Varlık İçinde Yokluk 03.09.2016

Birkaç yıl önce Kuzey Avrupa ülkelerinden birinde, ormanlık alanda zincirleme trafik kazası oldu ve birkaç kişi hayatını kaybetti. Ülkenin televizyonları hafta boyunca bölgeden canlı yayın yaptı. Durum size ilginç gelmiş olabilir. Gelmesin. Bir ülkede siyaset normal seyrinde olunca medya ya zincirleme trafik kazalarını ya da pandaların doğal yaşamını gündem yapar. Bizde böyle kazaların ömrü en fazla 3 dakikadır. O da daha önemli bir gündem maddesi… Özetle, gündemi hareketli, yaşaması zor bir memlekettir burası. Bakın tatil planları yaparken bir anda darbe yapılmak istendi ve biz yaz mevsimini yaşadığımızı bile unuttuk.

Yaz…  Deniz, kum, güneş, huzur… Yaz size bunları mı çağrıştırıyor? Şanslısınız. Benim için yaz, stres mevsimidir. Nedenini şöyle izah edeyim.  Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili ve adalar dahil sahil uzunluğu 8300 kilometre. 600’ün üzerinde havayolunu gerçek zamanlı olarak tarayarak fiyat karşılaştırması sunan, tatilcilerin en çok tercih ettiği arama motoru Skyscanner’ın yaptığı ankete göre dünyanın en güzel 15 plajından 5’i bizim memlekette. Bunlar, Muğla Dalyan’daki İztuzu, Antalya Kaş’taki Kaputaş ve Patara,  Muğla Fethiye’deki Ölüdeniz, Antalya Olimpos’taki Çıralı. Bendeniz için bu plajlar kartpostal görseli kıvamındadır. Bakar bakar iç geçiririm. Zira dünyanın en güzel sahillerine sahip olan memleketimde denize girmem kısıtlı bölgeler hariç mümkün değil. Her sene yaz mevsimi geldiğinde çılgınlar gibi tatil mekanı ararım. Son yıllarda özel işletmelerin bu konuda daha cesur davranması ve yerel yönetimlerin yol açması ile kadınlar plajı sayısında artış olsa da, mevcut ihtiyacı karşılamıyor. İstanbul’a yakınlığı nedeniyle çok tercih edilen Yalova Esenköy’de dört kadınlar plajı var. Ama deniz çoğunlukla pis ve dalgalı. Tesislerdeki korkunç müzikler ve tuhaf eğlenceler de cabası. (Sosyal ortamı yazmaya cesaret bile edemiyorum)

Tesettür otelleri olarak bilinen oteller verdikleri hizmetin çok üstünde aldıkları paralarla insanı hem canından hem tatilden bezdirebiliyor. Oteller dışardan yıldız yağmuru gibi görünse de içeri girdiğiniz anda yaşattığı toplama kampı ile devlet misafirhanesi arasındaki psikolojiyle sizi esir ediyor. Üstelik bu otellerin kadınlara tahsis edilen kıyılarının (ki genelde kadınların havuzla idare etmeleri isteniyor) muhafazalı olduğu da söylenemez, biraz açılmanız durumunda işin mahremiyeti ortadan kalkıyor. Mecbur diz kapağı yarımadalarında serinlemeye çalışıyorsunuz. Sayısal olarak baktığınızda da tesislerde ciddi bir adaletsizlik söz konusu. En geniş plaj, en büyük havuz erkeklere tahsis ediliyor. Diğer tarafta metrekareye 3 kadın 6 çocuk düşüyor.

Alternatif tatil planı yapmak isteyenler, bir parça huzur, biraz neşe ve illa ki deniz arayanlar için elde güzel seçenekler yok.  Ülkedeki kadın profili ve mevcut tablo düşünüldüğünde muhafazakar dindar aileler için tatil, çocukların ve beylerin tatili oluyor, kadınların yanına yorgunluk kar kalıyor.  Varlık içinde yokluk çekiyoruz. Ve bu çok saçma.

http://www.gazetebirlik.com/yazi/varlik-icinde-yokluk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.