Aradığınız Gence Şu Anda Ulaşılamıyor 28.09.2016

Sohbetlerde gençleri eleştirmek kadar konforlusu yoktur. Nerede eski gençlerle başlar, biz böyle değildikle bitirirsin işi. Apolitiklikten sol kroşe, aklı havada olmaktan sağ kroşe atıp, sen ne anlarsınla şık bir tekme savruldu mu, zavallının hali kalmaz ayağa kalkmaya. Ben gençlere bakınca üç grup görüyorum.  Hızla apolitikleşenler: Bunlar internet alışveriş sitelerinin, moda bloglarının, Instagramın bir numaraları kullanıcıları. Dünya yansa bir bağ otları yanmıyor. Darbe sonrası halk sokaklarda demokrasi nöbeti tutarken onları kafelerde trend muhabbetleri yaparken gördük. Yediklerinin içtiklerinin fotoğraflarını çekmeden doyduklarına inanmıyorlar. Hatta bu fotoğrafları çekmek için yemek yediklerini bile düşünebiliriz. Bu grupta ideolojik olarak ayırt etmeksizin her tür genç var. Başı kapalısından tut, koluna Atatürk dövmesi yaptırana kadar.

Anarşizme özenenler: Demokratik hareketten anladığı şiddet göstermek olan bir grup bu. Sosyal medyayı da oldukça etkin kullanıyorlar. Herhangi bir siyasi tartışmaya katkıları sadece küfür düzeyinde. Ezberlenmiş slogan cümleleri var. Başını sonunu değiştirip sürekli tedavüle sokuyorlar. Bazıları anarşizmi söz boyutunda yaşarken bazılarının direkt uygulamaya geçtiğini de görüyoruz. Suça bulaşıyorlar ve dönülmez bir yola giriyorlar. Bu kara delikteki gençler de tek bir ideolojiye sahip değiller. Diğer gruptaki çeşitlilik burada da söz konusu. 15 Temmuz ile biraraya gelenler: En sevdiğim grup bunlar. İdeolojik olarak ne kadar farklı da olsalar darbeye karşı omuz omuza durdular. Meydanlarda birlikte nöbet tuttular. Aslolan vatandır gerisi teferruattır dediler. Tankın karşısına beraber çıktılar. Birbirlerinin etnik kökenlerini ve ideolojilerini sorgulamadılar, toprak ortak paydamızdır dediler. Hepsi alnından öpülesi gençler.

Bizi 2023 Türkiye’sine taşıyacak olan işte bu gençler.  Farklılığımızdan çoktur ortak noktamız diyen gençler.  Bu memleket için hep birlikte çalışmalıyız diyen gençler. Bu gençlerin sesini daha çok duymak istiyorum. Hatta hepimiz susalım onlar konuşsun. Onlar konuşsun biz kaybolan ümitlerimizi geri kazanalım.  Gelelim gençleri eleştirme mevzusuna. O kadar eleştiri yaptıktan sonra bu cümleyi abes mi buldunuz? Bulmayınız. Her konuda olduğu gibi eleştiri konusunda da dengeyi tutturmamız gerektiğini düşünüyorum. Ne yerden yere vurmalı, ne boş vermeli.

Aşırı eleştiriyi hiç dinlememeye bağlayanlardanım.  Gençlerle iletişimi eleştiri üzerine kurunca, kulaklarımız sağırlaşıyor.  Dünyada çok satan psikolog ve toplum yorumcu Dr. Jean M. Twenge’nin “Ben Nesli” kitabı gençler ve jenerasyon farkları ile ilgili farklı bir bakış açısı kazandırabilir size. Ama ben çok fazla jenerasyon farkına takılmadan şunu söylüyorum. Gençleri daha fazla dinlememiz gerekiyor. Düzeltiyorum, önce onları dinlememiz sonra konuşmamız gerekiyor. Biz dinlemeyi pas geçip konuşmaya başlıyoruz. Gençler anlatmak istiyorlar çünkü dertleri var. Modern dünyanın getirdiği problemler, aldıkları batı eğitiminin onlara dayattıkları ile geleneksel olan arasında sıkışıp kalıyorlar.  Eleştiriyi azaltıp, dinlemeyi çoğaltırsak parlak bir gençlik olacak.  Aksi takdirde aradığımız gence ulaşılamayacak, telefon hep kapalı olacak.

http://www.gazetebirlik.com/yazi/aradiginiz-gence-su-anda-ulasilamiyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.