Arşiv Aralık 2015

Dr. Halit Yerebakan: Mutlaka grip aşısı yaptırın

Kış mevsimin gelmesiyle hastalıklar arttı… Hastalıkların başında gelen grip, A Haber’de yayınlanan Kadraj programında ele alındı. Programa konuk olan Kalp ve Damar Cerrahı Dr. Halit Yerebakan gripten korunmanın yollarını anlattı. Grip hastalığının ölümcül tehlikesine dikkat çeken Yerebakan, “Mutlaka grip aşısın yaptırın” dedi.

“GRİP BİNLERCE KİŞİYİ ÖLDÜRÜYOR”

Zayıf olan kişiler, çok sık hastalanan kişiler bunlar yaptırmak zorunda olan insanlar. Bakın yaptırabilirler demiyorum, bunların mutlak suretle yaptırması lazım. Grip her yıl binlerce insan öldürüyor. Hiç kimse biliyor mu grip yüzünden öldüğünüzü, yok ama ben grip sebebiyle kalp nakli yapmış bir cerrahım.

“VİRÜS BAŞKA ORGANLARI DA ETKİLER”

Bu virüs vücudumuzda çeşitli organlarımızı tutabiliyor, böbreklerimizi tutabiliyor, kalbimizi tutabiliyor, başka yerleri de tutabiliyor. Kalbi tuttuğu zaman kalp kasında bir iltihabi reaksiyon yapıyor ve bunun üzerine kalp yetersizliğine gidiyorsunuz. Sadece basit bir grip diye düşündüğümüz enfeksiyondan dolayı, virütik bir enfeksiyon, bu enfeksiyondan dolayı kalp yetmezliğine gidip kalp nakline kadar giden hastalar var. O yüzden ben özellikle ailelere de söylüyorum. Hem kendilerini korumak için yapabilirler hem çocuklarına da yaptırabilirler, çocuklar için de oldukça güvenli. Herkes şunu soruyor; ‘Acaba gebeler yaptırabilir mi?’ diye, gebeler içinde bu ilk üç aylık dönemde yaptırmasa daha iyi olur diyen çalışmalar var ama ilk üç ayda bile kabul eden yaptırması uygundur diyen araştırmalar da var, olmanız lazım.

halit yerebakan

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/dr-halit-yerebakan

Hasan Bülent Kahraman: Muhalefet paranoya içinde

Kendisini muhalif sayan kesim bir paranoya içinde… Bu ifadeler A Haber’de yayınlanan Kadraj programına katılan Sabah Gazetesi yazarı Hasan Bülent Kahraman’a ait. Türkiye’deki muhalefetin durumunu değerlendiren Kahraman, “Muhalefetin İran, Malezya yada Suriye olma korkularını artık aşması gerek” diye konuştu.

“MUHALEFET PARANOYA İÇİNDE”

Türkiye’de kendini muhalif sayan kesim veya bugün iktidara karşı olduğunu söyleyen kesim bu bir haktır, bunu her zaman savunabilir, her zaman bu pozisyonunu muhafaza edebilir ama bunun reel siyaset üzerinden yapılması lazım. Bunun bir takım o yazıda kullandığım ve Richard Hofstadter diye bir Amerikalı tarihçiden aktararak kullandığım kavramla bir paranoya üzerinden yapmamalı yani Türkiye’yi ben izliyorum son 20 yılda Türkiye İran oldu, Malezya oldu her şey oldu. Bu korkudan ki o yazıda o hoca Amerikalı tarihçi bunu analitik olarak ortaya koymuştur. Bunun acı çekme, öfke duyma, kuşku besleme, gün bugündür deme, yarın hiçbir şey kalmayacak deme, bir savaş ilan etme veya bu huzursuzluğu yaşama, insanların kendi kendilerine bu huzursuzluğu duyması, paranoya denilen siyasi pozisyonu, tarzı tavrı ortaya koyar. Diyorum ki buradan insanlar çıkmalı. Bazı köşe yazarları işte, ‘Acıyan ruhunuzu dindirmek için bunları yapın’, ‘Öfkenizi, hayal kırıklığınızı dindirmek için bunları yapın’ diye yazılar yazıyorlar. Peki ama Türkiye’nin de bir gerçeği var. Bugünkü siyasi durum, dünkü siyasi durum gibi, yarınki siyasi durum gibi bir sosyolojinin sonucudur, bunu oluşturmak lazım.

“TÜRKİYE’NİN ASIL MESELESİ MUHALEFET PROBLEMİDİR”

Muhalefet şarttır. Türkiye’nin iktidar problemi var, her zaman var, her dönem var. İktidarın kendisi problemdir ama Türkiye’nin asıl meselesi bir muhalefet problemidir. Yani yapıcı, üretken, eleştirel gerçek manada eleştirel, rasyonel bir muhalefete ihtiyacımız var.

hasan bülent kahraman

Erem Şentürk: Demirtaş Kürtleri Putin’e sattı

A Haber’de yayınlanan  Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan Diriliş Postası Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erem Şentürk, HDP heyetinin Rusya ile temas halinde olmasını ‘ihanet’ olarak değerlendirdi. Rusya ile görüşmeyi sert bir dille eleştiren Şentürk, “Görüşmenin tüm sırrı Kürt milletini azınlık diye satmaktan geçiyor” şeklinde konuştu.

“DEMİRTAŞ KÜRTLERE İHANET EDİYOR”

‘Kürtlere diyorlar ki azınlık, azınlık ne demek; azınlık istismar edilebilir demek. Azınlık ne demek; feda edilebilir demek. Azınlık ne demek; eline silah verip olay çıkarttırılabilir demek. Yani sen ne yaptın oraya giderek, Kürt milletini Putin’e sattın öyle mi, Kürt milletini Putin’e feda ettin öyle mi? Bugün itibariyle Recep Tayyip Erdoğan’dan başka Kürt’ü müdafaa eden adam yoktur. Bugün Kürt’ü müdafaa ve  muhafaza günüdür çünkü bu sel gibi pis hareket Kürt’ü ezdiği gibi yarın beni de ezer. Kürt bu milletin asli unsurudur, buranın azınlığı değildir. Lavrov görüşmesinin bütün sırrı gidip Kürt’ü oraya  istismar edilebilir azınlık diye satmaktan geçiyor. Zaten o sattıklarıyla ne aldılarsa geldiler ya, ‘Özerklik istiyoruz’ falan diye hayaller kuruyorlar. Ama bugün İbrahim Kalın’ın söylediği şey net özetliyor meseleyi hiç daha uzatmaya gerek yok. Fantezidir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti fantezileri halledecek kadar güçlüdür.’

erem senturk

Cemil Ertem: FED’in faiz politikaları DAEŞ’i ortaya çıkardı

A haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, küresel sermayenin faiz politikalarının dünya ticaretine etkilerini değerlendirdi. 11 Eylül’de ikiz kulelerin Amerikan Merkez Bankası FED’in politikaları sonucu  vurulduğunu söyleyen Ertem, FED’in dünya ticaretine etkisinin DAEŞ’i ortaya çıkaran nedenlerden olduğunu söyledi. FED’in Amerikan ekonomisiyle ilgili çalışır görünümde dünya ticaretini ve siyasetini etkilemek gibi amacı olduğunu belirten Ertem, dünyanın önemli sorunlarının kaynağında FED’in faiz politikalarının yer aldığını söyledi.

“FED’İN FAİZ POLİTİKALARI DAEŞ’İ ORTAYA ÇIKARDI”

Dünyanın en büyük ekonomisi ve kendi parasını büyük ölçüde Euro ile beraber, bu parayı arz eden bir yapının stratejisini şöyle ya da böyle değiştirmesi ya da kendi içerisinde düzenleme yapıyor gibi görünüp de dünya ekonomisini düzenleme ajandasını bunun arkasında saklaması ve bu tür adımlar atması dünya ekonomisini etkiliyor. Bunun örnekleri var tabi, 1985’te FED faizleri aşağı indirdi ve doları değersizleştirdi. FED’in doları o zaman değersizleştirmesi Japonya ve AB ekonomisini, özellikle Almanya’yı vurdu. Çünkü, ABD’nin ihracatı arttı, bu ülkelerin dünyaya ihracatı düştü. Tam on yıl sonra 1995’te Plaza anlaşması diyoruz, Greenspan, FED’in ünlü başkanı ve Clinton tam aksini yaptılar. Yani doları çok hızlı olarak değerlendirecek faizi çok hızlı ve radikal bir şekilde yükselttiler. O zaman 95’in sonuçları ne oldu biliyor musunuz? 95’in sonuçları; ikiz kulelerin vurulmasıdır, Irak işgalidir ve Ortadoğu’daki şu anki yangındır. Ne kadar etkiliyor görüyorsunuz değil mi? 95’te esasında Clinton ve paradoksal olarak şunu söyleyebiliriz, bir demokrat olarak Clinton ve Greenspan, Bush iktidarını 95’te faizleri yükselterek hazırlamıştır. Yani Bush’un ve Irak işgalinin babası demokrat Clinton’dır. İşte görüyorsunuz, ekonomik adım gibi gözüken bir adım esasında bir on yılı belirlemiş. Yani Ortadoğu’yu buralara kadar getirmiş. DAEŞ’in babası 1995’te FED’in attığı o adımdır.

CEMİL_ERTEM

Serdar Gökhan: Okul-Medrese yakanlar vatan hainidir

A haber’de yayınlanan Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan Türk sinemasının deneyimli oyuncusu Serdar Gökhan, genç sinemacılara tavsiyelerde bulundu. Sanat dünyasının 52 yıldan bu yana devlet tarafından en çok desteği bu dönemde gördüğünü belirten Gökhan, ülkemizin geçtiği bu zor günlerde birlik olunması gerektiğini söyledi. Okul ve tarihi eser yakanları, böyle zor bir dönemde Rusya ile görüşenleri “vatan haini” olarak niteleyen Gökhan, bu kadar hainin olduğu bir ülkede devlet yönetmenin de zor olacağının altını çizdi.

“SANATA, SANATÇIYA, ÖNEM VEREN BİR HÜKÜMET İLK DEFA GÖRÜYORUM”

Sinema okullarında çok gençler üretiliyor, dizilere çok gençler pompalanıyor ama bunların içinden ancak 3-5 tanesi başarıya ulaşıyor. Bir sürüsü sükut-u hayale uğruyor ve hayatları değişiyor. Başarıya ulaşanların da bazı eksiklikleri de vardır, onları da zamanla giderecekler. Kendileri bir anda Hollywood yıldızı sanıp havalara girmesinler. Biz 52 senemizi verdik, biz girmedik havaya. Onlar daha dünkü çocuk, onlar da girmesin. 52 yıldır bu meslekteyim. Bir sürü hükümet gördüm. Bu kadar sanata, sanatçıya, geçmişimize, tarihimize önem veren bir hükümet ilk defa görüyorum. Bu yüzden çok mutluyum, çok teşekkür ediyorum kendilerine.

“OKUL – MEDRESE YAKANLAR VATAN HAİNİDİR”

Memleket içler acısı bir durumda. Yani bu kadar hainin, bu kadar kahpenin var olduğu bir ülkede devleti yönetmek de çok zor. İnsanlarımız hainlikle yarış ediyorlar. Görüyorsunuz, Rusyalara gidiyorlar, okullar yakıyorlar, medreseler yakıyorlar. Bu nedir, anlayamadım gitti ben bu memleketin durumunu. Benim iki tane dedem Balkan Harbi’nde şehit düştü. Şehit torunuyum ben. Bu vatan için ölürüm, bu bayrak için ölürüm. Bu vatanın topraklarına en ufak bir zarar geldiği zaman, inanın yaşım 70 ama en önce ben fırlar giderim. Biz bu memleketin kanıyla, toprağıyla, ekmeğiyle, suyuyla büyüdük. Kimsenin bu ülkeyi batırmaya, bu ülkeye nankörlük, hainlik etmeye hakkı yok.

1450982957438

Prof.Dr Ekrem Demirli: DAEŞ mutlaka bitecek

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ekrem Demirli, İslam dünyasının değer üretme sorunu olduğunu söyledi. İslam coğrafyasının kültür ve değer mirasına yoğunlaşmadığı ve yeterli üretimi gerçekleştiremediği için terör sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirten Demirli, DAEŞ’in de diğer radikal terör örgütlerinin de mutlaka biteceğini söyledi. Prof. Dr. Ekrem Demirli “İslam dünyasının kendi öz mirasına sahip çıkması gerekiyor” dedi.

“DAEŞ MUTLAKA BİTECEK”

Yeryüzünde savaşan bölgelerde de savaşmayan bölgelerde de biz değer üretemiyoruz. Bizim problemimiz bu. DAEŞ bitecektir, PKK da bitecek, öteki de bitecek. Fakat sorun bitmeyecektir. Müslümanların yeryüzündeki üretimsizlik sorunu bitmeyecek. Bizim bunun üzerine akıl yürütmemiz lazım. Biz nasıl olacak da değer üreteceğiz, biz nasıl olacak da mirasımızı güncelleyeceğiz ve bu miras üzerinden insanlara yeni hikaye anlatacağız?

EKREM_DEMİRLİ

Engin Noyan: İslam masal haline geldi!

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan müzisyen – yazar Münib Engin Noyan, günümüz modernizmiyle insanların en çok karşılaştıkları sorunların çözümünün Kur’an’da olduğunu söyledi. Kültür dezenformasyonunun dini konularda da yaşandığını belirten Noyan, “İslam’ın nostaljik bir öge adeta bir masal” haline getirildiğini söyledi.

‘Alanı daralttılar, İslam bir tür masal haline geldi. Bir tür nostalji haline geldi. Bu dönemin Müslümanısın sen. Bu dönemin beklentilerine cevap vereceksin, bu dönemin meselelerine çözüm arayacaksın. 100 sene öncenin romantizmini taklit etmenin hiçbir alemi yok. Onu evde yap, kendini eğlendirirsin; hiçbir zararı yok. Ama bunu İslam sanatı, İslam’ın medeniyet, kültür anlayışı diye eskinin tekrarını ortaya koyarsan olmaz. Ruhu aktaracaksın. Hangi ruh onu tetiklemişse, yaptırmışsa o ruhun sende olması lazım. Sen ehl-i Kur’an bir adamsın, ehl-i sünnet bir adamsın; sende olmayacak da kimde olacak o ruh? Zannediyor musun ki, Endülüs’ü inşa eden büyük İslam medeniyetinin, burçlarından birini inşa eden adamlar bugün yaşasaydı o gün yaptıkları şeyleri yaparlardı? Hayır, başka şeyler yaparlardı.’

KOMÜNİSTİN İYİSİ MÜSLÜMAN OLUR

Türkiye’deki solun dünü ve bugünüyle ilgili değerlendirmede bulunan Münib Engin Noyan, komünist felsefede bir insanın iyi bir Müslüman olması gerektiğini söyledi. Noyan, “Eğer komünistim diyen bir insan Müslüman değilse ideolojisini sorgulamalı” dedi.

‘Hep söylediğim bir şey var; komünistin iyisi Müslüman olur. Başka gidecek yeri yok. Varması gereken nokta odur. Eğer ciddi bir komünist Müslüman olmuyorsa kendi komünizmini gözden geçirsin; ne kadar komünist, ne kadar değil.

KUR’AN BİZİM ANTİ VİRÜS PROGRAMIMIZDIR

İslam dünyası başta olmak üzere tüm insanlığın maddi manevi sıkıntılarından kurtulmasının formülünün Kur’an’da olduğunu söyleyen Noyan, “Kimsenin anti virüs programları aramasına gerek yok dünyadaki her hastalığa en büyük ilaç ve koruyucu anti virüs mübarek Kur’an-ı Kerim’dir” dedi .

Dünyanın en güçlü, bizi perişan etmekte olan virüsünü ortadan kaldıracak en güçlü anti virüs programı, katiyen çökmez. Sen onu kullanmıyorsun öyle mi? Mübarek Kur’an bizim anti virüs programımızdır. Bizi her türlü, maddi – manevi kötülükten koruyacak olan tek ölçüdür.’

ENGİN_NOYAN

Prof.Dr Talip Küçükcan: Rusya’nın kara propagandası tutmuyor

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan AK Parti Adana Milletvekili Prof.Dr. Talip Küçükcan, Rusya ile Türkiye arasındaki gerilimi değerlendirdi. Rusya’nın, Batı medyasında yaptığı Türkiye aleyhtarı propagandanın tutmadığını belirten Küçükcan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye düşmanlığının Avrupalı halk nezdinde itibar görmediğini söyledi.

“RUSYA’NIN KARA PROPAGANDASI TUTMUYOR”

Bütün dünya basınına baktığımızda bugün, Türkiye ile ilgili kara propagandalar, Cumhurbaşkanımız ve ailesiyle ilgili söylenenlerin dünya medyasında tutmadığını görüyoruz. Ben bugün bu programa gelmeden önce taradım, acaba bu tür şeyler ne kadar ciddiye alınıyor diye; Türkiye ile ilgili, sayın Erdoğan ile ilgili muhalif olanlar bile artık Rusya’nın yalanlarına inanmıyorlar. Bunların bir psikolojik operasyon olduğu, kara propaganda olduğu belli. Fakat, Türkiye’yi bölgeden izole etme, soyutlama, yalnızlaştırma ile ilgili bazı gelişmelerin olduğunu da görmek gerekiyor.

“PYD’Yİ DESTEKLEMENİN ETKİSİ TÜRKİYE ÜZERİNEDİR”

Normal şartlar altında Suriye söz konusu olduğunda, bazı tarafların aynı masa etrafında otursalar da anlaşamadığını görüyorduk değil mi? Mesela, ABD ile Rusya hiç aynı yerde olmadı; Türkiye de aynı şekilde. İran, Türkiye ile aynı yerde olmadı. Duruş itibariyle söylüyorum, problemin çözümü açısından. Ama bugün geldiğimiz noktada PYD’ye ABD destek veriyor ki, düne kadar onları terör örgütü olarak görüyorlardı. Rusya devreye girdi. Bir taraftan Esad’ın elini güçlendiriyor, muhtemelen Ocak ayındaki görüşmelerde daha fazla toprağı elinde kontrol eden, daha güçlenmiş bir rejim olarak Esad orada masaya oturacak muhaliflerle. Diğer taraftan PYD’yi de aynı şekilde onlar desteklemeye başladılar. PYD’yi desteklemenin doğrudan doğruya etkisi Türkiye üzerinedir, gruplar üzerine değil.

TALİP_KÜÇÜKCAN

Yrd.Doç.Dr Vehbi Baysan: DAEŞ’i Sina Yarımadasına gönderecekler

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard.Doç.Dr. Vehbi Baysan, Avrupa’nın ve koalisyon devletlerinin DAEŞ’i yok etmek gibi bir dertlerinin olmadığını söyledi. Batılı devletlerin DAEŞ’le mücadelesini “vaziyeti kurtarmak” olarak niteleyen Baysan, DAEŞ’le ilgili yeni projenin örgütü Mısır’daki Sina yarımadasına çekmek olduğunu söyledi.

“DAEŞ’İ SİNA YARIMADASINA GÖNDERECEKLER”

Almanya’nın ve İngiltere’nin oraya bombardımana katılması aynı şey. Yani bir an önce vaziyeti kurtaralım, görünüşü kurtaralım ki kimse bizi Londra’da bir eylem olursa bir şey yapmadık diye suçlamasın. Önceliklerini kastediyorum. Şimdi olacak şu; bence bu konuda hiçbir fikirleri olmadığı için buradan IŞİD’i bir şekilde gönderme yolunu seçecekler, o bölgeden. Yeni adres neresi? Sina. 62 bin kilometrekare bugün IŞİD’in ve El-Kaide’nin militan kampları orada. Aynı zamanda Guardian gazetesinin haberine göre, 8 tane açık hava hapishanesi var. Orta Afrika’dan gelen göçmenleri buraya bir şekilde getiriyorlar, sizi Avrupa’ya götüreceğiz diye. Ondan sonra telefonu veriyor adamın eline, “Hadi ara aileni 100 bin dolar göndersin, yoksa öldürürüz.” Onlarca, binlerce insan ölüyor. Dünyanın en büyük felaket merkezidir orası. Çünkü, Camp David anlaşmasına göre, ne Mısır ne İsrail çekilmesinde bir şart öne koydular. Mısır ordusu ve polisi bu bölgeye giremez, anlaşma var. Şu an El Ariş bölgesi var, Mısır’ın sadece şehir olarak kontrol sağlayabildiği. Oraya da boyuna Sina’dan gelen militanlar saldırıyor, onlarca Mısır askerini öldürüyor; herkes seyrediyor.

VEHBİ_BAYSAN

Dr. Lütfi Özşahin: DAEŞ, Batı’nın yeni Frankestein’ı

A Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sunduğu Kadraj programına katılan dinler tarihçisi Dr.Lütfi Özşahin, DAEŞ’in günümüzün haricileri olduğunu söyledi. Batı’nın İslam dünyasını kendi içinde savaşa zorlamak için DAEŞ’i yarattığını belirten Özşahin, Ortadoğu’da mezhep savaşı çıkarılmak istendiğini söyledi.

“DAEŞ, BATI’NIN YENİ FRANKESTEIN’I”

DAEŞ son tahlilde Frankestein gibi bir şey. Nedir Frankestein? Batı’nın bir şekilde üretmiş olduğu, İslam’ı terörizm ile özdeşleştiren bir yapı ve aynı zamanda batı için İslam dünyasına müdahale etme noktasında kullanılan çok yararlı bir enstrüman.

“DAEŞ, İSLAM’IN İSLAM İLE SAVAŞIDIR”

Dine karşı dini savaştırmak, İslam ile İslam’ı savaştırmak. Yani DAEŞ’in siyasal zihnine vurgu yaptığımız zaman, siyasal aklına baktığımız zaman bunun yerel olduğunu söyleyemeyiz. Ezilen bir taban var ama o tabanı istismar ediyor. Ne yapıyor. Batı, DAEŞ, İslam ile İslam’ı savaştırmanın bir enstrümanıdır. Yani mezhepler savaşı çıkarmak, Müslümanları birbiriyle savaştırmak. Batı’dan alınan raporlarda, birçoğu pentagon kaynaklıdır, şunu söylüyor; “Artık bizim burada savaşmamıza gerek kalmayacak. Onlar zaten birbirleriyle savaşacaklar ve birbirlerini katledecekler.” DAEŞ kimi katlediyor? İsrail’e karşı mı savaşıyor? Ortadoğu’yu istila eden emperyal güçlere karşı mı savaşıyor? Hayır, orada Müslüman olduğunu söyleyen ama DAEŞ’e göre Müslüman olmayan tüm Müslümanları katleden siyasal bir akla sahip. İslam dünyasının felaketi böyle olacaktır. Dolayısıyla DAEŞ İslam’ın İslam ile savaşıdır. Haricilik de öyle değil midir? Hariciler insanları katlederken kimi katlediyorlardı? Müslümanları katlediyorlardı, Hz. Ali’nin taraftarlarını katlediyorlardı, Hz. Ali’yi katlettiler.

LÜTFİ_ÖZŞAHİN