atılması gerekir.

CHP, DEĞİŞEN DÖNÜŞEN LAİKLERİN GERİSİNDE KALDI
Gezi’de ön planda olan laiklerdi. Sahipsiz kaldılar. Muhalefetin eksikliği var. Onların temsilini siyasete taşıyamadılar. Bu bahsettiğim grup Türkiye’nin gelişimine paralel olarak gelişti, demokrasi dışı sistemle ilgili eleştiri yaptı ama onlarla paralel dönüşen gelişen bir siyaset olmadı.CHP laiklerin gerisinde kaldı. Ağızları bantlı gibi oldu Gezi’de çalınan tencere tavalar bu psikolojik patlamanın dışa vurumuydu.

VAY BE, MESLEKTAŞLARIMA ŞAPKA ÇIKARIYORUM
Alçı, Akşam gazetesinde yer alan bazı medya mensuplarının 17 Aralık’tan önce hedef gösterildikleri iddiasıyla meslektaşları hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla, bazı gazetecilerin aylarca yıllarca dinlenmesi haberiyle ilgili ise “Yargıda ne çok meslektaşlarımızın lafı geçiyor” yorumunu yaptı. Alçı,”Bize gelen başka yerlerden gelen hakaretleri yargıya taşımaya kalksam yargı bu şekilde harekete geçer miydi? Bir eski yayın yönetmeninin yalan yanlış yazdığı benim özel mesajım da yayınlandı, bir takım son derece şeyler de yapıldı. Ben yargıya gidince savcı onunla ilgili dinleme kararı mı çıkaracak, yoksa o savcının bağlantılı olduğu yakın olduğu gazetecilerin kanallarında bu yayın yönetmenleri ağırlanıyor. Meslektaşlarıma şapka çıkarıyorum, bir şikayetleri ile dinleme kararı çıkıyor, bizim başımız demek ki kelmiş.”dedi.

NAZLI HANIM İLE MEDENİ KALMAYA ÇALIŞIYORUZ
Nazlı Ilıcak ile televizyon programında yaşadığı gerilimle ilgili ise Alçı şöyle konuştu:
“Program bitince medeni kalmaya çalışıyoruz hatta dün çıkarken kısa bir sohbet bile ettik. Önceden beri Nazlı Hanım ile diyalogumuz var, bir arkadaşlığımız da var ama Türkiye o kadar kutuplaştı ki savrulma diyeyim artık. Tabi programın gerginliği biz de insanız, bize de yansıyor, ne kadar yansıtmamaya çalışsak da insan duygularını saklayamıyor.”

Adsız

 

 

 

 

 

 

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/13/nagehan-alcidan-carpici-berkin-elvan-tesbiti

Hakan Albayrak: Pişmanım şimdi dank etti!

A Haber’de Kadraj programına katılan Star Gazetesi yazarı Hakan Albayrak Ergenekon davası tahliyeleri ile ilgili dikkat çeken bir çıkış yaptı. Albayrak “benim yüzüme gülüp beni “Selam” örgütüne dâhil eden, karşı tarafın çocuklarına neler yapmaz” yorumunu yaptı

İşte Albayrak’ın açıklamaları

“BANA KUMPAS KURAN KARŞI TARAFA NE YAPMAZ”
Balyoz davasından tutuklu olan birçok kişinin suçlu olma ihtimali yüksektir. Ben Selam Terör örgütü tezgahında adı geçen biriyim. Pensilvanya, binlerce kişiyi, kendilerine muhalif binlerce kişiyi, yazarlar,avukatlar, siyasetçiler, sanatçılar selam terör örgütü adı altında takibe almışlar videolarını çekmişler. Benim de adım geçiyor. benim adım örgütün medya ayağında adım geçiyormuş. benim star gazetesini yönettiğim söyleniyormuş. Ben Star gazetesinin Yeni şafak gazetesinin Anadolu Ajansı’nın yöneticisi olmadığımı biliyorum. Onlar bu kumpası kurmadan önce yüzüme güldüklerini de biliyorum. “Hakan kardeşimizi çok seviyoruz” dediklerini de biliyorum. Bana bunu yapanların, benim gibi yüzlerce binlerce kişiye bunu yapanların çok farklı bir dünyanın çocukları olan tırnak içindeki Ergenekon ve Balyozculara neler yapabileceklerini anlayabiliyorum.

İMDAT ÇIĞLINI CİDDİYE ALMADIĞIM İÇİN PİŞMANIM
Ergenekon davası, Balyoz davası ve soruşturması sürecinde birçok iddianın, dosyanın asılsız olduğu aileleri tarafından dile getirilmişti. Onların şikayetlerini, imdat çığlıklarını ciddiye almadığım için pişmanım.

BAŞIMA GELİNCE DANK ETTİ
“Senin başına gelince mi anladın”, biraz öyle oldu, başıma gelince anladım. bana bunu yapanların balyoz davası hazırlarken ne senaryolar hazırlayıp ne yalanlar uydurdukları şimdi kafama dank etti. Şimdi yaşın yanında kurunun da hapisten çıkması gerekiyor diye düşünüyorum.

YENİDEN YARGILAMA YAPILMALI
Olağanüstü dönemde, nasıl 28 Şubat özel bir dönemse, Pensilvanya örğütünü yargıya büyük ölçüde hakim olduğu emniyet teşkilatına hakim olduğu şu geçtiğimiz yıllar olağanüstü dönemdir. Nasıl ki 28 Şubat yargılamalarının yeniden yapılması gerekiyorsa bu son Pensilvanya sürecindeki yargılamalarının da yeniden görülmesi gerekiyor.

Adsız

 

 

 

 

 

 

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/11/albayrak-pismanim-simdi-dank-etti