Prof.Dr Yasin Aktay: Türkiye öncülerin yalnızlığını yaşıyor

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu ‘Kadraj’ programının konuğu AK Parti Dış İlişkiler Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Aktay oldu. Aktay gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı ve Türkiye’nin Gazze konusunda öncülerin yalnızlığını yaşadığını vurguladı.

“İSRAİL ULUSLARARASI DÜZENİN ÖZETİ”
İslam ülkeleri için İsrail bir anahtar kelimedir. Kurulmuş olan uluslar arası düzenin bir özeti, dışavurumudur. Bu sembole dokunduğunuzda düzene de dokunursunuz. İsrail’in yaptıkları uluslararası düzenin bir icraatıdır aslında. Arap ülkeleri, bu düzenin bekçileridir. O liderlerin hiçbirisi kendi halklarının desteğiyle gelmiş değildir. Düzenin onayıyla o noktada duruyorlar.

“BİRÇOK ÜLKE TÜRKİYE’NİN PEŞİNE TAKILMA DERDİNDE”
Türkiye elbette ki yalnızlaşmış durumda ama Türkiye aslında öncülerin yalnızlığını yaşıyor. Öncüler yalnız olur. Türkiye durması gereken doğru yerde duruyor. Hakkı, hakikati ve doğru tavrı temsil ediyor. Birçok ülke onun peşine takılmanın bahanelerini oluşturmaya başladı. Katar, Tunus, Sudan Türkiye’nin tavrını gıptayla karşılıyor ve destekliyor.

“LİDER ERDOĞAN’DIR”
Aslında lider Erdoğan’dır. Ülkede siyasal hareketin içinde lider bir kişi olur. Seçilecek olan Başbakan da o lideri kabul edecektir. Sen yoluna, biz yolumuza tavrını kimse göstermeyecek. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında eşgüdüm olacaktır. Makasın olacağını kimse beklememeli.

“PARALEL’ KAFA PSİKOPAT BİR KAFA”
Gözaltındaki polisler cahillikten yargılanmalı. Türkiye’nin şu andaki gidişatını görememekten yargılanmalı. Bu kadar cahilse polisliği nasıl bu kadar işgal edebiliyorsun? Demek ki yanıbaşında insanları kıtır kıtır kesseler haberin olmayacak. Şu anda Türkiye ile İran’ın birçok konuda ters istikamette gidiyor olduğunu göremeyecek kadar da körsün. Allah’tan daha beter felaket gelmemiş başımıza. Çünkü istihbaratımız bunlara teslim. Emniyet istihbaratımız, Türkiye’nin istihbarat değerlendirmesini yapacak olan bunlar. Bir de MİT’e talip olmuşlar. Hangi vasfınla MİT müsteşarlığı yapacaksın? Bu kafayla mı yöneteceksin? Şizofrenik, psikopat bir kafa. Bu kafayla ne MİT ne de küçük bir bakkal dükkanı yönetilir.

“ŞÜKÜR VE ŞAHİN’İN YAPTIĞI AKIL EKSİKLİĞİ”
Gözaltındaki polisler yargıda suçlu olacaklar mı olmayacaklar mı bilemem. Ne tür delillere ulaşılacak bilemeyiz. Milletvekillerinin gidip oralarda böyle defans anlayışıyla hareket etmeleri ciddi anlamda akıl eksikliği göstergesidir, hukuk bilgisi eksikliği sözkonusu burada.

Adsız

http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2014/07/30/sukur-ve-sahinin-yaptigi-akil-eksikligi

LACİVERT: Bir Adayın Anatomisi

Laikliğin ve Atatürkçülüğün kalesi CHP’nin, merkezi Suudi Arabistan olan bir teşkilatın eski genel sekterini aday göstermesi bazı CHP’liler tarafından kötü bir şaka olarak algılandı. Ciddiyetin farkına vardıklarında ise isyan bayrağını çektiler.

1404391042676

Uzun bekleyiş nihayet sona erdi. 10 Ağustos 2014’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi çatı adayını açıkladı. Aday, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu. Kahire doğumlu İhsanoğlu, Ayn Şems ve Ezher Üniversitelerinden mezun saygın bir bilim tarihçisi. İlk adı İslam Konferansı Örgütü olan sonradan ismi değişen İslam İşbirliği Teşkilatı’nın genel sekreteri. 1 Ocak 2005’te görevi devralan İhsanoğlu, örgütün seçimle göreve gelen ilk genel sekreteri ve aynı zamanda ilk Türk genel sekreteri olma özelliklerini taşıyor.

CHP Milletvekili Melda Onur’un “Kabul, trollendik” açıklamasına bakılırsa, CHP milletvekilleri ve taban büyük bir şaşkınlık yaşıyor. Zaten parti içinde çatlak sesler yükselmeye başladı, bazı milletvekillerinin alternatif aday arayışında oldukları dedikodusu Ankara kulislerinde dolaşıyor. Yaşanan hayal kırıklığını ise en iyi Cem Özer özetliyor: Ey CHP! Tabanını TEKMELETTİN!
Laikliğin ve Atatürkçülüğün kalesi CHP’nin, merkezi Suudi Arabistan olan bir teşkilatın eski genel sekterini aday göstermesi bazı CHP’liler tarafından kötü bir şaka olarak algılandı. Ciddiyetin farkına vardıklarında ise isyan bayrağını çektiler.

Türkiye’nin kıdemli Kemalistlerinden Bekir Coşkun ise sitemkâr. Coşkun, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli kafa kafaya verip çatı inşaatı yapmaya kalkınca çatı yerine ‘kubbe’ çıktığını söylüyor. Coşkun’un asıl endişesi ise kubbenin kapısı. Gelin, Coşkun’un yakarışına kulak verelim: “Adında bile ‘din’ olan ‘ihsan’ edilmiş bir değerli zat Ekmeleddin İslamoğlu çatı adayı olunca, kapısı kıbleyedir…” (Evet hâlâ İhsanoğlu’nun soy ismini tam öğrenemediler). 17 Haziran Sözcü gazetesi, ‘Çatı kubbe oldu’ yazısı…

İhsanoğlu ile ilgili eleştirilerden biri de, kamuoyu tarafından bilinmeyişi. Aslında bu yanlış, kamuoyu İhsanoğlu’nu sessizliği ile tanıyor. Mısır’da seçilmiş cumhurbaşkanını deviren cuntaya karşı sessizliği ile… Suriye’de yaşanan insanlık dramı karşısındaki sessizliği ile…

Derde deva, sadra şifa olamayan İslam İşbirliği Teşkilatının Genel Sekreteri İhsanoğlu, Müslüman Kardeşler’e mesafeli durmuş, Mısır’da yaşananlara ‘darbe’ demekten imtina etmiş, Suriye’de ise Esad’lı geçişi önererek diktatöre selam çakmış, iç savaşa gözlerini kapatmıştı. Bu duruş Müslüman entelektüellerin nezdinde İhsanoğlu’nun güvenilirliğini ve itibarını zedeledi.

İhsanoğlu’nun bir diğer özelliği ise amiral gemisinin miçoları tarafından asıl mağdur ilan edilmesi… Ki bu çok doğru. İhsanoğlu’nun aslen Yozgatlı olan babası İhsan Efendi, tek parti döneminde baskılara dayanamayarak iltica etmiş bir kişi. İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy ile babasının yakın dost oldukları ve merhum şairin ölmeden önce yazdığı Kuran mealini ona emanet ettiği söyleniyor.
Ama mağduriyet bununla kalmıyor. Kendisi 28 Şubat döneminde İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Bölüm Başkanıydı. Dönemin rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, yardımcısı ise şimdilerde CHP milletvekili olan, ikna odalarının kurucu anası Nur Serter. Alemdaroğlu, sırf İhsanoğlu’nu göndermek için Bilim Tarihi Kürsüsü’nü kapatmıştı.

Yani CHP; babası Osmanlı uleması olan, Takrir-i Sükûn, İstiklâl Mahkemesi şartlarında, 1924 sonrası Türkiye’sini terk etmek zorunda kalmış, 28 Şubat döneminde ulusalcıların bayrak taşıyanları tarafından tasfiye edilmiş bir bilim adamını aday ilan etti. Nerden baksan tutarsızlık…

A Haber’deki programıma katılan yazar Metin Karabaşoğlu’nun güzel bir tespiti oldu. Karabaşoğlu iki tür Müslüman’ın Batı için makbul Müslüman olduğunu söyledi. Biri İslamofobiyi beslemek için iyi fotoğraf veren radikal İslamcı olarak adlandırılan Müslüman tipi, diğeri ise uzlaşmacı ve pasif Müslüman tipi. Bu tespite bakarsak teşkilatın başında bulunduğu dönemde sessizliği ile dikkat çeken İhsanoğlu’nun batının sevdiği ikinci profile uygun olduğunu söyleyebiliriz. Karabaşoğlu, “İhsanoğlu ismi sizi şaşırttı mı?” sorusuna şöyle cevap veriyor: “IŞİD üzerinden Müslümanlara söz söylemeye çalışan insanların Batıya boyun eğmiş bir Müslüman tipolojisine uygun bir ismi çatı aday olarak belirlemeleri de bana hiç şaşırtıcı gelmedi.”

Karabaşoğlu’nun iyimser tespitlerinden biri ise şu; uzun yıllardır kendisini ayrıcalıklı ve esas sahip gören beyaz Türkler artık dindarlığın bu ülkenin merkezi olduğunu kabul etti! Benzer bir yorum Financial Times’dan da geldi. Gazete, CHP’nin bazı geleneksel destekçilerinin seçimde çekimser kalmasına yol açabileceğini söylediklerini belirterek ekliyor: “Ancak Sayın Erdoğan o kadar hâkim oldu ki, başlıca muhalifleri bile Başbakan’ın sosyal muhafazakâr çekirdek oylarının peşine gitmeyi ve Milliyetçi Hareket Partisi ile ortak bir aday göstermeyi tercih ettiler. Sayın İhsanoğlu’nun seçilmesi, Sayın Erdoğan’ın kökleri İslam’da olan AK Parti’yle iktidara geldiği 2002’den bu yana Türkiye’nin siyasi manzarasının ne ölçüde değiştirdiğini gösteriyor.”
Ama benim bu konuda ciddi şüphelerim var. Zira aday ismi açıklandıktan sonra duyulan, “Sırf sen git diye neler yapmak zorunda kalıyoruz”, ” İhsanoğlu tanınmayan ama değerli biri. Erdoğan tarafından şeytanlaştırılması zor hatta imkânsız biri” nidaları yüzüme bir tokat gibi çarpıyor. Çünkü yine bu toprakların sahipleri, aptal yerine konuluyor, yine zekâmızla alay ediliyor gibi hissediyorum.

Bizi nasıl bir seçim bekliyor?
10 Ağustos 2014’te, cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidecek. İlk turda kazanmak isteyen aday, oyların yüzde 51’ini almak zorunda. Eğer seçim ikinci tura kalırsa, geçerli oyların en fazlasını alan aday Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı olacak. 30 Mart yerel seçim sonuçları baz alınırsa CHP ve MHP’nin toplam oyu yüzde 43, AK Parti’nin oyu ise yüzde 45,6. Kilit rol, Kürt oylarında. Kürt siyasi partiler, seçimlerde yüzde 6,1 oy aldı. Bu durumda Kürt partilerinin kendi adaylarını gösterip göstermeyecekleri, göstermemeleri durumunda hangi adayı destekleyecekleri seçimin sonucunu belirleyebilir.

http://www.lacivertdergi.com/gundem/2014/07/03/bir-adayin-anatomisi