Şaban Ömer: Zulüm Altında değil, Allah yolunda ölmek istiyorum

İdamı istenen Minya İhvan lideri Şaban Ömer Mısır‘da yaşanan vahşeti ve hukuksuzluğu A Haber‘e anlattı.

Mısır‘daki cunta yönetimi vahşete devam ediyor. Darbeyle, seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi‘yi devirerek yönetime el koyan Abdülfettah el Sisi ülkedeki yargıyı ele geçirerek hukuksuzca yargılamalar yaptırıyor. Mısır’da idam kararına çarptırılan Minya İhvan lideri Şaban Ömer, yaşanan tüm hukuksuzlukları A Haber ekranlarında yayınlanan Kadraj programına anlattı.

Ölümden korkmadığını söyleyen Ömer, “Ben boynumu böyle zalimlere vermem. Ben Mısır’dayken ayrılmak zorunda kaldım. Bu şekilde ben ölmek istemiyorum. Biz Allah yolunda ölmek istiyoruz. Ben şehit olmak istiyorum. Bir hak karşısında savunurken ölmek istiyorum.” dedi.

AVRUPA KENDİ İSTEDİKLERİ BİR REJİM OLSUN İSTİYOR
Uluslararası kamuoyunun Mısır’daki idamlara sesiz kalmasıyla ilgili Ömer, ” Bu tepkinin bir faydası yok. Tepki göstermek istiyorlarsa bir adım atarlar. Ben batıya sesleniyorum Mısır büyük bir ülke bizi rahat bırakın. Mursi’nin serbest kalması lazım. Avrupalılar bütün dediklerine evet diyen bir rejim olsun istiyor”

CUNTA YÖNETİMİNDEN HER ŞEY BEKLENİR
“Bu askeri yönetim altında her şey beklenir. Bu idam kararını yerine getirilebilir. İdam edilen kişiler maneviyat olarak daha güçlü”

YAPILACAK SEÇİMLER BİR TİYATRO
“Seçim komik bir tiyatro. Bunlar askerlikten gelen biri olsun istiyorlar. Seçilen bir kişiyi yeniden gelsin istemiyorlar. Sisi bir tiyatro oynuyor. Sisi kazanacaktır rakibi bir dekorasyon ve İkisi bir katildir”

DARBEYİ SUUDİLER DESTEKLEDİ
“Üzülerek söylüyorum Arap ülkeleri Körfez ülkeleri katar hariç bunlar ortak olmuşlar. Bunlardan gelen destek olmasa Sisi böyle davranamazdı. Görevlilerin maaşlarını sisi ödeyemezdi”

“Müslüman Kardeşlere yönelik bir duruş değil. Suudi Arabistan Arap baharından korkuyor. Kendi de ülkesine ömür boyu hakip olmak istiyor. Kendi ülkeme Arap baharı gelmesin diye böyle yapıyor. BAE’de aynı şekilde davranıyor”

Adsız

 http://www.takvim.com.tr/Dunya/2014/04/30/cunta-yonetiminden-her-sey-beklenir

 

Dr. Muhammed Farid El Şayyal: Mısır mahkemesi meşru değildir!

Mısır’da seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye karşı darbe yaparak yönetimi ele geçiren Abdülfettah el Sisi Mısır halkına zulmetmeye devam ediyor.

Cunta mahkemesi tarafından verilen skandal kararı Müslüman Kardeşler Yöneticisi Dr. Muhammed Ferid El Şayyal A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj’a değerlendirdi.

Mısır halkının demokrasiyi kurma çabaları karşısında tavır alındığını söyleyen Müslüman Kardeşler Yöneticisi Şayyal “Mısır siyasetinde en güçlü olan Özgürlük ve Adalet Partisi’ni, İhvan’ı parçalama işlemine girdiler” dedi.

Şayyal, “Burada Mısır halkı İhvan’a destek verdi ardından darbe geldi ve bu partiyi yasaklamaya çalıştılar. Bir takım suçlamalarla İhvan liderlerini ayrımcılığa tuttular ve yalan yanlış suçlamalara başladılar. Suçlanan insanlara kendilerini savunma hakkı verilmedi.Burada adil yargılamaya uymayan şekillerde karar verildi. Bir trajedi sahneye koyuluyor. Bu cuntanın içinde adalet olması söz konusu değil” şeklinde konuştu.

Adsız

http://www.sabah.com.tr/Dunya/2014/04/29/misir-mahkemesi-mesru-degildir

Prof. Dr. Abdurrahman Eren: Haşim Kılıç’ın konuşmasında polemik ifadesi var

Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşunun 52. Yıldönümünde mahkeme başkanı Haşim Kılıç’ın konuşmasını İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Eren, A Haber’de Kadraj programında değerlendirdi. Eren, Başbakan Erdoğan’ın törene katılarak mahkemenin kurumsal kimliğine saygısını gösterdiğinin altını çizerken, Kılıç’ın konuşmasında kullandığı ‘sığ’, “gömlek değiştirmek” gibi ifadelerin mahkemenin kurumsal rolüne uygun bir üslupta olmadığı değerlendirmesinde bulundu.

AdsızZ

POLEMİK İFADELERİ VAR

Konuşmanın ilk üç başlığı, Anayasa Mahkemesi’min rolü, işlevi, hukuk devleti kısımları hukuk dili kullanılmakla birlikte, bireysel başvuruyla ilgili eleştirilerde biraz  daha polemikçi bir dilin kullanıldığını görüyoruz. Orada tarz değişiyor. Polemik içeren ifadeler var. Halbuki üslubunu, konuşmasını sonuna kadar tüm eleştirilere hukuk dili kullanarak, anayasa kavramları kullanarak, bireysel başvuru kararlarının özgürlük yolunda katkıları olduğunu söylemesi daha yapıcı olurdu. Mesela eleştiriler için “sığ” ifadesini kullanması, “gömlek değiştirme” gibi birtakım siyasi göndermeleri olan ifadeleri kullanmasına gerek yoktu. Konuşmanın bütünlüğü içinde bunlar başka yerlere çekilip polemik yaratabilecek ifadeler. İstikrarlı bir siyasi sistemde  en önemli şey devletin kurumlarının rollerine uygun açıklamalar yapmalı.

 

BAŞBAKAN TÖRENE KATILARAK SAYGISINI GÖSTERDİ

Başbakan konuşmalarında mahkemenin twitter konusundaki kararlarını eleştirmişti.  Ben de twitter konusunda iç hukuk tüketilmeden karar verildiğini düşünüyorum.Hatta karara saygı duymuyorum demişti Başbakan Erdoğan.  Başbakan törene geniş bir katılımla gelerek Anayasal Mahkemesi’nin kurumsal kimliğine karşı saygı duyduğunu gösterdi. Devletin kurumları arasında kriz yoktur mesajını vermek istendi. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlardan birinin yanlış olduğunu düşünüyoruz ama buna rağmen kuruluş yıldönümü  törenine katılıyoruz ve mahkemenin kurumsal kimliğine saygı duyuyoruz dedi.

KILIÇ DA YARGI DA PARALEL YAPININ VARLIĞINI ONAYLADI

Anayasa Mahkeme Başkanı da konuşmasıyla paralel yapıyı kabul etti ve bunun bir an önce ayıklanması gerektiğini söyledi. somut isnatlarla kimse sorumlusu bunların yargıdan ayıklanması gerektiğini açıkça ifade etmiş oldu.  Türkiye’de bu algı Anayasa Mahkemesi Başkanı’nda da varsa bir an önce yargı üzerindeki bu karar lekenin hukuk içinde ayıklanması demek ki herkesin beklentisi.

http://www.ahaber.com.tr/webtv/videoizle/kilicin-konusmasinda-polemik-ifadesi-var–prof-dr-abdurrahman-eren

Ebubekir Sofuoğlu: İktidarda Abdülhamit olsa tehcir olmazdı

A Haber’de Kadraj programına katılan tarihçi Profesör Ebubekir Sofuoğlu, Başbakanlıktan yapılan 1915 açıklamasını değerlendirdi.

Adsız

Sofuoğlu açıklamanın özür niteliğinde olmadığını belirtti, 1915’te iktidarda Abdulhamit’in olması halinde tehcirin yaşanmayabileceğini öne sürdü. Sofuoğlu, “soykırım” iddiasındaki tarihçilerden Osmanlıca bilmeyenlerin olduğunu söyledi.

Başbakan özür dilemedi
Eğer Başbakan’ın üzüntüsünü ifade etmesi özür değildir. Osmanlı Mahkemeleri tehcir bu şekilde sonuçlandı diye 67 kişinin idamına hükmetmiştir. Düzgün cereyan eden hadisede bu kadar idam çıkar mı? Osmanlı farklı milletleri birarada yaşatmıştır. ”

Hepimiz Ermeniyiz çünkü üzerimize zimmetlilerdir
Hepimiz Ermeniyiz” meselesi ben huzur içinde yaşatacağım, Türkiye’deki Ermeniler benim Ermenim, Ecdadın mirası, bu Ermenileri koruyacaksın. Bunlar ehli zımnidir. Bunların hukuku Müslüman yönetici üzerine zimmetlenmiştir demek. “Hepimiz Ermeniyiz” meselesi, evet, Ermeni değiliz ama bunların hukuku bizlere zimmetlidir, suça bulaşmamış Ermenilerin koruyucusuyuz.

İktidarda Abdulhamit olsa tehcir olmazdı
İttihat ve Terrakki Osmanlı’ya en zarar veren ekibidir. Abdulhamit olsa ön alırdı, tedbir alırdı. Ajanlarını yabancı okullara gönderir, Ermenilerin bu manipülasyonlara karışmasını önlerdi, çünkü örnekleri var.

Çağın afyonu bilimdir
Marx din afyondur diyor ama çağın afyonu bilimdir. Tarihçiler, üzülerek söylüyorum ” Türkiye tarihi ile yüzleşmelidir” , yahu vicdansız kim yüzleşmiyor tarihi ile? Türkiye’nin Cumhurbaşkanı açıkça söyledi şahitler huzurunda. “Tarih komisyonu kuralım olayları araştıralım” demedi mi? Söz konusu olan doğuya batıdan bakmak, bir aşağılık kompleksi içinde. “Yapmışızdır ya” mantığı ile hareket etmek.

Soykırım iddiasındaki tarihçi Osmanlıca bilmiyor
Türkiye’nin çağrısı açık. Kaç tane Ermeni tarihçi araştırma yapıp kaç tane mikrofilm çekip gitti. Niye Boston’daki Taşnak arşivi açık değil? Niye Ermenistan’daki kiliselerin Patrikhane’nin arşivi açık değil, açık olmayan bunların arşivi bizim arşivlerimiz açık. “Osmanlı soykırım yaptı” diyen tarihçilerin de çoğu Osmanlıca bilmez, ben bunlardan birini izledim, osmanlıca biliyor musun diye sorduk, bilmiyorum ama önemli değil dedi.

Şamil Tayyar: YSK sansür kurulu gibi çalışıyor

A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Ak Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar Ergenekon Davası’nın gerekçeli kararını değerlendirdi.

Eski Genelkurmay Başkanı ve Ergenekon Davası hükümlüsü İlker Başbuğ’un “ciddiye almıyorum” tepkisini gülümseyerek “Ben de onu ciddiye almıyorum” sözleriyle yorumladı. Tayyar, Yüksek Seçim Kurulu’nun A Haber’e verdiği yayın durdurma cezasını ise “YSK sansür kurulu gibi çalışıyor” sözleriyle yorumladı.

BEN DE BAŞBUĞ’U CİDDİYE ALMIYORUM
“Ben de Başbuğ’un açıklamalarını ciddiye almıyorum, Çünkü Başbuğ bir darbe davasında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış bir isim. Bir kategorik yaklaşımla değerlendireceksek, hakkında en ağır iddiaların ve en önemli bilgi ve belgelerin olduğu isim. Başbuğ’un böyle bir açıklama yapması acziyetinden kaynaklanıyor. Burada eleştirilmesi gereken konu, Başbuğ’un özel yetkili mahkemede değil, Yüce Divan’da yargılanması gerekiyordu. İster Mansur Yavaş, ister Meral Akşener isterse İlker Başbuğ olsun, hangi ismi gündeme getirirlerse getirsinler, Başbakan Erdoğan Köşk’e aday olursa ona alternatif yaratabileceklerini düşünmüyorum.

YSK SANSÜR KURULU GİBİ
Tamamen seçim öncesi susturmaya yönelik bir sansür girişimi. düşünün ki Twitter’da insanlar istedikleri gibi hakaret edebiliyor, iftira atabiliyor, küfredebiliyorlar, hukuk dışı yayınları servis edebiliyor. Bunlar hukuk kurallarına tabi değil ama gazete ve televizyonlar hukuk kurallarına tabi. Bunlar geniş yorumlanarak sansür olarak uygulanabiliyor ve aydınlar, entelektüeller sokağa dökülmüyorlar. Bunun basın özgürlüğünü engellediğini söylemiyorlar. İftiranın kol gezdiği Twitter’a geçici engellemeyi bile bir ifade özgürlüğünü engelleyici tavır olarak değerlendiriyorlar.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/04/04/samil-tayyar-ysk-sansur-kurulu-gibi-calisiyor

Yusuf Ziya Cömert: Seçim sanal ortamda olsa farklı olurdu

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katıldı.

Cömert; sosyal medyada seçim yapılsaydı oradaki arkadaşların düşündüğü şekilde sonuçlanabilirdi. Muhtemelen chp önde giderdi belki BDP farklı olurdu. Enterasan şeyler olabilirdi ama bunların nufusu çok az dedi.

Cömert, seçim sonuçunda halkın, “Ben yolsuzluğu sevmiyorum ama darbeyi hiç sevmiyorum” dediğini söyledi.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/webtv/videoizle/secim-sanal-alemde-olsa-farkli-olurdu–yusuf-ziya-comert

 

Prof. Dr Yasin Aktay: Manşetler psikolojik hastalığa işaret ediyor!

A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Aktay, bazı gazetelerin seçim sonrası attığı manşetler için “psikolojik bir rahatsızlığa işaret ediyor, tedavi edilmesi gerekir” yorumunu yaptı.

Adsız

BAŞBAKANIMIZIN CUMHURBAŞKANI YOLU KAPALI DEĞİL
Kirli ittifaklara karşı halkın verdiği kırmızı karttır. Sayın Başbakanımız takdir ederlerse onun için Cumhurbaşkanı olma yolu hiç kapalı olmadı. 10 Ağustos tarihinde yapılacak seçimlerin , aday göstermemize birkaç ay var, Sayın Başbakanımız olduğu takdirde kendi grubu kendini destekleyecek.

CHP’DE BÖYLE BİR AKIL YOK, CEMAAT AKLINA BAŞVURDULAR
Tabandaki buluşma tavanda yakınlaşmaya da yol açabiliyor. Cemaat ile CHP arasındaki makasın da kapalı olduğunu öğrenmiş olduk. Mansur Yavaş ve Sarıgül’ün CHP’den aday gösterilmesinde cemaat aklı ve stratejisi olduğunu düşünüyorum. CHP’de böyle bir akıl olduğunu düşünmüyorum. Pensilvanya’nın stratejik aklına bağlanıldığını görüyoruz. Bu akıl etkili oldu. Mansur Yavaş’ın aday olması karşılığında MHP’liler CHP’yi tercih etti. Bu Sayın Bahçeli’nin rızası ile mi oldu yoksa kendi partisini bile yönetemez hale mi geldi gibi soruları da sorduruyor.

MANŞETLER PSİKOLOJİK HASTALIĞA İŞARET EDİYOR
Bir günlük bir manşet ile teselli arayan sefil manşetler olarak değerlendirmek istiyorum. Bu teselliyi insan bir günlüğüne arıyorsa her bakımdan iflas etmiştir. Hiçbir umudu kalmamıştır. Manipülasyondan ibaret olduğunu düşünmüyorum. Cidden tedavi edilmesi gereken bir durum. Tanık olduğum bu refleksi sağlıklı bulmuyorum ciddi bir rahatsızlık var ortada.

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN:

Ebubekir Sofuoğlu: Başbakan gaz verilerek öldürülmeye çalışıldı!

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan tarihçi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu 31 Mart 1909 ile 17 Aralık sürecinde benzerlikler olduğunu öne sürdü. Başbakan Erdoğan’ın 2006’da arabasına gaz verilerek, uydudan arabasının kapıları kilitlenerek öldürülmek istendiğini iddia etti.

2016’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yenileneceğini hatırlatarak “Başbakan istenilen sözleşmeye imza atmayacaktır” dedi. 31 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunun altını çizen Sofuoğlu Başbakan Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayanları eleştirerek “Aptal aydınlar Başbakan’ın ufkunu anlamıyor” ifadesini kullandı.

Adsızsof

31 MART İLE 17 ARALIK ARASINDA PEK ÇOK PARALELLİK VAR
Bugün yaşanan olaylar 31 Mart’a çok benziyor. Tek 31 Mart değil. Küresel güçler siz güçlendikçe sizin ayağınızı tökezletmekten vazgeçmez. Osmanlı tarihinde kesintiler olmuş. Padişahlardan bağımsız düşünürsek sadece padişahlar dersek Fatih, Yavuz Kanuni geliyor. Çok büyük sadrazamlar geçmiş Osmanlı tarihinden. Başbakan’ın konumu bugün Sadrazamlık konumu. Osmanlı tarihinde büyük devlet adamları pasifize edilip ortadan kaldırıldıktan sonra bir yenisi gelene kadar Osmanlı büyümesini durdurdu. 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra 42 yıl beklendi. Osmanlı tökezletildi bu tür operasyonlarla. Başka bir örnek, Gedik Ahmet Paşa, muhteşem bir sadrazam, Kırım’ı almış, Otranto’yu almış, ne yazık ki 1482’de öldürülmüş, Yavuz gelene kadar bekledi Osmanlı Sokullu Mehmet Paşa muhteşem bir sadrazamdır, ufukların sadrazamıdır. Karadeniz ve Hazar’ı birleştirme projesi vardır, çalışmayı başlatmış, Süveyş’i açtırmak istemiş, Mursi’yi de bu açıdan değerlendirebiliriz. Cebeli Tarık Boğazı’na ulaşmış, Arap Baharı’nın geçtiği yerlere nüfuz etmiş ve öldürülmüş. Liderler kolay gelmiyor. Sokullu’dan sonra Köprülüler gelmiş 27 yıldır. Bürokrasi en kudretli sadrazamı Merzifonlu’yu öldürtmüş. Osmanlı bir 150 yıl dört devletle savaşmış Merzifonlu’dan sonra. Liderler pasifize edilirse o devlet bekleyecek. Birebir baktığınızda o kadar çok denk düşen noktalar var ki. Abdulhamit’e diktatör deniyordu. Abdulhamit’e isyan Taksim’de başladı. Gezi Parkı’nı unutmayın.Diktatör diyenler asıl diktatörü sonra gördüler. Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok cinayetleri bu dönemde mi oldu, asit kuyuları bu dönemde mi oldu. Abdulhamit’in bir kişiyi öldürdüğü vaki değildir. Abdulhamit en azıllı muhaliflerini cebine para koyup Avrupa’ya gönderdi. İttihat Terakki iktidara gelince faili meçhuller, idamlar olmuştur. Diktatör nasıl olunur İttihat Terakki gösterdi.

ABDULHAMİT DÜŞÜRÜLDÜ, KURŞUN ATMADAN 5 DEVLET KAYBEDİLDİ
Şimdi 31 Mart İsyanı tezgahlandığında, 2. Meşrutiyet’in ilanı için 30 yıl Abdulhamit ile uğraşıldığında bekledikleri hürriyet, kardeşlik, eşitlikti. Meşrutiyet ilan edilirse ülkede birlik bütünlük sağlanacaktı. Bunlarla Jön Türk kongrelerini yaparken Taşnak Sutyün gibi terör örgütleriyle kongre yaptılar. Derler ki biz bütünlüğü sağladık. Abdulhamit’in arabasına bomba koyan terör örgütleriyle işbirliği yaptılar. Prens Sabahattin, Ahmet Rıza grubu ile ayrılığa düştüler. Tüm hedef Abdulhamit’i düşürmekti. Sonra ne oldu, İkinci Meşrutiyet ilan edilir edilmez, tek kurşun atılmadan, 5 devlet toprağı kaybedildi.Girit, Kıbrıs, Bosna, Doğu Rumeli. 1908’e kadar biz Adriyatik’e kıyısı olan devlettik.

BU BAŞBAKAN’A 2016’DA MONTRÖ’YÜ İMZALATAMAZLAR
Abdulhamit tahta çıkar çıkmaz onların istediği padişah olmadığı anlaşılınca borcunu bir defada ödeyeceksin tek şartımız Mithat Paşa’yı affetmeniz dediler. Mithat Paşa üzerine niye düşüyorlar? Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması yakınlaşıyor 2016, Kırım Ruslarca ilhak edildi. Bunlar tesadüfi değil. Bir müteahhit bir arsayı beğenir, satın alır, arsa sahibi satmak istemez, bu satmıyor ama çocuğu satmak istiyor. Der ki ben bunun babasını öldürürsem ben bu araziyi alırım der. Abdulhamit ülkeyi Birinci Dünya Savaşı’na sokmayacaktı. Mithat Paşa ülkeyi 93 Harbi’ne soktu. Abdulhamit sokmayacaktı. Birinci Dünya Savaşı öncesi Mithat Paşa muktedirdi, ülkeyi savaşa sokacak kişiyi aradılar. Almanlar ülkeyi savaşa sokacak kişiyi iktidara getirmek istedi. Abdulhamit ülkeyi Birinci Dünya Savaşı’na sokmayacağı için düşürüldü. 2016’da Montrö Anlaşmasını bu Başbakan’a imzalatamazlar. Rusya’nın sıcak denizlere inme manevrasıdır. resmin büyüğünü göremezseniz kaybedersiniz. Ortadoğu kaynakları Türkiye’ye akıyor. Kaynaklar eskiden Amsterdam, Brüksel’e akıyordu. Batı’daki krizleri başka türlü değerlendirmeyin Ağaoğlu’nun ofisinden açıklama yapıldı, şunu diyor, “iki üç günlük gözaltı sürecinde Ağaoğlu ofisinden üç dört milyar Dolar ya da Euro değerinde satış yapıldı” Ortadoğu’ya. Ağaoğlu gibi işadamları Ortadoğu’ya satış yapıp, Ortadoğu’dan sermaye çekiyor. Başbakan bu yüzden tehlikeli. O paralar Avrupa’ya gidiyordu. Yağmurun altında ıslanan araziyi alacak diye El Maktum için kıyamet koparıldı. El Makdum İngiltere’de Kraliçe tarafından karşılandı.
Mursi indirildi çünkü Süveyş’i Türkiye’ye kullandıracaktı. Abdulnasır, Süveyş’i millileştirdi, savaş açıldı kendisine. Süveyş şah damarıdır. birinci Dünya Savaşı Süveyş yüzünden çıkmıştır. Abdulhamit Hicaz Demiryolu ihalesini Almanya’ ya verince İngiltere Süveyş’i işgal etti. Mursi’yi bundan bağımsız düşünemeyiz. istediğiniz kadar fabrikanız olsun, satamazsanız olmaz. Başbakan da bunu yaptı artık satacak imkanlara kavuşacaksınız. Toros tünelleri, Hicaz Demiryolları bugün yapılanlara bakın, hızlı trenler, bölünmüş yollar, yollar ticaret için önemli.

APTAL AYDINLAR BAŞBAKAN’IN UFKUNU ANLAMIYOR
Başbakan’ın aptal aydınlar tarafından anlaşılamayan ufku, Kanal İstanbul’dur. Panama ikinci kanalı atıyor. Büyük resmi görmeyip “rüşvet yolsuzluk” diyorlar. Neresi rüşvet yolsuzluk? Ülke kuşatılmış halde. Genelkurmay, Cumhurbaşkanılğı Başbakanlık dinleniyor. Senin dik duran bir liderin var. Davos neyi ifade ediyor, Türkiye’nin onurunu, haysiyetini ifade eden bir Başbakan var. Yunan gazetesi bile “bunu birisi İsrail’e yapmalıydı” diye yazdı. Diplomasi kuralları efendi ülkelere şöyle itaat edeceksiniz denilen teşrifat kuralıdır. İsrail uluslararası Madrid Görüşmeleri’ni “Cumartesi benim Şabat’ım” deyip çekip gidiyor.

BAŞBAKAN ANA CADDEDE BİR YÜRÜDÜ O İŞ BİTTİ
Arap Baharı bir projedir. Condoliza Rice’ın makalesini okuyun. 22 ülkenin rejimleri, coğrafyası, sınırları değişecek. Washington Post’a yazmış. İngiltere Mursi’yi o yüzden devirdi. “Arap Baharı” denildi, bu kadar operasyon yapıldı. Başbakan’ın bütün gayretleri Tunus ve Mısır’da Türkiye dostu kişiler seçildi. Türkiye dost elini uzattı. Yunus Emre ve Yurt Dışı Türkler kuruldu. Arap ülkelerinde altı büyükelçilik vardı. Bunun neresi diplomasi? Kırım’da çalıştım bir yıl. Kırım Tatarların Rus mafyası öldürüyordu, Başbakan geldi Kırım’ın ana caddesinde yürüdü o iş bitti. Şimdi Türkiye eski tarihi kodlarını hatırladı. Montrö’yü ihmal etmeyin, Kırım Ruslara hediye edildi. Batı’nın Kırım’ın Ruslarla işgali karşısındaki cümlelerine bir bakın, çok komik. ABD, Ukrayna’da daha fazla ileriye gitme diye açıklama yapıyor. Ruslar Güney’e iniyor. Türkiye tarihi kodlarını hatırladığı için. Mursi iktidarda kalsaydı, Suriye Türkiye’nin istediği gibi dönüşseydi ne olacaktı? Sizinle işbirliği yaparlarsa bütün Arap ülkeleri buna uyar. Batılılar bunu iyi bildiği için Dubai’de bu ülkenin ileri gelenlerini toplayıp, “Türkiye güçlenirse sizin petrollerinizden pay alır” dendi. Türkiye’nin güçlendiğini Türkiye’dekiler göremiyor. Başbakan gibi bir lider kaybedilirse Türkiye içine kapanacak.

BAŞBAKAN ARABASINA GAZ VERİLEREK ÖLDÜRÜLMEYE ÇALIŞILDI
Bu hadiselerin rüşvet ve yolsuzlukla ilgisi olmadığı açık . MİT tırlarına yapılan operasyonla rüşvet ve yolsuzluğun ne ilgisi var. Bu ülkenin başbakanı arabasında öldürülmeye çalışılmadı mı? Niye öldürmeye çalıştınız? Arabası uydudan kilitlendi ve gaz verildi ve arabasının camı balyozla kırıldı. Büyük bir şanstı. 60 saniye sonra Başbakan’a ulaşılsaydı Başbakan ölmüş olacaktı. MİT tırlarına yapılan saldırın rüşvet ve yolsuzlukla ne ilgisi var. CIA aracına operasyon yapılabilir mi?

O kadar aptal var ki karşımızda. Rüşvet Yolsuzluk diyor, MİT tırları ile alakasını kur. IHH deposuna yapılan baskınla ne ilgisi var. Buyrun bunu anlatın. Dışişleri Bakanlığı’nın dinlenmesinin rüşvet ve yolsuzlukla ne alakası var. İçine kapanacaksın, liderin kaybolacak. Bir öğretim görevlisiyim, tarihte bunları çok gördüm. Bir Sokullu Paşa’nın daha kaybına bu milletin tahammülü yok. Ey sevgili vatanseverler, çıkartmalar yapıştırıyorsunuz, bu vatan değil mi, bu kuşatılma değil mi? Argela Merkel’e de yapıldı. Başbakan’ın miting miting bağırıp söylemeye çalıştığı buydu. Sözüm ona bazı aydınlar Başbakan’ın üslubunu aşırı buluyoruz. Herkes size saldırıyor Başbakan’ın psikolojisini düşünün. Niye Başbakan bu kadar agresif, herkes size saldırıyor, sessiz sakin konuşacaksınız. Dinleme olayı Başbakan’ın haklı olduğunu ortaya koyuyor. Feryat ediyor. 31 Mart öncesinde Abdulhamit çok uyardı. 31 Mart isyanında aydınlar Abdulhamit aleyhinde yürüdü. Millet artık bu küresel operasyonu anladı. Tahttan indirilme fermanını, gayrimüslimler verdi, bu kadar zulüm olur mu? Emanuel Karasu kimdi biliyor musun, padişahın huzuruna gelen, Filistin ile teklif getiren kişiydi. Bu 31 Mart çok önemli..

HABERİ İZLEMEK İÇİN

http://www.ahaber.com.tr/webtv/videoizle/sofuoglu-basbakan-gaz-verilerek-oldurulmeye-calisildi

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/03/29/basbakan-gaz-verilerek-oldurulmeye-calisildi