Zihin Oynaşları

Geçtiğimiz hafta Fransa’dan gelen bir radyocu ile görüştüm. Konumuz üniversitelerde başörtüsü sorunuydu. Neler yaşadığımı, bu durumun beni nasıl etkilediğini, gelecekle ilgili neler düşündüğümü sordu.

Bu nazik genç kadın İstanbul’a ilk defa geliyormuş ve en yakın arkadaşından bu seyahatte kendisine eşlik etmesini istemiş. Bir saatlik röportaj saatler süren sohbete döndü. Sonrasında akşam yemeği yendi. Bir kere daha anladım ki, dini, ırkı, yaşam tarzı hiç fark etmeden kadınların ortak dertleri aynı. Sohbet nasıldı diye sorsanız çok kadınsı(!) derim.

Başörtüsü ile ilgili kişisel tarihim gösterişsiz ama anlamlıdır. Uygulanan şiddeti duygusal boyutta fazla yaşadım. Elbette bunun nedeni kişisel özellikler de olabilir. Yasak karşısında madden direnen ama duygusal olarak zayıf düşen biriyim.

Başörtüsü yasağı nedeniyle zihnimde oluşan anlamsız bağlantıları, yersiz alınganlıkları yok etmem uzun senelerimi aldı. En ufak bir ima karşısında kılıç kuşanarak saldıran, sonrasında çapraz sorgulamalarla kendini heba eden kız yok artık. Aklı selim değerlendirmeler yapmayı öğrendim zamanla.

Röportaj esnasında, eski yaşadıklarıma geri döndüm, tekrar tekrar düşündüm. Üniversiteye ilk başladığım günlerde başımı kapının tam önünde açardım. Ağır ağır hareketlerle çıkarırdım örtümü, katlardım. İç tülbendimin çapraz bağlarını çözmek iki dakikamı alırdı. Bunu neden yaptığımı uzun uzun sorguladım sonraları… Öyle ya bir insan neden kendi canını bu kadar acıttığını sorgulamalı. Anladım ki bu bir savunma mekanizması, kimse sizi incitmesin diye kendi kendinizi daha fazla incitmek…

Bunun bir de adı var literatürde ama yok o kadar değildir diyip geçiyorum…

Son soruları gelecek üzerineydi yeni arkadaşımın. Ne düşünüyorsun dedi. Neler yapmak istiyorsun. Hayallerin nedir?

Bakın bu hayal denen şey acayip bir şeydir. Zihin oynaşı derim ben hayal kurmaya. Çocuklukta otomatiktir, ergenliğe geçişle birlikte terk edilir. Yetişkin olduğu halde hayal kurmak gerçek dünyaya adapte olamadığınızı veya içinizde hala bir çocuğun yaşadığını gösterir. Zaman içinde hayatın acımasızlığına karşı sığınılan bir kale haline gelir. Elbette burada kastedilen hayaller, kariyer veya gelecek üzerine kurulan o sapına kadar yetişkin hayaller değil. Başka dünyalar başka renkler başka atmosferlerle ilgili…

Hayallerimi düşündüm sonra…

Sahi, gelecekle ilgili hayallerim nedir dedim kendi kendime. Geldi aklıma birkaç şey, sonra neden olamayacakları ile ilgili bahaneleri sıraladım.

Baktım ki hayallerimde de başörtülüyüm, hayallerim de yasaklı, hayallerim bile başörtülü…

29/04/2011

Siyah-Renk-Ne-Anlama-Geliyor

Bir Cevap Yazın