TSK 2.0 31.08.2016

Genelkurmay Başkanlığı Türk ordusunun ve Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak M.Ö. 209’u zikrediyor. Yani ordumuzun iki bin yıllık tarihi var. Bu ordu pek çok isyanı bastırmış, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmış, yaklaşık kırk yıldır da terör örgütü PKK ile savaşıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri toplam güç ve sayı bakımından dünyanın 8, NATO’nun ise ABD’nin ardından 2.büyük ordusu.  Halkta karşılığı Peygamber ocağı olan bu birliğin komuta kademesi zihin olarak ne kadar halka yakın sorgulamak lazım.

Kişilerin eylemleri kendilerini konumladıkları yere göre şekillenir. Kenan Evren’in 1995 yılında yazdığı bu satırlar askerin kendini nasıl gördüğü ve nasıl konumlandırdığı konusunda küçük bir ipucu verebilir. “Ülke yönetimi kötü ellerde ve gidiş iyi değilse millet seçimdeki oyları ile onları temizlesin, bugüne kadar olduğu gibi hemen ordudan medet ummasın, ne duruyorsunuz müdahale etsenize demesin. Ederse de silahlı kuvvetlerimiz tahrik ve teşviklere kapılmasın, zira şimdiye kadar müdahaleler sonucu bozulan düzeni onardı da ne oldu? Müdahale düzeninde orduya alkış tuttular, normal düzene geçince kağıda kaleme sarılıp faşist ordu demediler mi?”

Ordunun temel motivasyonu Atatürk ilke ve inkılapları, bunların ne zaman ihlal edilmiş olacağı konusunda karar verme ve müdahale yetkisi de yine onlara ait. Bu anlamda kendilerini ayrıcalıklı ve halkın üstünde gördüklerini söyleyebiliriz (Kendisini halkın hizmetkarı olarak gören vatan evlatları müstesna). Bir ülkenin silahlı kuvvetinin kendini koruyucu olarak görmesinde bir sakınca olmayabilir ama asıl belirleyici nokta neyin koruyucusu oldukları. TSK kendini rejimin koruyucu olarak görüyor, halkın değil.

Tam da bu nedenle ordunun görev tanımı 2013 Temmuz ayında “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk Yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve muhafaza etmektir”, ifadesi, “Silahlı kuvvetlerin vazifesi; yurtdışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, TBMM kararıyla verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmaktır” şeklinde değiştirildi.

15 Temmuz sonrası yaşananlar bu konuda TSK içinde zihni bir değişime yol açmış olabilir. Çünkü halkın o akşam orduya verdiği mesajlardan biri de “senin görevin beni korumak, bana rağmen bir kalkışma yapmak değil”di. Genelkurmay Başkanının sözlerini en büyük asker bizim asker nidaları ile kesilirken, Paşanın halka selam durmasının anlamı büyük.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde FETÖ yapılanmasına dair detaylar ortaya çıktıkça insanın aklına ister istemez şu soru geliyor. Kırk yıldır terörle mücadele ediyoruz, aynı zamanda yaklaşık kırk yıldır devletin içine sızan bir terör örgütü ile karşı karşıyayız. Terör operasyonlarını komuta eden generalin darbenin bir numaralı ismi olduğu gerçeği yüzümüzde tokat gibi patladı.  Aynı general Suriye’deki DAEŞ hedeflerinin koordinatlarını veren ve bunlara top atışı yapılmasını emreden kişiydi. Açıklamasında “misli ile karşılık verildi”  diyordu.

Şu an yapılan Cerablus operasyonun ordu içindeki bazı komutanların direnci nedeniyle iki yıl geciktiğini de öğreniyoruz. Yedi düvel bir araya gelseydi bu kadar zarar veremezdi. Bizi bize benzeyenle vurdular ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Artık temizlenme, arınma ve yeniden yapılanma vakti.

http://www.gazetebirlik.com/yazi/tsk-20

Bir Cevap Yazın