SINIRIN DİĞER TARAFINDA HAYAT

Nisan 2011’de Suriye halkının başkaldırısını bastırmak için ateş emri verdi Beşar Esad. Aylar süren baskı ve askeri kuşatma silahlı direnişe döndü ve iç savaş başladı.

Resmi rakamlar daha az gösterse de savaşın başladığı tarihten itibaren yetim kalan çocuk sayısının 98 bin olduğu söyleniyor. 30 bin çocuk ise iç savaşın kurbanı oldu. 11bin 525’i ise Suriye hapishanelerinde tutuklu.5 SEMMARIN

İlk günden itibaren Suriye halkının yanında konumlanan Türkiye, mültecilere en fazla yardım eden ülkelerden biri. Ülke sınırları içindeki mültecilerin ihtiyaçlarını devlet, yerel yönetimler ve STK’lar birlikte karşılıyor. Suriye tarafındaki kamplara da yardımlar akmaya devam ediyor.

Bu yardım faaliyetlerini yerinde görmek için Kilis Öncüpınar sınır kapısından Suriye’ye girdim. Sınırda araçlar motorlarına kadar aranıyor. Son zamanlardaki bombalı eylemler güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarmış. Yolun iki tarafında zeytin ağaçları var. Manzaraya bakarken burada savaş olmadığını düşünebilirsiniz. Ama yol boyunca oluşturulan kontrol noktaları ve İslami cephe militanları size acı gerçekleri hatırlatıyor. Halep, Kilis’e 60 km mesafede. Savaş öncesi bu bölgede oldukça canlı bir ticari hayat vardı.

İlk durağımız Şemmarin Kampı, kampta 7 bin mülteci yaşıyor. 20 sınıfta eğitim gören 6-16 yaşları arasında 610 öğrenci var.

1 SEMMARINRimas bebekle karşılaştık burada. Rimas’ın babası, annesi ona dört aylık hamile iken şehit düşmüş. Annesi ise 15 gün önce başka biri ile evlenip kamptan ayrılmış. Rimas henüz bir aylık. Anne sütü alamıyor, teni seffaf gibi ve bembeyaz. Anneannesi onu nişasta ile besliyor. Üzerinde mavi bir tulum var onu da bir komşu yeni vermiş. Yaşamaz diyor anneannesi, Rimas çok hasta.

10 RIMAS BEBEKBabunnur Çadır Kentine geçiyoruz. Burada 8500 kişi yaşıyor. Kız ve erkek öğrenciler için ayrı okullar ve su ihtiyacını karşılamak üzere iki büyük su deposu yapılmış. Kampın zemini tamamen çamur, yürümek oldukça zor. Bu problemi gidermek için kampta zemin çalışmaları yapılıyor.

Şahitliklerimiz gösterdi ki, savaşın en ağır faturasını kadınlar ve çocuklar ödüyor. Aileler tamamen dağılmış. “Çok yoruldum” diyor Avvoş Hüseyin. “Hayatım boyunca çalıştım, şimdi ailem beni burada bıraktı”. Yanında bir torunu var. Onunla birlikte yaşıyor. Gelecek konusunda karamsar değil, “biz Allah’tan umudumuzu kesmeyiz. O bize muhakkak bir çıkar yol gösterecektir” diyor.

23 AVVOŞ HÜSEYİNZehra Hüseyin’in ise problemi daha büyük. Doğuştan beyin damarları hasarlı bir çocuğu var. 6 ay önce gelmiş. Eşi şehit olmuş cephede. Dört erkek bir kız çocuğu ile birlikte yaşıyor. İhtiyacını soruyoruz. “Mama ve bez” diyor, bu çocuğa bakmam lazım.

24 ZEHRA HÜSEYİNEmine Şehadi’nin de beş çocuğu var. Onun da eşi bombardımanda şehit olmuş. Savaştan önce hayatın nasıldı diye soruyorum, “eşim otobüs şöförüydü” diyor “ben de kız kardeşimle evlere temizliğe gidiyordum. Evimi yok ettiler” diyor. “Ama dönmek istiyorum.”

25 EMİNE ŞEHADİSavaşın etkisini çok net görebildiğiniz yerlerden biri de Azez. Yolun iki tarafında yıkıntılar var. Özellikle büyük cami çarpıyor gözüme. Bu cami Esad’ın askerleri tarafından ele geçirilmiş, askerler minareden halka ateş açmışlar. Özgür Suriye Ordusu da askerleri etkisiz hale getirmek için caminin bir kısmını bombalamış.

Sonra bir mahalleden geçiyor yolumuz. Tamamen harabe halinde. Bu mahalleye iki yıl önce scud füzesi isabet etmiş. Füze 5.5 büyüklüğünde bir deprem etkisi yaratmış ve mahalle yerle bir olmuş.

27 AZZEZSon durağımız Babusselam kampı. Bu kamp en eski ve büyük kamplardan biri. 10 bin insan yaşıyor bu kampta. Günlük 18 bin kişiye İHH mutfağından yemek dağıtılıyor. İHH, Suriye’de 22 ülkeden 55 STK ile ortak projeler yürütüyor. Fırın, su deposu kurmanın yanı sıra, sıcak yemek dağıtımı, zemin çalışmaları ve eğitim faaliyetleri konusunda da oldukça aktif. Yaklaşık dört ay önce açtıkları İman çadır kentinde 5 bin aile yaşıyor. Yeni kurulan Siccu konteyner kent bittiğinde ise 10 bin kişiye hizmet verecekler.

IMG_20150201_133717Dönüş yolunda Charlie Ebdo için yapılan eylemler geldi gözümün önüne. 12 kişi için dünya ayağa kalktı. Suriye’de ki ölümlerin sayısı ise artık sağlıklı tutulamıyor. Savaşla büyüyen, savaşla doğan bir nesil var karşımızda. Hayata öfkeyle ve büyük kayıplarla başlıyorlar. Yardımların ötesinde uzun vadeli planlar ve rehabilitasyon projeleri yapmak gerekiyor. Bu bölgenin selamete kavuşması için herkesin yapabileceği bir şeyler olabilir. Önce görmek sonra hissetmek gerekiyor belki de…

DOST ELİMİZ HEP AFRİKA’NIN ÜZERİNDE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile birlikte Etiyopya, Cibuti ve Somalililerle bir kez daha kucaklaştık. First lady, “Afrika insanlığın imtihan yeri. Dost elimiz hep Afrika’nın üzerinde” diyor.

ikili3

Etrafı dikenli tellerle çevrili bir alan ve bir tabela; “Yemek vermeyin, daha önce beslendiler” İzleyiciler şık kıyafetleri ile Avrupalılar ve Amerikalılar. Çitlerin içinde yarı çıplak teşhir edilenler ise Afrikalı. ‘İnsan hayvanat bahçeleri’nde çok değil, 60 yıl öncesine kadar insan olduğundan şüphe duyulan Afrikalılar teşhir edildi. Medeniyetin beşiği olarak görülen Avrupa’nın göbeği Paris’te kurulan ‘insan hayvanat Bahçesi’ni 1 milyon kişi ziyaret etti. Avrupa bir taraftan bu kara derili, insan olduğu şüpheli yaratıkları kendi şehirlerinde eğlence malzemesi olarak teşhir ederken, diğer taraftan kaynaklarını sömürdü. First lady Emine Erdoğan Cibuti’deki Milli Kadınlar Birliği’nde konuşurken, işte bu sahneler geçti gözlerimin önünden. Erdoğan şöyle diyordu “Türkiye asla Afrika’ya sömürgeci bir zihniyetle gelmemiştir. Afrika kıtasında, karşılık beklemeksizin çok kapsamlı yardım faaliyetlerinde bulunmamız bunun en büyük göstergesidir.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan beraberindeki heyetle geçtiğimiz hafta Afrika Boynuzu ülkelerinden Etiyopya, Cibuti ve Somali’yi ziyaret etti. İlk durak Etiyopya’ydı. Etiyopya, Afrika’nın sömürgeleştirilememiş tek ülkesi ve köklü bir tarihe sahip. Aynı zamanda Afrika Birliği’nin başkenti. 1974- 1991 yılları arasında yaşanan iç isyanlar ekonomiye büyük darbe vurmuş ve ülke iflas noktasına gelmiş. Türkiye ve Etiyopya arasındaki ilişkilerse THY’nin Addis Ababa’ya sefer başlatması ve TİKA’nın ofis açması ile daha da gelişmiş. Etiyopya’da Emine Erdoğan’a first lady Roman Tesfaye eşlik etti. İki first lady önce Etiyopya Ulusal Müzesi’ni ziyaret etti. Bu müzenin en önemli özelliği, dünyanın en yaşlı insanı olarak bilinen 4 milyon yıllık Lucy iskeletine ev sahipliği yapması. Lucy için “beyaz adamın en çok saygı duyduğu Afrikalı” diyorlar manidar bir gülümseme ile. Ziyaret sonrası Bayan Tesfaye’nin himaye ettiği AIDS’li kadın ve çocuklara yönelik çalışmalar yapan Entoto Beth Artisans isimli sivil toplum kuruluşu ziyaret edildi. Kadınlar burada boncuk ve gümüşten takılar yapıyor ve kumaş üretiyor.

etiyopya kumaş dokuma

Etiyopyalı kadınlar, Emine Erdoğan’ı Amharca’da “hoşgeldiniz, teşekkür ederiz” anlamına gelen bir şarkı ile uğurladılar buradan. Etiyopyalı STK’larla bir araya gelen Erdoğan, yaptığı konuşmada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadın, çocuk ve eğitim ile ilgili sorunların ortak olduğunun altını çizdi. STK temsilcilerinin konuşmaları gösterdi ki, Afrika’da oldukça etkinler. Merkezi hükümetlerin daha çok varlık problemleri ve terörle ilgilenmeleri STK’ları sosyal hayatta daha güçlü hale getirmiş. Ayrıca kadınlar siyasette ve sosyal hayatta oldukça faal. Ziyaretin ikinci durağı Cibuti idi. Cibuti, Habeşistan olarak bilinen bölgenin bir parçası ve eski bir Fransız sömürgesi. Ülke 1977 yılında bağımsızlığını ilan etmiş.

etiyopya aidsli kadın ve cocuklar stk

AFRİKALI EMİNE VE TAYYİP BEBEK
Emine Erdoğan’a Cibuti first lady’si Kadra Mahamoud Haid eşlik etti ziyarette. İlk durak Daryel Yetimhanesi oldu. Yetimhane 1978 yılında açılmış. Doğum sonrası terk edilen bebekleri ve korunmaya muhtaç yetim çocukları himaye ediyor. 40 kız, 70 erkek olmak üzere 110 çocuk yaşıyor bu yetimhanede. Erkek çocuklar coşku ile karşılıyor bizi, kız çocuklar daha çekingen, kalabalık olduğu zaman ürküp ağlamaya başlıyorlar. Emine Erdoğan çok dikkatli olmamızı tembihledi bize. Yeni doğmuş ve kendi adı verilmiş Emine bebeği kucağına aldığında gözlerinin dolduğunu gördük. Emine bebeğin hemen yanında Tayyip bebek var, o da yeni doğmuş. İkisi ile de teker teker ilgilendi, öptü, kokladı first lady. Yetimhane’nin revirinde Safa bebekle karşılaştı. Safa bebek doğuştan hasta, ‘kemikleri çok hassas hemen kırılıyor, ölür’ demişler ama hayata tutunmayı başarmış, konuşamıyor. Emine Erdoğan Safa bebekle konuştu, sadece kendilerinin anladığı özel bir dilde… Yetimhanedeki çocukların sıcaklığı, hediyeleri aldıklarındaki gülümsemeleri bizi kendilerine bağladı. Orayı terk etmek zor oldu hepimiz için.

cibuti daryel emine tayyip bebek

Ardından Cibutili Milli Kadınlar Birliği’ne gidildi. Bu birlik kadınlara ekonomik bağımsızlık kazandırarak, sosyo ekonomik hayata katılmalarını amaçlıyor. Rengarenk kıyafetleri ve hareketli dansları ile Cibutili kadınlar karşıladı Emine Erdoğan’ı. First lady konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türk halkının selam ve sevgilerini ileterek başladı. Hitabı alkışlarla bölündü. İki first lady de konuşmalarını “Yaşasın Türkiye-Cibuti kardeşliği, yaşasın Türkiye-Cibuti dayanışması” sözleri ile bitirdi. Konuşmaların ardından el sanatları sergisi, aşçılık ve dikiş atölyesi gezildi ve yine şarkılarla uğurlandık.

cibuti milli kadınlar birliği

İNSANLIĞIN İMTİHAN YERİ
Cibutili STK’larla yapılan görüşmeler de oldukça verimli geçti. Türkiye’de birlikte çalışabilecekleri partner STK’lar ile iletişime geçmeleri tavsiye edildi. Çevre konularında halkı bilinçlendirmeyi amaçlayan bir STK çöp konteynerı talep etti, talep karşılık buldu. Gezinin son durağı ise Somali’ydi. Birkaç gün önce Somali’de Türk heyetinin kaldığı otelin önünde patlamalar olmuştu. üç Somalili kardeşimiz hayatını kaybetmişti. Bu saldırı nedeni ile Cumhurbaşkanı’nın Somali’ye gelmekten vazgeçeceğini düşünenler yanıldı. Cumhurbaşkanı ve first lady Emine Erdoğan Somali’ye kalabalık bir heyetle gitti. Önce Somali-Türkiye Eğitim Araştırma Hastanesi’nin açılışını yaptılar, sonra hükümet binası Villa Somali’ye geçtiler. Emine Erdoğan’ı minik misafirler bekliyordu burada. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından kurulan Şeyh Sufi İmam Hatip Lisesi öğrencileri şarkılar söyleyip, fotoğraf çektirdiler first lady ile. Yerel STKlarla görüşen Erdoğan, Türk STK’ları da kabul etti ve onların sahada yaşadıkları problemleri, yaptıkları çalışmaları dinledi. Notlar aldı. Emine Erdoğan’a Afrika seyahatinde neler hissettiğini sordum. Şöyle söyledi: “Afrika insanlığımızın imtihan yeri. Sadece belli dönemlerde değil her an gözetmemiz gereken bir coğrafya. Küresel sistemin adaletsizliklerini bir kere daha gözden geçirmemizi zaruri kılan bir kıta. Bu nedenle, her ziyaretimiz yükümüzü arttırıyor. Elimizdekini paylaşmanın ve yardımlaşmanın sorumluluğunu bize yeniden hatırlatıyor. Yetimhanelerde gördüğüm çocukların acısı hâlâ içimde. Sıcak bir yuvanın ve aile şefkatinin boşluğunu gönüllerimizi onlara açarak belki bir nebze olsun doldurabiliriz. Dost elimiz inşallah hep Afrika’nın üzerinde olacak. Bunun dünyadaki tüm vicdan sahiplerine de örnek olmasını diliyorum.” Afrika kıtası uzun yıllardır sömürgecilerin ve onların insan olduğundan şüphe duyanların durağı oldu. Kaynaklar beyaz adamlar tarafından sömürüldü. Sömürünün verdiği hasarı tamir etmek şüphesiz zaman alacaktır ama Afrikalılar onlara yardım eden Türk kardeşlerini unutmayacaktır. Önce Bosna sonra Suriye’deki iç savaştan kaçan binlerce, milyonlarca mülteciye kucak açan Türkiye, 3,3 milyar dolar ile dünyanın en fazla kalkınma yardımı yapan 3. ülkesi. Evet… Biz asla Afrika’ya sömürgeci bir zihniyetle gelmedik. Ve seyahat dönüşü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kere daha hatırlattığı gibi, “Veren el alan elden üstündür.”

http://www.sabah.com.tr/pazar/2015/02/01/dost-elimiz-hep-afrikanin-uzerinde