‘Kadraj’ 26 Haziran Pazar 23:00’te A Haber’de…

BATI DÜNYASINDA İSLAM NASIL ALGILANIYOR?

DÜNYADA ARTAN İSLAMOFOBİ’NİN SEBEPLERİ NELERDİR?

İSLAM DÜŞÜNCESİ İLE BATI DÜŞÜNCESİNİN UZLAŞMASI MÜMKÜN MÜ?

İSLAM DÜNYASI İSLAMOFOBİ’YE KARŞI HANGİ ADIMLARI ATMALI?

KADRAJ’DA ZEYNEP BAYRAMOĞLU SORUYOR; YAZAR MÜNİB ENGİN NOYAN VE ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ YARD. DOÇ. DR. MERVE KAVAKÇI CANLI YAYINDA YANITLIYOR…

KADRAJ HER PAZAR SAAT 23:00’TE A HABER’DE…

 

 

Kalp Cerrahı Dr. Halit Yerebakan, antibiyotik kullanımı hakkında önemli açıklamalarda bulundu

Kalp Cerrahı Dr. Halit Yerebakan, antibiyotik kullanımı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.  A Haber’de Kadraj programına katılan Dr. Yerebakan, “Antibiyotikler enfeksiyona sebep veren ajanın bulunması için kullanılmak zorunda. Fakat hastaların 3 gün kullandım, iyi oldum demesi kabul edilemez. Antibiyotikler erken bırakıldığında vücuttaki bakteriler daha da güçlenir.” dedi.

‘ENFEKSİYON İÇİN ANTİBİYOTİK LAZIM’

Ameliyat esnasında hastaların mikrop kapmasını önlemek amacı ile temel antibiyotikler kullanıyoruz, bunlar da çok düşük kuşaklı antibiyotikler ama bir kişi de antibiyotik kullanmak veya, farklı tarzdaki antibiyotikler seçmek ihtiyacımız olduğu durumlarda mutlak suretle bir kültür sonucuna ihtiyacımız var. Sadece kültür de yetmiyor, hangi mikrobun varlığını tespit ettiysek ona yönelik bir antibiyotik kullanmakta yeterli değil. Artık kültür sonuçlarına göre antibiyogramlar da yapıyoruz. Biliyoruz ki bakteriler ve tüm mikrobiyel aile, her geçen gün bizim bilinçsiz kullandığımız antibiyotikler sayesinde onlar da kendilerini geliştiriyorlar ve günün sonunda artık dirençli hale geliyorlar. Biz dirençsiz oldukları veya duyarlı oldukları antibiyotikleri seçmek adına antibiyogram testlerini yapıyoruz. Dolayısıyla bir antibiyotiğin düzenli kullanılması için en başta bir enfeksiyon varlığı şart.

‘ANTİBİYOTİK ERKEN BIRAKILMAMALI’

Enfeksiyona sebebiyet veren ajanın bulunması ve o ajanın duyarlı olduğu antibiyotiklerin bulunup ona göre tedavinin doğru zamanda, kültürler temizlenene kadar yapmak lazım. ‘Antibiyotik tedavisinde ben  iyi oldum, 3 günde bırakım’ yaptığımız en büyük hatalardan bir tanesidir. Kuvvetli antibiyotik kullanıyorsak bile kürün tamamını kullanmamız lazım ki, eğer tedavi yarıda kalırsa siz bakterinin sizden sonraki nesle daha güçlenmiş halde kalmasını sağlıyorsunuz.

halit_yerebakan_01_b-7e561e7f-5234-4d8a-a715-750f413ded32

PROGRAMIN TAMAMI: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/kadraj-1466377125

Prof Dr İbrahim Saraçoğlu: Günümüzde gıdalar tamamen değişmiş durumda

Biyoteknoloji ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, günümüzde gıdaların nasıl değiştiğine dair çok önemli açıklamalarda bulundu. A Haber’de Kadraj programına katılan Prof. Saraçoğlu, “Günümüzde gıdalar tamamen değişmiş durumda. Efendim nenelerimizin yediklerinden yiyelim diyorlar. Ama ne mümkün! Günümüzde o gıdalardan eser kalmadı. Domatesin yaprakları elim kadar olmuş durumda.” dedi.

GÜNÜMÜZDE GIDALAR TAMAMEN DEĞİŞTİ

‘Siz neyi değiştirdiniz? İçindeki kimya değişti. Tamam yakışıklı maydanoz ama etkisi yok. Bugün bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin teknolojinin uyguladığı gıdalar üzerinde, tohumlar üzerindeki müdahaleler, biz insanlarımıza çöp yediriyoruz.’

‘Zayıflamak isteyen insanlar az yiyorlar, dikkat edin bir hafta sonra zayıflamaya başlıyorlar ama renkleri gidiyor, yüzleri çöküyor, sararmış bir renk halini alıyor, neden? Çünkü gıdalar üzerinden aldığımız kimyasallar, protein yapısında olduğu için, yağ dokunuzda depolanıyor bunlar. Siz zayıflamaya başlayınca yağ yanıyor ya, yani metabolize oluyor ya, depolanmış olan bu toksinler kana karışmaya başlıyor ve toksik etki gösteriyor böyle yaşlanmış, çökmüş bir halde karşınızda insan görüyorsunuz. İşte bunun da sebebi budur.’

KALIN BAĞIRSAK İLTİHAPLANMASI İÇİN KÜR

‘Bir kalın bağırsak iltihaplanması başlamışsa, lütfen bu kürü uygulayın göreceksiniz o ülseratif kolit nasıl düzelecek. Mesela mukoza salgısı yapmaya başlar ülseratif kolitte, orda ağır kokular, bunların kaybolduğunu göreceksiniz. Polik kürü; ıhlamur, kır papatyası ve kuru nane ancak bunların yakışıklı olanları değil. Çayını yapacaksınız bu üçünün.’

saraçoğlu

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/kadraj-1466377125

Dr Halit Yerebakan: Uzun yaşamanın 5 sırrı var

Kalp Cerrahı Dr. Halit Yerebakan, uzun yaşamanın sırrını anlattı… A Haber’de kadraj programına katılan Dr. Yerebakan, “İnsanın ne kadar yaşayacağını şüphesiz Allah bilir… Fakat ömrü uzatmak için 5 şeyi yapmak lazım… Bunlar; tansiyona dikkat etmek, sağlıklı beslenmek, bel çevre oranına dikkat etmek, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak ve stresten kaçınmak.” dedi.

“UZUN YAŞAMANIN 5 SIRRI VAR”

Şunu özellikle söylemek istiyorum; bir kişinin ne kadar sağlıklı ve ne kadar uzun yaşayabileceğini aslında istatistiksel olarak baktığımız zaman, tıp, bilim veya literatür bize diyor ki, ‘Yapacağınız 5 şey sizin ömrünüzün uzun veya daha sağlıklı olmasını sağlıyor.’ Bunların en başına tansiyonu koyuyorlar.

“TANSİYONA DİKKAT ETMEK”

Tansiyon o kadar önemli bir şey ki, araştırmalar şunu söylüyor; ‘Eğer kişi tansiyonunu bilirse rutin olarak takip ediyorsa ömrüne istatistiksel olarak 7 yıl ekliyor, eğer tansiyonunu dengede tutacak şekilde hayatını idame ettiriyorsa ömrüne 10 yıl ekliyor.’ diyor. Ama insan hayatından siz kanseri tamamen çıkartırsanız ancak ve ancak beklenen insan ömrüne 2,8 veya 3 yıl ekleyebildiğiniz gösteriliyor. Dolayısıyla tansiyonun bilinmesinin bile çok önemli olduğunu biliyoruz. Çünkü, tansiyon kalpte sessiz katil. Ne zaman sizin tansiyonla ilgili probleminiz olduğunu tespit ediyorsanız, vücudunuzda bir hasar verdiğinde iş işten geçmiş oluyor. O zaman benim bilmem gereken belirli rakamlar var, bunlardan başlıcası tansiyon. Tansiyonumuzun iyi değil, optimum olması ne kadar düşük o kadar iyi olduğunu bilmemiz lazım. 12’ye 8 normal tansiyondur ama optimum tansiyon dediğiniz zaman 11’e 7 deniyor. Dolayısıyla birincisi tansiyon.

“SAĞLIKLI BESLENMEK”

 İkincisi, sevebileceğiniz bir diyet planınız olsun ve sağlıklı yemeklerden oluşsun bu. Dolayısıyla yeme alışkanlıklarınızı da sağlıklı hale getirin.

“BEL ÇEVRE ORANINA DİKKAT ETMEK”

Üçüncüsü, bel çevreniz. Biliyoruz ki, bugün en önemli sebep ne kadar ağır olduğunuz değil, ne kadar geniş olduğunuz. Eğer bel çevreniz boyunuzun yarısını aşmışsa Yani 1.80 boyundaki bir kişinin, kadın-erkek fark etmeksizin beli 90 cm ve üzerindeyse işte o zaman sizin şeker hastalığı, obezite problemleriniz, kalp hastalığı problemleriniz artıyor. O yüzden bel çevremi de normale indirmem lazım.

“ZARARLI ALIŞKANLIKLARDAN UZAK DURMAK”

Dördüncüsü, zararlı alışkanlıklarınızdan mutlak suretle uzak durmanız lazım. Bunların en başında sigara ve alkol geliyor. Onun dışında diğer bağımlılıklar geliyor. Diğer bağımlılıklara ilaç bağımlılıklarını da eklemek lazım. Çünkü kişiler kendilerinin adeta doktora danışırken doktoru olsun. Siz bedeninizin verdiği sinyali doğru okuyabiliyorsanız bunu hekiminize aktarabiliyorsunuz, o zaman kendinizin doktorusunuz. Gidip ezbere ilaç kullanarak değil. Çünkü her kullandığınız ilacın karaciğere takılan bir karbon atomu var. Yani ömrünüzü etkileyecek birçok faktör bunun altına giriyor. O yüzden bağımlılıklardan da uzak durmamız gerekiyor.

“STRESTEN KAÇINMAK”

Beşincisi, stresten uzak durmanız lazım ama şunu unutmayın; dengeli stres çocukların bile büyümesinde önemli. Büyüme hormonunu tetikleyen en önemli şey nedir? Açlık, derin uyku, dengeli stres. Dengeli streste problem yok ama nefret ve kin devreye girdiği zaman ömrünüzden gidiyor. Stresiniz kalbinizi burkmasın.

halit yerebakan

Geleneksel tedavi neden önemli? Prof.Dr İbrahim Saraçoğlu anlattı!

Biyoteknoloji ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, geleneksel tedavi ile modern tıp arkasındaki farka dair çok önemli açıklamalarda bulundu. A Haber’de Kadraj programına katılan Prof. Dr. Saraçoğlu, “Öncelikle modern tıp esastır. Fakat maalesef geleneksel tedavi arka plana itilmiştir. Günümüzde modern tıbbın çözemediği birçok hastalık geleneksel tedavi ile çözülebiliyor.” dedi.

‘GELENEKSEL TEDAVİ İHMAL EDİLEMEZ’

‘Yıllardır bizde geleneksel tedavi ayaklar altına alındı, şu son 5-6 yıldır bir kimlik kazanmaya çalışıyor. Halbuki siz bir hasta olarak Avrupa’da bir doktora gittiğinizde ‘Bitkisel tedavi de yapıyor musunuz?’ diye hasta soruyor ve doktorlar bu konuda eğitimli. Ama bizde hekimlerimiz bitkiler üzerine konuşmaktan ‘bunlar çer-çöp, ot..’ biraz aşağılayıcı bir şekilde ve sanki kendileri böyle bir şey önerirlerse bundan utanıyorlar, sıkılıyorlar. Bunu basit bir şey gibi görüyorlar. Halbuki biz bugün biliyoruz ki modern tıbbın ilaçlarının tedavi edemediği bir çok rahatsızlığı destekleyici tedavi ile ortadan kaldırabiliyorsunuz. Bunlar en çok kronik hastalıklarda kullanılıyor. Kronik bir hastalık, yerleşik hastalıklarda. O kadar güçlü olan ilaçlar var ki, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar var mesela metotreksat veriliyor, bunun kimyasal adıdır. Bu ilacı verdiğiniz zaman benim en çok üzüldüğüm bu gruptaki özellikle gençlerde, çocuklardaki romatizmada , metotreksatı veriyor. Metotreksat kısırlık yapıyor. Çocuk yarın bir gün evlenecek kız veya erkek, kızlarda yumurtayı yok ediyorsunuz. Bunu uzun müddet kullandığı zaman hamile kalması ilerde mümkün olmuyor.’

İBRAHİM SARAÇOĞLU

Bahadır Yenişehirlioğlu: Almanya’nın kararı kabul edilemez

Avukat, Yazar ve Oyuncu Bahadır Yenişehirlioğlu, Almanya’nın skandal ‘soykırım’ kararı hakkında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. A Haber’de Kadraj programına katılan Yenişehirlioğlu, “Almanya’nın bu kararı kesinlikle kabul edilebilir bir karar değil… Soykırımlarla anılan Almanya’nın kendi ayıbıyla yüzleşmeden Türkiye’yi suçlaması çok ironik.” dedi.

“ALMANYA’NIN KARARI KABUL EDİLEMEZ”

Kalkıp da yakasında başka başka rozetler taşıyarak ve Türk düşmanlığına payanda olmuş, bu vatanda yetişmiş, bu kadim topraklardan beslenmiş insanların orada tam Türkiye düşmanı olarak yer almış olmalarını görmek de çok can yakıcı. Zor bir durum, zor bir süreç bu. O dönemi iyi irdelemek lazım. Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi tarihi arşivler açıldığı takdirde tarihçilere bu iş bırakılmış olsa, hem Ermeni kayıtları, hem Türk kayıtları yeterince incelenmiş olsa, hadisenin hiç de böyle olmadığı yani Ermeni diasporasının söylediği ve kullandığı gibi olmadığı çok açık ortaya çıkacak. 1915 Ermeni tehciri durup dururken alınmış bir karar değil ama biz kadim doğru, hak ve adalet kavramları üzerinden, 2016 senesinden bugünkü vizyondan o döneme baktığımız zaman hak ve adalet kavramlarından şaşmamamız, taviz vermememiz gerekiyor ama şu kesin; biz asla soykırım yapmadık.

“ALMANYA KENDİ AYIBIYLA YÜZLEŞMELİ”

Hitler Almanyası zamanında soykırımı gerçekleştirmiştir. Bizim böyle bir utancımız yok. Saraybosna’da Müslümanların, Avrupa’nın göbeğinde soykırıma uğramış olması bizim ayıbımız değil, onların ayıbıdır. Dolayısıyla utanacağımız bir tarihi geçmişimiz yok bizim ve biz, bize sığınanlara her zaman kucak açmışız. İspanya’dan kaçan, hayatını idame ettirmek isteyen Yahudilere bu topraklar kapı açmıştır.

BAHADIR_YENİŞEHİRLİOĞLU

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN: http://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/kadraj/bahadir-yenisehirlioglu