Sefer 14.09.2016

Hac insanın Allah’a seferidir diyor Ali Şeriati.  Dünyanın dört bir tarafından gelen farklı renklerin farklı milletlerin bir olduğu ve tek olduğu… Ölümün sıradanlaştığı, hayatın farklı bir anlam kazandığı… Gerçek bir mahşer provasıdır Hac. Bir sefere çıkıyor insan, beraberinde milyonlarca Müslümanla, ama tek başına. Hem yaratıcısını arıyor hem de kendini.

Hac oldukça meşakkatli bir yolculuk ve bu yolculuk Kabe’yi terk ederek başlıyor. Yeniden gelmek üzere yola çıkıyorsunuz. İstikamet Arafat. Dünyanın dört bir tarafından gelen Müslümanlar büyük buluşma için Arafat’ta yani ilk tövbenin kabul edildiği, Hz. Adem ve Hz. Havva’nın kavuştuğu, onların yaratıcıyı bildikleri ve af diledikleri yere geliyorlar.

Yaklaşık 3 milyon Müslüman aynı anda aynı yöne dönüp ayağa kalkıyor ve yaratıcıya dua ediyor. Arafat’tan Müzdelife’ye, şuur ve idrak makamına yolculuk başlıyor sonra.  Sabaha karşı yine yola düşüyorsunuz ama bu sefer silahlarınızı kuşanarak. Çünkü vakit düşmanla karşılaşma, İsmail’ini kurban etme ve Aşk için vazgeçme vakti. Bir babanın Allah istediği için oğlundan, bir oğlun Allah babasından istediği için hayatından vazgeçtiği makama çıkıyorsunuz. İsmail’inizi kurban edip, terk ettiğiniz Kabe’ye geri dönüyorsunuz. Bilgi, şuur ve aşk makamlarından müteşekkil bir sefer bu. Sonsuz sabitlik ve sonsuz hareketten ibaret.

2015 yılında Hac mevsiminde iki büyük felaket yaşandı. İlki mataf alanındaki vinç kazası, ikincisi Mina’daki izdiham. Bu iki olayda binden fazla kişi hayatını kaybetti. Ben 2015 yılında hacı oldum. İki büyük faciaya da şahit oldum. Özellikle vinç kazasında orada idim. Bu meşakkatli hac yolculuğunun üzerinden bir yıl geçti.  Gitmeden önce bana, zor olan Hac değil sonrasıdır, demişlerdi. Döndüğüm zaman anladım ne demek istediklerini. Evet, gerçekten zor olan hac sonrası o duyguları muhafaza etmek, kurbanını, vazgeçtiklerini aklında tutmak, akdinden dönmemek.

Yaşadığımız hayatlar mekanikleştikçe, hissetmek zorlaşıyor. Allah ile olan ilişkimizi de sanal dünyanın bir parçası haline getirme eğilimlerimiz var. Hac ihram ile soyutlarken, kalabalığın içinde yaşadığın yalnızlıkla seni Allah’a yaklaştırıyor. Yaşanılan yalnızlık ise şehir hayatındaki yalnızlığa hiç benzemiyor. Kaçıp kurtulmak istediğin nefesini kesen bir yalnızlık değil, tam tersi serin rüzgarlar estiren ferah nefesler aldıran bir yalnızlık bu. Belki de en çok ihtiyacımız olan şey yani. Bilme, anlama ve hissetme… Bu duygularla izledim hac haberlerini.  Bu meşakkatli yolculuğu nihayete erdiren, Allah’la akitleşen tüm hacıların seferi mübarek ve daim olsun. Allah isteyen herkesi kavuştursun.

http://www.gazetebirlik.com/yazi/sefer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.