Sıla-i Rahim 17.09.2016

Topraktan yaratıldık, ömrümüzün sonunda yine toprağa karışacağız. Toprakla insan arasındaki ilişki sadece varoluşsal bir ilişki değil, bunun ötesinde bir bağımız var. Hem psikolojik hem fizyolojik olarak etkiliyor bizi, doğduğumuz topraklar. Bu nedenle şanslı görüyorum kendimi çünkü dünyanın en kadim topraklarında doğduk biz. Binlerce milletin üzerinde hayat kurduğu, sevinci ve hüznü ile ruh verdiği topraklar bunlar. Anadolu toprakları, medeniyetlerin beşiği.

Bu memleketin neresine gitsem oralı olurum ben.  Etnik kökenim karışık, biraz Rum, biraz Gürcü, biraz Laz ve çokça Türkmen’im. Kendini nasıl tanımlıyorsun diye sorarsanız tam bir Türk’üm derim. Aslım Karadeniz’den olduğu için de normal olarak biraz torpil geçerim kendi memleketime. Çayı, fıkrası, üzümü ama çokça insanı meşhur olan Rize’dir dedelerimin yurdu.  Geçtiğimiz hafta sıla-i rahime niyet ettim, memleketimin yolunu tuttum. Ailemin büyüklerini ziyaret ettim. Her bir evde ayrı bir sevgi ile sarıp sarmalandım. Uzun zamandır hissetmediğim bir huzur geldi misafir oldu ruhuma.

Rahmetli babaannem bir şey söyleyip de karşı taraftan anlaşılmadığını fark ettiğinde “gelirsin yaşıma gelirim aklına” derdi. Yirmili yaşlarda büyüklerime ve aileme bakışım ile şimdiki bakışım arasında müthiş bir fark olduğunu hissediyorum. Zaman, ailenin anlamını arttırıyor. Büyükler bir bir aramızdan ayrıldığında anlıyoruz varlıklarının ne denli önemli olduğunu.  Sıla-i rahimin bereketi bol gülümseme ile gösterdi kendini. Modern hayatlar ve şehirler esir ederken bizi, gülmeyi unutmuşuz sanki.  Geçtiğimiz günlerde “huzurum kalmadı” dediğim bir arkadaşım “en son ne zaman gökyüzüne baktın?” diye sormuştu, hatırlayamadım. İşte tam da bu yüzden memleketimde en çok gökyüzüne baktım. Şehir ışıklarının görünmez yaptığı gökyüzüne, yayladan bakınca fark ettim eşsiz ışık şölenini. O nasıl bir güzellik!

Zor bir yıl ve çok zor bir yaz geçirdik. Hüzün yılıydı bu yıl. Çok kaybımız oldu. Varsın birileri yaşanmaz deyip terk etsin, varsın çekilmez burası desin. Toprağı, suyu, dağları her şeyden öte insanı ile benzersiz bir memleket burası. Şükretmek için çok sebebimiz var.

Rize’yi bilmeyenler için birkaç uyarı yapayım en önemlilerinden. Yaylarında kalmadan Rize’yi görmüş olmazsınız. Fırtına’nın suyu teninize değmeden ayrılmayın Rize’den. Cesaretiniz varsa rafting yapın. Ardeşen’den vadiye sapıp Fırtına’nın yarenliğinde yukarı doğru tırmanın, Zilkale eşsiz manzarası ile sizi büyüler. Zilkale’ye gelmeden sola doğru saparsanız yol sizi Sal ve Pokut Yaylası’na götürür. Bu iki yayla arasında rüya gibi bir orman yolu var. Avusor Yaylası Ayder’in biraz daha üstünde, iki bin 400 metre rakımdaki bu yaylada konaklayıp daha yukardaki buzul göllerine yürüyüş yapabilirsiniz. Lakin sise dikkat, rehbersiz kaybolma ihtimaliniz var.

http://www.gazetebirlik.com/yazi/sila-i-rahim

Bir Cevap Yazın